Kayseri'de Eğitim-Bir-Sen'in Ekim ayı il divan toplantısına katılan Taner Yıldız, kürsüde yaptığı konuşmasında Ankara'da meydana gelen patlamayı değerlendirdi.
Yıldız, "Hangi sendika olursa olsun. Hangi anlayış olursa olsun. İster biz sevelim isterse sevmeyelim. Terörün, şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu bir kez daha söylüyorum. DİSK'in, KESK'in, TMMOB'un ve TTB'nin katıldığı 'Emek Barış Ve Demokrasi Yürüyüşünde' bir ses bombasının patlatıldığı söylendi biraz önce, toplanma alanında yaralıların olduğu söyleniyor. Bunu şiddetle kınıyoruz. İktidar partisi olarak ve AK Parti olarak bunların her birisinin Türkiye'nin geleceğine istikrarına ve istikbaline matuf konular olduğunu biliyoruz. Hangi düşünce hangi fikir olursa olsun bizim bu düşüncemiz değişmez. Demokrasi dediğimiz budur. Herkesin fikrine saygılı olmak. Fikir hürriyetine sahip olmalarını desteklemek. O yüzden bundan sonraki muhtemel kargaşaların da önünü tıkamak açısından bunun milli bir görev olduğunu söylemek istiyorum” diye konuştu.
Rusya ile yaşanan gerginlikle ilgili de konuşan Taner Yıldız, "Yaklaşık 7 yıldır Rusya Federasyonu-Türkiye Karma Ekonomi Komisyon Eş Başkanlığına bakan birisi olarak, doğal gaz konusunda vatandaşlarımızdan sıkça sorular alıyorum. Rusya Federasyonu büyük bir ülkedir ama Türkiye Cumhuriyeti de küçük bir ülke değil. Kasım ayında G-20 toplantısına ev sahipliği yapacak olan bir ülkeyiz. Bunun yanında dünyada Çin'den sonra ekonomik olarak en hızlı büyüyen ülkeyiz. Coğrafyadan dolayı gelen avantajlarımızı sonuna kadar kullanmaya çalıştığımız ama coğrafyanın sıkıntılarını da göz ardı etmeyeceğimiz bir bölgedeyiz. Arap Baharıyla beraber gelişen siyasi olayların yalnızca içinde bulunduğu ülkeyi değil komşu ülkeleri de yakından ilgilendirdiğini hep beraber görüyoruz. Libya, Mısır kısmen Tunus, Suriye'deki insanlık dramı, Irak'taki büyük oyunlar, Ukrayna, Kırım ve İran'a uygulanan yaptırımları düşündüğümüzde dünyanın en hareketli bölgesinin Türkiye olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Yıldız, "Doğumuzdaki kaynakların dünya üretiminin yüzde 65'ine, batımızdaki ülkelerin de dünya tüketiminin yüzde 65'ini oluşturduğunu düşünürsek hele hele Türkiye'nin batının doğusundaki son ülke ve doğunun batısındaki tek ülke olduğunu düşünürsek medeniyetler açısından kültür açısından ekonomi açısından bunun önemini bir kez daha vurgulamış oluruz. O yüzden bizim şu ana kadar bu ülkenin idaresine konan güçlü iradenin her defasından daha fazla önemli ve ehemmiyetli olduğu bir döneme giriyoruz.
Hükümetlerin tek başına iktidar olması partimizin 1 Kasım seçimlerindeki hedefi olan tek başına iktidar olmasının her zamankinden daha fazla önemi var. Çünkü Türkiye üzerindeki oynanmak istenen oyunların güçlü bir iradeyle beraber geriye püskürtülmesi gerekiyor. O yüzden 1 Kasım seçimlerindeki tercihlerimizin yalnızca bir partinin AK Parti'nin ya da diğer bir partinin tercihi değil aynı zamanda ülkenin geleceği ile alakalı önemli bir tercih olduğunu bilmemiz gerekiyor. Doğal gaz ve petrolde tabi ki Rusya Federasyonu'yla ciddi bir ilişkimiz var ama bu ilişkinin bozulmasını göze alınmayacağı kanaatindeyim. Çünkü gerek Rusya Federasyonu gerekse Türkiye'nin kurumsal hafızası olarak bu tür konulara daha çok dikkat göstermesi lazım geldiği bir döneme girdik. Dün açıklamalarımız oldu. Rosatom ve Gazprom'un siyasi yüklerin altında yürüttükleri projelerin etkilenmeyeceğini açıkladıklarını gördük. Gerek nükleer santralle alakalı çalışmaların gerekse doğal gaz ticaretinin önündeki herhangi bir engel olmayacağını siyasetle tekniğin zaman zaman izole edilebileceğini kendileri de bahsettiler. Biz doğal gaz alıyoruz. Doğal gazı hibe yolla almıyoruz. Bağış olarak da almıyoruz.
Doğal gazı alıyoruz nakit olarak parasını ödüyoruz. Herhangi bir antlaşma yapılıyorsa herhangi bir müzakere sonucunda bir mutabakat sağlanıyorsa mutlaka her ülkenin çıkarı olduğu için sağlanıyordur. Bunlar tek taraflı olan konular değil. O yüzden ilişkinin korunmasına borçlu olan yalnızca bir ülke değildir. İlişkinin korunmasına her iki ülkenin de mutlaka gerekli itinayı göstereceğine biz inanıyoruz. Türkiye olarak biz hiç bir zaman için gerek içeride gerekse dışarıda gerginliğin tarafı olmadık bundan sonra da olmayacağız. Şu ana kadar başarıyla getirdiğimiz yönetimin bundan sonra artan dozlarda daha da devam edeceğini söylememe lazım. O yüzden herhangi bir sıkıntıya mal olacak noktaya gelinmeyeceği kanaatindeyim" şeklinde konuştu. Taner Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:
" Seçim beyannameleri belirlendi. Genel başkanları tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Bir vaatname ile bir taahhütname arasındaki farklı hep birlikte gördük. Partimizin sayın Başbakanımız, Genel Başkanımız tarafından seçim beyannamesinin kamuoyuyla paylaşılması bir taahhütnamedir. Bizim orada her söylediğimiz konu bizim yapacaklarımızla alakalıdır. Ama dışımızdaki partilerin her birinin vaatname ile alakalı uygulama noktasına ne kadar yakın veya ne kadar uzak olduğunu biz vatandaşımızın takdirine bırakıyoruz. Yapılan anketlerle beraber iktidardan uzaklaştığını gören bir kısım partiler vaatlerini daha yükselttiler. Dürüst olmamız lazım. Açık ve şeffaf olmamız lazım. O yüzden biz oradaki her söylediğimizin eğitim camiasıyla alakalı her yapacaklarımızın ve şuana kadar yaptıklarımızın arkasındayız. Her yapacaklarımızın ve şu anda yapacaklarımızın arkasındayız. Biz ne söylüyorsak yapacağımızı söylüyoruzdur. İnşallah bu konuda da vatandaşımızın da emin olması lazım geldiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Ben bu manada toplumu yönlendiren zihnini yöneten siz değerli eğitimcilerimize öğretmenlerimize 2015-2016 yılı eğitim öğretim yılında bir kez daha başarılar diliyorum. Sağlık sıhhat içerisinde inşallah nice eğitim yıllarına sevdiklerinizle beraber ulaşmanızı bir kez daha niyaz ediyorum.”