Saldırıya ilişkin son bilgileri, İçişleri ve Adalet bakanlarının da katıldığı basın toplantısında, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu verdi: 86 ölü, 186 yaralı. Ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu, düzenlediği basın toplantısında konuştu.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, saldırıyla ilgili araştırmaların sürdürüleceğini belirterek, "Şu anda böyle bir saldırıyı yapma kapasitesine sahip görünen yapılar belli: DEAŞ, PKK, MLKP, DHKP-C ve tüm bu olabilecek potansiyel suçlu örgütlerle ilgili olarak da soruşturma kapsamlı şekilde yürütülüyor" şeklinde konuştu.

Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde düzenlediği basın toplantısında, Ankara'daki saldırı nedeniyle çok derin, hüzün ve acı içinde olduklarını belirtti.

"Ülkemiz, halkımız, demokrasimiz büyük terör saldırısıyla hedef edinilmiştir" diyen Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu saldırı herhangi bir şekilde, tek bir gruba, o mitinge katılan vatandaşlarımıza ya da herhangi bir siyasi topluma karşı değildir. Çok açık şekilde ifade ediyorum, bu saldırı ülkemizin bütününe karşı yapılmış bir saldırıdır, bu saldırı halkımıza, bir bütün olarak her kesime yapılan saldırıdır ve nihayet bu saldırı demokrasimize yapılan saldırıdır, ülkemize yapılan saldırıdır. Çünkü, Türkiye ateş çemberi içinde, istikrarını korumayı başaran, demokrasiyle istikrarını bütünleştiren örnek ülkedir. Ülkemiz itibarına, huzuruna, istikrarına doğrudan bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Yine bu saldırı halkımızın her kesiminedir. Eminim ülkemizin her yanında, hafta sonunda normal bir gün yaşayan bütün vatandaşlarımız, bu saldırıyı kendilerine ailelerine, evlatlarına yapılmış bir saldırı olarak görmüştür.

Bu saldırının acısını hissetmeyen, bu saldırı sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımızın hüznünü yüreğinde hissetmeyen hiçbir vatandaşımızın olduğu kanaatinde değilim. Bu saldırı demokrasimize yapılan saldırıdır. Çünkü, bir kez daha sandıklara giderken, bir kez daha halkımızın iradesini sorma hazırlığındayken, böyle bir saldırının gerçekleştirilmesi doğrudan demokrasiyi, demokratik hak ve özgürlüklerini hedef edinmiştir."

"3 GÜN ULUSAL YAS İLAN ETME KARARI ALDIK" 

Saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlara bir kez daha rahmet dileğinde bulunan Başbakan Davutoğlu,  "Ailelerine, taziyelerimizi sunuyorum. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanımız ile istişare ederek, terör saldırılarında hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımız, şehit polislerimiz, askerlerimiz, korucularımız için 3 gün ulusal yas ilan etme kararı aldık. Bu karar ile terörü yapan kim olursa olsun, terör hangi kesimden gelmiş olursa olsun ve kimi mağdur etmiş olursa olsun, hepsine karşı 78 milyonun ortak hissiyatına tercüman olacağına inanıyorum" diye konuştu.

"Bugünler, zor süreçlerden geçilen günler. Her zamankinden daha çok birlik beraberliğe ihtiyaç hissettiğimiz günler" ifadesini kullanan Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün maalesef Ankara'da, siyasi görüşleri ne olursa olsun, kimi destekliyor olursa olsunlar, gösteri yürüyüşü hakkını kullanan vatandaşlara yönelik saldırıda, 86 vatandaşımız hayatını kaybetmiş bulunuyor. 62'si olay yerinde, 24'ü ağır yaralı olarak gelip vefat etmiş vatandaşımız var. Ayakta tedavi görenler hariç 186 yaralımız var.  Sağlık Bakanımız, Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımız olayın seyriyle ilgili detaylı bilgi verdiler."

Saldırıya ilişkin elde edilen bulgulara dair bilgi veren Başbakan Davutoğlu, "Daha sonra elde edilen bulgularla, bu saldırının iki canlı bomba tarafından gerçekleştirildiğine dair çok kuvvetli emareler oluşmuş durumda" dedi.

Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bir kez daha hükümetimiz adına, milletimiz adına devletimiz adına teröre karşı omuz omuza, bir arada olma çağrısında bulunuyoruz. Halkımıza ve halkımızın bütün kesimlerine sesleniyorum, bu tür durumlarda geçmişte olduğu gibi tam bir dayanışma içinde olacağımızı bir daha göstermenin vaktidir. Hükümetimizin ve ilgili bütün birimlerimizin bugün de dün de yarın da her zaman terör saldırıları karşısında en etkin şekilde mücadele etme kararlılığı olduğu konusunda hiç kimsenin tereddüdü olmamalıdır.

Geçmişte Diyarbakır'da, Suruç'ta, Reyhanlı'da yapılan saldırıların sorumluları yakalanmış, adalete teslim edilmiştir. Şundan emin olunuz ki bu saldırı kimin tarafından yapılmışsa, hangi örgüt bunlara destek vermişse,  arkalarında hangi gizli odaklar bu desteği sağlamışsa, hepsi ortaya çıkarılacak ve hak ettikleri şekilde cezalandırılıp adalete teslim edilecek." 

"TERÖRE KARŞI OMUZ OMUZA VERELİM" 

Bugünlerin, her türlü provokasyon, tahrik, nefret ve intikam dili kullananlara karşı, birlik ve beraberliği korumanın günleri olduğuna vurgu yapan Başbakan Ahmet Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Bütün halkımıza buradan tekrar tekrar sesleniyorum, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, hangi anlayışı, etnik veya mezhebi kökenden gelerek hangi düşünceyi benimsemiş olursanız olun, gelin hep beraber teröre karşı omuz omuza verelim ve bizden en farklı düşünenlere karşı her zamankinden daha fazla hoşgörülü, her zamankinden daha fazla onlarla birlikte ortak bir vatanın vatandaşları, ortak bir ülkenin kaderini paylaşan eşit kaderdaşları olduğumuz gerçeğini bir kez daha dünyaya gösterelim. Bugün ilan ettiğimiz yasın, bu anlamda 78 milyonun ortak hislerine tercüman olacağına inanıyorum." 

Davutoğlu, "20 Temmuz Suruç saldırısından bu yana her tür terör olayının, tehdidinin hep beraber yaşandığını" vurgulayarak, "O zaman yaptığım çağrıyla vurguladığım daveti bir kez daha tekrar ediyorum: Teröre karşı ortak tavırda buluşalım, ortak çağrıda buluşalım. Bu çerçevede Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli ile de tekrar görüşmeyi planlıyorum" ifadesini kullandı.

"GÜN BİR ARAYA GELME GÜNÜDÜR"

Bütün siyasi liderlerin, bugünlerde, özellikle teröre karşı tutumda birleşmelerinin önem taşıdığını vurgulayan Davutoğlu, "Ama bugün de bazı açıklamalarda gördüğümüz gibi terörün bir kısmını meşru, neredeyse, olması gereken veya olduğu zaman masum gösterilmesi gereken bir terör kategorisine koyup, terörün bir başka kısmının daha verileri ortada yokken halkı tahrik etmeye dönük açıklamalar yapmak, Türkiye'de demokrasinin, halkımızın talepleri karşısında intikam dili kullanmak kimseye yakışmaz. Gün, bir araya gelme günüdür. Gün konuşma, ortak tehdide karşı ortak bir bilinçle hareket etme günüdür" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu çerçevede buradan siyasi parti liderlerine AK Parti Genel Başkanı olarak hitap etmiyorum. Bildiğiniz gibi şu anda bir AK Parti hükümeti iş başında değil. Anayasal zorunlulukla ülkeyi seçime götürmek üzere görev almış bulunan bir Bakanlar Kurulu söz konusu. Böylesi zor şartlarda o ağır sorumluğu üstlenmiş Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak bütün siyasi partilere, tam da bugün demokrasimizi korumanın, ülkemizi, halkımızı korumanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bu çerçevede de bütün siyasi liderlerin söylemlerine, üsluplarına dikkat etmeleri, tahriklerden uzak durmaları, toplumda katlanarak artacak nefret, intikam söylemine kesinlikle kapılmamaları yönünde çağrıda bulunmayı gereklilik olarak görüyorum.

Yine, özellikle her zaman terör olayları karşısında duyarlı tavrını takdir ettiğimiz medyamıza bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Bu terör odakları tam da kendi propagandalarını yapabilmek ve ülkede bir panik havası estirebilmek için bugünlerde birçok görüntüyü sanal ortamda, internet ortamında ortaya atabilirler. Lütfen bu terör niyetlerine ve propaganda faaliyetlerine karşı, medya duyarlılığı ve toplumsal duyarlılık içinde, bunlara karşı ortak tavır alalım ve kesinlikle terör odaklarının oyunlarına alet olacak haberlerden kaçınmaya özen gösterelim."

"DAYANIŞMAYA DAVET EDİYORUM"

Bir çağrısının da uluslararası topluma olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bütün uluslararası toplumu Türkiye ile dayanışmaya bir kez daha davet ediyoruz. Bugün gerek doğrudan arayarak gerek yaptıkları açıklamalarla Türkiye'ye destek vermiş olan, taziye mesajı yayınlamış olan bütün devlet adamlarına, bütün ülke temsilcilerine teşekkürü, halkım adına, ülkem adına borç biliyorum. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki gün uluslararası toplumun da teröre karşı dayanışma günüdür. Terör ister DEAŞ, ister PKK, ister El Kaide, ister DHKP/C şekliyle ve formuyla gelmiş olursa olsun, hepsi teröristtir, hepsi insanlık suçu işlemektedir ve hepsine karşı ortak tavır sergilemek, hepimiz için zorunluluktur. 

Ümit ederim ki bu yaşadığımız acı olay halkımızın birlik ve beraberliğinin tahkim edilmesine ve ülkemizin geleceği konusunda ortak kader inancımızın yaygınlaşmasına ve omuz omuza vermemize ve gelecek ile ilgili olarak terörden azade bir Türkiye, terörden azade bir Ortadoğu, terörden azade bir dünya kurmamıza vesile olur."

Davutoğlu, "Bir kez daha hayatını kaybeden bütün vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum ve ülkemizin, milletimizin ve özellikle de hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı ve taziye dileklerimi iletiyorum" diye konuştu. 

"DEMOKRASİ TEHDİT EDİLMEK İSTENİYOR"

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir canlı bombanın İstanbul'da, bir başkasının Ankara'da, özellikle yargı mensuplarına yapılacak bir saldırı hazırlığı içinde yakalandığını belirterek, "Bütün bunlar bize, çok kapsamlı bir terör saldırısının Türkiye'yi hedef aldığını gösteriyor. Tek boyutlu, tek eksenli, bir gruptan sadece kaynaklanan değil, değişik grupların terör saldırılarıyla Türkiye'deki istikrar, ülkemizin demokrasisi tehdit edilmek isteniyor" dedi.

Davutoğlu, Ankara'daki terör saldırısıyla ilgili Çankaya Köşkü'nde basın toplantısı düzenleyerek, gazetecilerin sorularını yanıtladı. 

"Güvenlik zafiyetine ilişkin iddialar" bulunduğu belirtilerek, "Olayda güvenlik zafiyeti olup olmadığı yönündeki soru üzerine Başbakan Davutoğlu, olayın ardından güvenlikle ilgili yetkilileri toplantıya çağırdığını ve kapsamlı bir brifing aldığını belirtti.

Cumhuriyet tarihinin en acı olaylarından birinin yaşandığını, herkesin derin bir üzüntü içinde  bulunduğunu ifade eden Davutoğlu, bu derin hüznü yaşamanın yanında, olayın aydınlatılması için de son derece rasyonel şekilde bürokratik ve hukuki kurallar içinde gerekli çalışmaların yürütüleceğini açıkladı.

Güvenlik yetkilileriyle yaptığı toplantıda olayın seyri hakkında bilgiler verildiği aktaran Başbakan Davutoğlu, "Herhangi bir eksiklik, zaaf söz konusuysa ki bu konuda gerekli araştırmaların, incelemelerin yapılması talimatını da verdim, kesinlikle bu zaafın giderilmesi için gerekli tedbirleri alır, herhangi bir ihmal söz konusuysa, onun için de gerekli adımları atarız. Kimsenin bundan tereddüdü olmasın" dedi.

Başbakan Davutoğlu, olayın miting alanında gerçekleşmediğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Diyarbakır saldırısında edindiğimiz tecrübeden hareketle o zaman da arkadaşlara söylemiştik, miting meydanına bütün girenlerin, herkesin üstünün aranması, çevrenin yani alanın bütünüyle aranması... Bu arama alanlarına barikatlar konup gelen herkes aranarak miting meydanına sokuluyor. Buradaki farklı durum, Ankara garı önünden Sıhhiye'ye kadar olan alan daha miting alanı değil. Orada da gerekli araştırmalar yapılıyor ve herhangi bir bomba, patlayıcı yerleştirmesi tedbir olarak bir ön inceleme yapılıyor. Ancak orada tek tek kişiler aranmıyor. Çünkü daha miting meydanına ulaşılmış değil, miting meydanına gidecek güzergah orası. Anlaşılan o ki, tabii bütün detay ortaya çıkarılacak, bu grup içine sızmış ya da bu grup içinde daha önce de bulunan bir takım art niyetli iki kişi canlı bomba olarak o anda orada insan araması yapılmadığı için orada bu patlamayı gerçekleştirebiliyorlar. Ama dediğim gibi bütün detaylar incelenir, gerekli incelemeler, soruşturmalar yapılır, gerekli tedbirler alınır."

"KİMSENİN ŞÜPHE OLMASIN"

"Ankara ve İstanbul'da canlı bomba yakalandığını" açıkladığı hatırlatılarak, bunun yeni bir gelişme olup olmadığı sorulan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Canlı bombalar, şimdi bunu daha açık şekilde söylemiş bulunuyorum. Çünkü şöyle bir kanaat oluyor, sanki bu konularda istihbari eksiklik veya alınan tedbirlerde eksiklik varmış konusunda... Bir müddettir bazı PKK ve DEAŞ açıklamalarından da Türkiye'ye bir takım fedailerin gönderileceği, bunu PKK'nın Kuzey Irak'ta yaptığı çalışmalarda ve bu fedailer üzerinden Türkiye'de kaos çıkarılacağı yönünde bir takım istihbari çalışmalar ve bilgiler bize ulaşmıştı. Bunun için de bütün birimlerimize bu canlı bombalara karşı gerekli tedbirlerin alınması ve teyakkuzda bulunulması hususunda talimatlar verildi. Nitekim geçtiğimiz gün İstanbul'a gittiğimde valimizden de detaylı bilgi aldım. Daha çok DHKP-C bağlantılı bir canlı bomba İstanbul'da yakalandı. Bir başka canlı bomba da Ankara'da özellikle yargı mensuplarına yapılacak bir saldırı hazırlıkları içinde yakalandı. Bütün bunlar bize, çok kapsamlı bir terör saldırısının Türkiye'yi hedef aldığını gösteriyor. Tek boyutlu, tek eksenli, bir gruptan sadece kaynaklanan değil değişik grupların terör saldırılarıyla Türkiye'deki istikrar, ülkemizin demokrasisi tehdit edilmek isteniyor."

Türkiye'de bir kaos havası, panik havası yaşatılmak istendiğini ifade eden Başbakan Ahmet Davutoğlu, bu konuda güvenlik tedbirleri almak dışında en büyük güvencenin halkın sağduyusu ve demokrasinin gücü olduğunu vurguladı. 

Başbakan Davutoğlu, "Bu noktada bundan sonra halkımızla birlikte bütün mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın" dedi.

"BEN BURADAYIM"

Davutoğlu, bir gazetecinin, "Siyasi parti liderlerine çağrı yaptınız ama Demirtaş, 'İstihbaratçılar, kim olursa olsun, Başbakan olsun fark etmez, kelepçelenecekler' dedi. Bu sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Büyükşehirlerde yeni bir güvenlik modeli kurgusu düşünüyor musunuz?" sorusuna da şu yanıtı verdi: 

"Sayın Demirtaş'ın açıklamalarında gerçekten vahim unsurlar var. Bizim bileğimize ne takılacağına millet karar verir. Hukuki olarak da biz her an hesap vermeye hazırız. Ama hesap veremeyecek olanlar, halkı isyana teşvik edenler, 'terörist cenazelerine katılmayan milletvekilleri hakkında soruşturma açacağım' diyenler, açık olarak 'terör örgütüne sırtımı dayıyorum' diyenler, iki polisimiz evinde şehit edilirken, 'iki polisiçin bunca operasyona gerek var mı' diyerek, insan canını yok sayanlar, barış sözcüğü kullanıp arkasından daha dün, bugünkü hayatını kaybeden vatandaşlarımız ne kadar bizim için kutsal bir emanet ve hüzün kaynağıysa, dün daha Diyarbakır'da hamile eşinin ve üç yaşındaki çocuğunun yanında polisimizi şehit edenlere karşı sesini çıkarmayanlar halk tarafından manen kelepçelenmiştir. Sayın Demirtaş'ın vicdanı kelepçelenmiştir, Sayın Demirtaş'ın izanı kelepçelenmiştir. Ben buradayım. Hesap soracak olan varsa buradayım, burada olacağım. Ankara'dayım, Diyarbakır'dayım, Konya'dayım. Türkiye'nin her yerindeyim. Ama Demirtaş, bütün bu suçlar karşısında, PKK terörünü masum gösterip, bugünkü terörü ki bugünkü terörün arkasında da PKK çıkabilir, DEAŞ çıkabilir, kimin çıkacağı ortaya konacak, bugünkü terörde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acıları üzerinde bir iç savaş çağrısında bulunuyorsa, 'devletin halkına yönelik suçudur' diyorsa ve halkı devlete isyana teşvik ediyorsa, esas bunlar hukuken de millet vicdanında da sorgulanacak, yargılanacak, hükmü verilecek bir tutumdur. Bugünkü terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın acıları üzerinde bir iç savaş çağrısında bulunuyorsa, 'devletin, halkına yönelik suçudur' diyorsa ve halkı, devlete isyana teşvik ediyorsa, esas bunlar hukuken de millet vicdanında da sorgulanacak, yargılanacak, hükmü verilecek bir tutumdur. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir siyasi, modern, çağdaş bir devlette hiçbir siyasi böyle bir terör saldırısı karşısında dönüp de devletini, ait olduğu siyasal yapıyı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması bağlamında söylüyorum onu, suçlamaz, teröristleri suçlar."

Selahattin Demirtaş'ın meselesinin, terörle mücadele, vatandaşların hüznü veya vatandaşların hüznünü paylaşmak olmadığını ifade eden Davutoğlu, "Bizim yüreğimiz yanıyor, bunu herkes bilir ama onun meselesi, bizim yüreğimizdeki yangını, ülke yangınına çevirmek. Ama eminim, HDP'ye samimi bir şekilde oy veren vatandaşlarımız dahi Demirtaş'ın bu ikili dilini, bu nefret söylemini gerektiği şekilde cezalandıracak, ona karşı gerekli tavrı ortaya koyacaktır" dedi. 

"MÜCADELEMİZ KARARLI BİR ŞEKİLDE SÜRECEK"

Gerçekten bugün siyasi polemik yapmak istemediğini belirten Başbakan Davutoğlu, "Ama bu derece sorumsuz açıklamalarla bizi terörle mücadeleden caydıracağını düşünüyorsa, kamu düzeni konusunda aldığımız tedbirleri erteleyeceğimizi, almayacağımızı düşünüyorsa yanılıyor. Biz, Ankara'da da olsa, terörle mücadele edeceğiz, Hakkari'de de olsa edeceğiz, DEAŞ yapsa da edeceğiz, DHKP-C yapsa da edeceğiz, PKK yapsa da edeceğiz, El Kaide de yapsa edeceğiz. Kim eline, halkın huzurunu bozmak için silah alırsa, kim bir yere halkın huzurunu bozmak için bomba, canlı bomba gönderirse onlara karşı mücadelemiz kararlı şekilde sürecek" diye konuştu. 

Milletin bundan emin olmasını isteyen Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Milletimizin her kesiminin, hangi partiye oy verirse versin, Türkiye'yi seçime götürmekle sorumlu, Anayasal görevi yerine getiren Başbakan olarak hitap ediyorum halkıma, AK Parti Genel Başkanı olarak değil, bu ülke hepimizin ülkesi. Cumhuriyet Halk Partili, Milliyetçi Hareket Partili, HDP'li ve Meclis'te grubu olmayan partilere oy veren bütün vatandaşlarımıza da sesleniyorum, gün, birlik, dayanışma günüdür.

Bir parti adına seslenmiyorum, bu ülkenin geleceği adına sesleniyorum, ne olur en aykırı görüşlerde bile olsanız, birbirinizle kucaklaşın. Sizin aranıza şiddet tohumu ekmek isteyen siyasilere, tahriklere kapılmayın, sizin aranızda şiddet tohumunu böyle acılı terör olaylarına dönüştürerek, büyük bir yangına çevirmek isteyen teröristlere karşı da omuz omuza olunuz. Bütün bu karanlık günler geçer ama ülkemiz, halkımız ve ülkemiz ve halkımızın en büyük gücü olan demokrasimiz mutlaka yaşayacaktır."

"KILIÇDAROĞLU'NUN ÇAĞRISI DOĞRU"

Bir gazetecinin, "Kemal Kılıçdaroğlu, 'Biz size açık çek veriyoruz. Terörü bitirmek için ne istiyorsanız destek vereceğiz' dedi. Demirtaş açıklama yaptı, 'Mafyalaşmış bir devlet anlayışıyla karşı karşıyayız' dedi. Ve bu saldırıyı Diyarbakır ve Suruç saldırılarının benzeri olarak nitelendirdi. Bu görüşleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir de bu saldırıda Diyarbakır ve Suruç ile bir bağlantı tespit edebildiniz mi? Veya herhangi bir örgüte karşı elinizde bir veri var mı?" sorusu üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun açıklamasını, böyle bir günde yapılan doğru bir çağrı olarak değerlendiriyorum. Bugünler omuz omuza, dayanışma içinde olma günleridir. Ama şunu da söylemeyi zorunluluk olarak görüyorum. Onun için ısrarla vurguladım. Bu hükümet AK Parti hükümeti değildir. 7 Haziran sonrasında millet hiçbirimize tam anlamıyla sorumluluk vermedi. Eğer bir tek parti hükümetine sorumluluk vermiş olsaydı, bütünüyle bu sorumluluğu biz üstlenmiş olurduk, bundan da kaçınmazdık. Ancak hükümet kurma imkanı olmayınca, Anayasamızın 176. Maddesi gereğince Cumhurbaşkanımızın verdiği görev ile ben yine Anayasa'nın öngördüğü şekilde, ülke hükümetsiz kalmasın, terörle mücadele yürürken 'ülke sahipsiz kalmasın' diye bütün partilerimize, bu arada CHP milletvekillerine de bakanlık teklifinde bulundum."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve CHP'nin daha kendilerine teklifte bulunmadan bu hükümete katılmayacaklarını beyan ettiğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, "Bugünlerde siyasi polemik yapmak istemem. Ama, eğer Sayın Kılıçdaroğlu ve CHP bu hükümete katılmış olsalardı, teröre karşı dayanışma konusunda en büyük desteği vermiş olurlardı. Bu yükü omuz omuza kaldırırdık. Bu ülkeyi seçime hep beraber götürürdük. Ama maalesef bu sorumluluğu ortak olarak almak konusundan imtina ettiler ve kendi milletvekillerinin görev almasını da engellediler" diye konuştu.

Davutoğlu, yine de bu çağrıyı olumlu gördüğünü belirterek, şöyle konuştu:

 "Bu sebeple de Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Bahçeli ile görüşmeyi, birlikte de ayrı ayrı da olsa görüşmeyi düşünüyorum. Arkadaşlarım bu konuda temas edecekler. Keşke bugün 23 Ağustos'tan sonra bir zaruret haline gelmiş olan bir hükümet kurma çabasında hep beraber olabilseydik. Keşke böyle zorlu günlerde, terörle mücadele ettiğimiz bu süreçte, seçime doğru ülkeyi demokratik şartlarda götürme mücadelesi verdiğimiz bugünlerde, AK Parti, CHP, MHP ve Anayasal zorunluluk olarak HDP'nin bulunduğu ortak bir ulusal birlik hükümeti anlamında bir hükümetle bütün bu zorlukları göğüsleyebilseydik. Ama bu konuda olumsuz tavır takınılması, aslında bugün sergilenmesi çok kolay olabilecek bir dayanışmayı baştan engellemiştir. Ama dediğim gibi buna rağmen bu çağrıyı olumlu görüyorum ve kendisiyle de görüşmeye hazırım."

"HERKESİN MASKESİNİN NASIL DÜŞTÜĞÜNÜ GÖRDÜK" 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklamalarına da değinen Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Sayın Demirtaş'ın açıklamaları öncesinde, bu davete ve bu görüşme talebi, ortak olarak veya tek tek görüşme talebinde Sayın Demirtaş ile ilgili farklı bir tutum takınmayı düşünmüyordum. Ama yaptığı açıklamayı okuyunca gerçekten zor günlerde herkesin yüzündeki maskelerin nasıl düştüğünü bir kez daha gördük. Ben diyorum ki 'Bu ülkemize, halkımıza demokrasimize yapılan saldırıdır.' O ise 'Bu ülkenin birliğine, beraberliğine yapılan bir saldırı değil, devletin halka karşı yaptığı bir saldırıdır' diyor. Bu nasıl bir anlayıştır? Böyle günlerde  ortak bir dil kullanmak, bir demokrasi, birlik, ortak kader dili kullanmak yerine üç aydır şehit edilen onca askerimiz ve korucumuz varken, PKK'nın döşediği mayınlarla hayatını kaybeden, PKK'nın bombaladığı çorbacıda hayatını kaybeden siviller varken onları görmezden gelip bugün bu saldırıyı yapanlar, daha ortada kesin bir veri yokken, bu saldırıyı yapanlar konusunda hükme varıp bir de devleti mesul göstermek, Parlamento'da temsil edilen bir partinin genel başkanına yakışmaz. O açık bir tahriktir. Buradan bütün vatandaşlarımıza bu tahriklere kapılmamaları ricasında bulunuyorum."

Başbakan Davutoğlu, "Sayın Demirtaş, 6-7 Ekim olayında nasıl tahrik yapmışsa, nasıl halkı sokağa dökmüşse şimdi de aynı oyunun içindedir" diye konuştu. Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son üç aydır süre giden terörle mücadelede halkı sokağa dökemediler çünkü halkımız çok iyi biliyor ki şu anda devletin bütün meselesi kamu düzenini korumaktır. Halkımız çok iyi biliyor ki bölücü terör örgütü PKK onların hayatını karartan bir yapıdır. O gün sokağa dökemediği halkı şimdi bu açıklamalarla, günlerdir yapamadığı şeye böylesine ulaşmaya çalışıyorsa buradan bütün vatandaşlarıma yüreğimin derinliğinden sesleniyorum, bu tahriklere gelmeyin. Hangi siyasi görüşte olursanız olun, iktidara, devlete karşı ne düşünmüş olursanız olun lütfen bu tahriklere kapılmayın."

"SURUÇ'TA DA DİYARBAKIR'DA DA SORUMLULAR YAKALANDI"

Başbakan Davutoğlu, her türlü güvenlik tedbirini alacaklarını, ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini belirterek, "Ama en büyük güvencemiz halkımızın sağduyusudur, bilincidir" dedi.

Halkın sağduyusuna hitap ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Demirtaş'ın bu sorumsuz açıklamaları karşısında bu sağduyuya sığının. Bu haince cinayeti işleyen, bu katliamı işleyen kimse gereği yapılacak. Yine Demirtaş, 'Suruç'ta ve Diyarbakır'da sorumlular yakalanmadı' diyor. Suruç'ta da Diyarbakır'da da sorumlular yakalandı" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Reyhanlı'da saldırıyı yapanlar Suriye rejimiyle bağlantılı kişiler hukuka teslim edildi. Hiçbir terör olayının üzeri örtülmemiştir, her terör olayına karşı da gereken cevap verilmiştir. Biz DEAŞ mevzilerini, Suriye'de 23 Temmuz'da niye hedef aldık? Niye DEAŞ'a cezalandırıcı bir dil kullandık? Doğrudan DEAŞ'a dönük operasyonlar yaptık? Çünkü 32 vatandaşımızın cinayetinin, katliamının arkasında DEAŞ vardı ve cezalandırdık. Aynı şekilde iki polisimizi evinde uyurken şehit eden, arkasında da PKK olduğu için cezalandırdık, cezalandırmaya da devam edeceğiz."

"BÖYLE BİR SALDIRIYI..."

Türkiye'nin kamu düzenini, halkın huzurunu bozan faaliyetlere göz yumulacağı kanaatiyle dikkatleri başka yere çekmeye çalışmanın kimseye fayda getirmeyeceğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "Terörist teröristtir, terörü kim yaparsa yapsın insanlık suçu işlemiştir" dedi.

Davutoğlu, saldırıyla ilgili araştırmaların sürdürüleceğini belirterek, "Şu anda böyle bir saldırıyı yapma kapasitesine sahip görünen yapılar belli: DEAŞ, PKK, MLKP, DHKP-C ve tüm bu olabilecek potansiyel suçlu örgütlerle ilgili olarak da soruşturma kapsamlı şekilde yürütülüyor. Daha önce 'kuzey Irak'tan bir takım canlı bombaların Türkiye'ye sokulacağı' istihbaratı alınmıştı. Buna dönük olarak da son üç gün içinde kamuoyumuza bir kısmı yansıdı ama birçok canlı bomba, bir tanesi Ankara'da biri İstanbul'da olmak üzere yakalandı" ifadesini kullandı.

Terörle mücadeleyi çok kapsamlı bir mücadele olarak nitelendiren Başbakan Davutoğlu, "Güvenlik birimlerimizin önleyici tedbirlerle elde ettiği sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmaz çünkü onun arkası gelecek olan takibi gerektiren olaylardır. Ama bugün de bu anlamda arkasında kim varsa, hangi örgüt varsa bu örgütlerin ortaya çıkarılmasına kadar da bu mücadelemiz sürecek. Biz terör olayı karşısında herhangi bir farklı tutum alınmasını doğru görmeyiz" dedi.

Toplantıda, Başbakan Yardımcıları Yalçın Akdoğan ve Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Kenan İpek, İçişleri Bakanı Selami Altınok, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Başbakanlık Müsteşarı Kemal Madenoğlu da hazır bulundu.