AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, seçim bölgesi Kahramanmaraş'ta, milletvekili adaylarıyla birlikte bazı sivil toplum kuruluşlarına bayram ziyaretinde bulundu. AK Partili Ünal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dün Ankara'da Alparslan Türkeş'in kabrini ziyaret ettikten sonra yaptığı açıklamayı eleştirirken şöyle dedi:
 
"Dün akşam izlemişinizdir. Devlet Bahçeli, Türkeş'in mezarı başında Cumhurbaşkanımıza hitaben;  'Senin hiç vicdanın sızlamıyor mu, bu gençler toprağa düşerken?' diyor. Dün çözüm süreci içerisinde siyaset kurumu Türkiye Büyük Millet Meclisi inisiyatif alarak bu sorunu çözmeye çalışırken, ona 'ihanet süreci' diyordu. Çözüm süreci istismar edilip, sabote edilip ve devlet meşru müdafaa hakkını kullanmaya başlayınca da bu defa şehitlerin kanından siyaset üretmeye başladı. Bunun adı çözüm değildir arkadaşlar. Bunun adı, çözüme katkı sunmak değildir. Bunun adı, sorunu kendi siyasetine malzeme etmektir."
 
Mahir Ünal, iki tip siyasetçi profili olduğunu anlatırken, şöyle devam etti:
"İki tip siyasetçi vardır. Sorunu çözmek için risk alan, irade koyan siyasetçi; sorunu kendi siyasetinin istismar malzemesi haline getiren siyasetçi. Maalesef bu sorunu kendi siyasetlerinin istismar malzemesi haline getirdiler. Biz 20 Temmuz'da DEAŞ, DHKPC, PKK, Türkiye'ye karşı ortak operasyon başladıktan sonra tabii ki devlet bu operasyonlara sessiz kalmayacak ve meşru müdafaa hakkını kullanacak. Ama bir şeyi unuttular. Türk Silahlı Kuvvetleri, eski Türk Silahlı Kuvvetleri değil. Savunma sanayimizi, son 13 yılda hem yerlileştirdik, hem geliştirdik, hem kendi Atak helikopterimizden Altay tankımıza, hem diğer taraftan yaptığımız yerli cirit füzesiyle, hem Amerika'dan ve diğer ülkelerden sıcak istihbarat almamıza gerek kalmadan yerli, kendi insansız hava araçlarımızla biz gerekli istihbaratı alarak gerekli operasyonları yaptık. Devlet gerektiğinde şefkat elini uzatır, gerektiğinde kudret elini uzatır. Burada asıl olan milletin, devletin bekasıdır; milletin dirliğidir, düzenidir. Şimdi burada sorun ne? Onlara göre büyük bir sorun var."


Mahir Ünal, Abdulhamid Han'a karşı yürütülen kara propaganda ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı yürütülen kara propaganda arasında fark olmadığını savunarak, şunları söyledi:
"Evlatlarımızın inşallah ağız tadıyla bayram yapması için, biz siyasetimizi bu ülkenin bu milletin çıkarlarından yana, bu milletin sorunlarını çözmekten yana sürdürmeye devam edeceğiz. Onlar bize küfür etseler de, kara propaganda yürütseler de, aka kara deseler de; az önce bir yerde ifade ettim. Abdulhamid Han'a karşı yürütülen kara propaganda ile bugün Cumhurbaşkanımıza karşı yürütülen kara propaganda arasında hemen hemen hiçbir fark yok. Çünkü bir lider milletinin bütün özelliklerini kendi şahsında ortak bir payda haline getirdiği zaman lider olur. Şimdi bugün Avrupa'nın ve dünyanın yaşadığı en büyük kriz, lider krizi. Türkiye'nin bir lideri var hamdolsun. Türkiye'nin geçmişte de liderleri vardı; Özal gibi, Adnan Menderes gibi. Açın arşivlere bakın Türkiye'nin, bu milletin hassasiyetlerini kendi şahsında tecessüm ettirdiği liderlere ne yaptırdığını bakın. Aynısını Tayyip Erdoğan'a yapıyorlar. Moskova'da cami yaptırıp, Putin'le cami açılışı yapan, Kuran tilaveti yapıp, dua eden adama kimin ne dediğine bakın. Yani meseleleri fazlaca açıklamaya ve izah etmeye gerek yok."