Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu'da bulunan Kurtulmuş, Ordu Valiliğini ziyaret etti. Burada gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurtulmuş, Bağdat'ta kaçırılan Türk işçilerin serbest bırakılmasına ilişkin, "Zaten işçilerin ilk günden beri nerede olduğu, ne şekilde, hangi şartlarda tutulduğu ile ilgili bilgilerimiz vardı. Sürekli ilk günden itibaren bırakılmaları ile ilgili bir ince diplomasi uygulanıyordu. Bu süreçte işçilerimizin bırakılmış olması hakikaten Türkiye için önemlidir. Önemli bir kazanımdır. Önemli bir başarıdır" diye konuştu.


Bu kadar uzun süre tutulan işçilerin her birine "geçmiş olsun" dileğinde bulunan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ailelerinin gözü aydın, milletimizin gözü aydın. Çok şükür bu badireyi de Türkiye kazasız belasız böylece atlatmış oldu. Ancak bu işçilerin kaçırılması ile birlikte bir şey daha net ortaya çıktı ki ne yazık ki bizim coğrafyamız da neredeyse hiç kimse emniyet içerisinde değildir. Hiçbir siyasi fonksiyonu olmayan, hiçbir şekilde ülkeler arasında ya da herhangi bir ülkenin kendi iç karışıklığı içerisinde en ufak bir sorumluluğu ve en ufak bir etkisi olmayan işçi kardeşlerimizin kaçırılıyor, bir türlü rehin tutuluyor olması, Irak'ta bölge ülkelerinde ve diğer ülkelerde ne kadar büyük bir istikrarsızlığın olduğunun da açık bir göstergesidir."


Kurtulmuş, bu istikrarsızlık ortamının bölgedeki bir sürü terör örgütlerinin faaliyet yapmasına müsait bir zemin oluşturduğunu belirtti.


Kurtulmuş, bölgedeki 7-8 ülkenin hemen hemen hiçbir şekilde yönetilemez durumda olduğunu bildirdi. Bunun çok büyük bir felaket olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Bu bölge için bir felakettir. Sadece o ülkeler için değil. Örnek olsun diye söylüyorum. Suriye'nin yönetilemiyor olması, Irak yönetiminin son derece güç olması, sadece bu ülkelere bir zorluk vermiyor. Bütün bölgeyi, bütün bölge ülkelerini, bütün dünya düzenini bozan bir istikrarsızlık olarak ortaya çıkıyor. Dolayısıyla işçilerin kaçırılmasının arkasındaki esas temel mesele budur. Bu bölge halkı huzur içerisinde yaşamayı hak ediyor. İnşallah bu rehine krizi, bizim orada kaçırılan işçilerimizle birlikte ortaya çıkan bu tabloyla hepimizin önünde büyük bir ders olarak dursun. Bir daha böyle olaylar yaşanmasın. İstikrarsızlık bölgede çok farklı insanların hayatını etki eden olumsuz bir faktör haline dönmesin" dedi.


- Seçimlerinde sandıkların taşınması


Kurtulmuş, 1 Kasım seçimlerinde bazı bölgelerde sandıkların taşınmasına da değinerek, şu ifadeleri kullandı:


"Başından itibaren söylediğimiz şey şudur. Demokratik bir seçimin varlığı için 3 tane temel gerekçe vardır. Bunlardan bir tanesi özgür bir seçim kampanyasıdır. Kampanya döneminde her kim, her parti, her aday ne söylemek istiyorsa bunu açık bir şekilde söylesin. Geçmiş dönemlerde birtakım baskılar dolayısıyla kampanya dönemlerinde siyasi partiler çok özgür değildi. Hatta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere kişilerin yasaklı olduğu, seçime sokulmadığı dönemler yaşadık. Çok şükür eski Türkiye'nin bu halleri geride kaldı. Şimdi insanlar ana dilde propagandalar olmak üzere istediklerini, istedikleri şekilde söylüyorlar. Özgür bir kampanya dönemi var" diye konuştu.


İkinci temel gerekçenin seçim günü olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Önceden, diyelim ki bazı yerlerde birtakım kamu görevlilerinin baskılarından şikayet ediliyordu. Şimdi onlar ortadan kalktı ama kusura bakmayın, birtakım devletin gücünü kullanarak yanlış iş yapanların baskıları ortadan kalkmışken, birtakım terör örgütlerinin seçim günü halka baskı yapmaları kabul edilebilir mi? Seçim günü halka baskı yapılması önlenecek ve inşallah seçimde insanlar kime oy veriyorsa, hangi partiye oy veriyorsa, kimi iktidara getiriyorsa başımızın üstündedir ama insanların sandık gününde özgür bir şekilde oylarını vermesi lazım" dedi.


Kurtulmuş, üçüncü temel gerekçenin ise Türkiye'nin çok çektiği açık oy gizli tasnif olduğunu belirtti. Kurtulmuş, "1950 öncesinde bu memlekette herkes oylarını açıkça attı, sandık sonuçları jandarma marifetiyle alınarak getirildi. Diyelim ki Demokrat Parti'nin kazandığı seçim sonuçları o zamanki Cumhuriyet Halk Partisi'nin hanesine yazıldı. Dolayısıyla sandıkların sayımları ve sandık sonuçlarının emniyetli bir şekilde il ve ilçe seçim merkezlerine ulaştırılması seçim güvenliğinin üçüncü ayağıdır. Bu halkanın herhangi bir yanındaki kopukluk, seçimi antidemokratik hale getirir" diye konuştu.


Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bazı yerlerde hassas bir noktada olunduğuna işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:


"Bazı terör grupları ve PKK yandaşları halka baskı yaparak oylarını seçim günü değiştirmeye çalışacaklar. Oylar tasnif edildikten sonra onlara tesir etmeye çalışacaklar. Buna müsaade edilemez. Burada Yüksek Seçim Kurulu ve seçim kurulları Türkiye'de seçimlerin güvenli bir şekilde yapılmasından sorumlu bir kurumdur. Yine ilgili yasa gereği yüksek seçim kurulu ve ilgili seçim kurulları nerede, hangi sandıkların, ne şekilde kurulacağına karar verir."