AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, yürütülen mücadeleyle PKK terör örgütüne en büyük zayiatın verdirildiğini, bundan sonra toparlanmalarının kolay olmayacağını bildirdi. 


Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 7 Haziran genel seçimlerinin ardından AK Parti'nin çok samimi bir şekilde çalıştığını ve bu kritik dönemde ülkede bir yönetim boşluğu oluşturmadığını söyledi.


Türkiye'nin bu dönemde çok kritik süreçlerden geçtiğine işaret eden Şahin, "Özellikle 'kurt dumanlı havayı sever' atasözünü hatırlatırcasına Türkiye'yi bölmek isteyen birtakım şer odakları ve bu şer odaklarının maşası durumundaki terör örgütleri, hemen düğmeye basarak amaçlarını gerçekleştirmek için kantonvari birtakım bölgeler oluşturmak için Cizre gibi Yüksekova gibi yerlerde 'öz yönetim' adı altında, öteden beri kafalarında oluşturmuş oldukları o projeyi uygulamaya yeltendiler ve terör birdenbire adeta hortladı" diye konuştu.


Şahin, "Nasıl olsa yönetim boşluğu var ülkede, AK Parti tek başına iktidarını kaybetti, önümüzde belirsiz bir siyasi süreç var. Tam zamanı" diye düğmeye basıldığını belirterek, şöyle devam etti:


"Başbakan Ahmet Davutoğlu, devletin diğer kurumlarıyla da çok uyumlu bir çalışma sergileyerek terör örgütlerinin amaçlarına ulaşamaması için her türlü devlet tedbirini almada öncülük yaptı. PKK terör örgütüyle şu ana kadar yapılmış mücadelede onlara en büyük zayiat verdirildi. Terör örgütünün verdikleri zayiat kendi aralarındaki telsiz konuşmalarına da yansıdığı basında yer aldı. Telsiz konuşmasında 'çok büyük zayiat verdik. Özellikle gençlik yapılanması tam bir hezimet yaşadı' diyor. Kim diyor bunu? Karayılan söylüyor. Demek ki PKK terör örgütüyle mücadelede yapılmış olan bu başarı, aslında AK Parti'nin ve başında Ahmet Davutoğlu'nun bulunduğu bu hükumetin bana göre takdirle karşılanması gereken bir başarısıdır"


"Bölge halkı terör örgütüyle arasına mesafe koydu"


Terörün asla amacına ulaşamayacağını vurgulayan Şahin, "Artık bölge halkı da terör örgütüyle arasına mesafe koymaya, terör örgütünden uzaklaşmaya başlamıştır. Bu Cizre'de de diğer yerlerde de yaşandı. Terör örgütü çok ciddi bir taban kaybetmiştir. Bu süreç devam edecektir. Terör örgütü asla amacına ulaşamayacaktır" ifadelerini kullandı.


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şahin, ülkenin birliği, beraberliği, bölünmez bütünlüğü konusunda hükümet, devlet, güvenlik güçleri ve milletle terörle mücadelede başarılı olacaklarını dile getirerek şöyle konuştu:


"Türkiye'nin başından bu belayı inşallah defedeceğiz. Türkiye terörle mücadele sebebiyle çok para ve imkan kaybetti. Türkiye'nin kalkınması için harcanması gereken o imkanlar maalesef terörle mücadele için kullanılır hale geldi. Böyle bir bela başımızda olmasaydı şu anda Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 20 binin üzerinde  25 bin dolar civarında olurdu ama biz bu sorunu inşallah devlet, millet el ele çözeceğiz."


"Bundan sonra toparlanmaları kolay olmayacak"


Başlatılan barış sürecinin amacının terör örgütünün silah bırakması ve unsurlarının sınır dışına çıkması olduğunu, ancak örgütün bazı dış güçlerden de destek alarak bunu bozduğunu aktaran Şahin, "Seçimlerden hemen sonra siyasi belirsizlik de bahane edilerek eylemlerine yeniden başlayan örgütün emellerini gerçekleştirmek için planladıkları bölgelere, özellikle sınır ötesi yapılanmalarına ciddi zayiatlar verdirildi. Bundan sonra toparlanmaları kolay olmayacaktır. Zaten devletimiz de buna fırsat vermeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.


"Türkiye'de ki siyasi belirsizlik ve istikrarsızlık ortadan kalkacaktır"


Şahin, çözüm süreci devam ederken bazı bölgelerde valilerin ve emniyet güçlerinin "çözüm süreci zarar görmesin" diye gelişmelere sessiz kaldıkları yönünde birtakım iddiaların olduğunu hatırlatarak, devletin gerekli birimlerinin konuyu incelediğini ve çıkan sonuca göre sorumluluk doğuran bir keyfiyet ortaya çıkarsa gereğinin yapılacağına işaret etti.


Gelmiş oldukları şu nokta da terörle mücadelede başarı konusunda ciddi bir mesafe alındığına dikkati çeken Şahin, şunları kaydetti:


"Ekonomide hiçbir panik yaşamaya gerek yok. Ekonomideki birtakım dengelerin bozulması iç nedenlerle değil, dış faktörlerin de çok önemli ölçüde etkilemesi sonucudur. Bütün bunlara rağmen Türkiye ekonomisi yine de ülkeler içinde yüzde 3 büyümeyle dikkati çekmektedir ama bir siyasi belirsizlik, ekonomik bakımından da bir belirsizlik ortaya çıkarıyor. Ekonomide de bir durgunluk olması böyle bir tabloda normal karşılanmalı ama 1 Kasım'dan sonra biz inanıyoruz ki Türkiye'deki siyasi belirsizlik ve istikrarsızlık ortadan kalkacaktır. Yeniden her alandaki dengede olduğu gibi ekonomide de denge yerine oturacaktır."