Ankara'daki bombalı saldırı hatırlatılarak, Türkiye'nin seçim atmosferine girememesiyle ilgili soruya Yıldız, “Türkiye birçok alanda değişim gösteriyor. Aslında seçimlerin algılanması yapılış şekli, tarzı, üslubuyla alakalı da değişim söz konusu. Teşkilatların, vatandaşlarımızın seçim kampanyasına bakışında da kısmen farklılaşmalar var” diye konuştu.
“ORADA TEK PAYLAŞILACAK KONU ACIDIR”
Ankara'daki saldırının Kayseri mitinginin olacağı gün gerçekleştiğini hatırlatan Yıldız, “Türkiye'yi büyük bir acıya gark eden bu hain terör saldırısı, aslında yakın siyaset tarihinde değil yalnızca insanlık açısından da son derece çarpıcı bir örnektir. Kara bir lekedir. Terör gerçek yüzünü bu tür meydanlarda daha fazla gösteriyor. Ama bunun üzerinden istismar edenler, kanı istismar edenler, insan ölümünü, terörü istismar edenler siyasetende burada bir sınav vermişlerdir. Bu sınav bir kısım partiler tarafından kazanılmış, bir kısım partiler tarafından da kaybedilmiştir. Politika, siyaset birçok konu üzerinden yapılabilir ama ölenler için onun üzerinden siyasetin yapılması doğru değil. Orada tek paylaşılacak konu acıdır. O acıyı biz sahiplendik. 3 günlük yas ilan ederek de bütün Türkiye'de farkındalığın oluşmasını sağladık” ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK KAMBURLARINDAN BİR TANESİ, BU SEBEBİN EN ÖNEMLİ GEREKÇELERİNDEN BİR TANESİ TERÖRDÜR”
New York Times'ta Türkiye için 'acıda ve sevinçte birleşemeyenlerin ülkesi' başlığının atıldığının sorulması üzerine Yıldız, şunları kaydetti:
“Acıda ve sevinçte birleşemeyenler bu bir hedeftir, politikadır. Bu Türkiye üzerinde yapılmak istenen çok ciddi analizlerle beraber organize edilen bir yapıdır. Bizim kutuplaşmamız, bizim bir kenara savrulmamız, Türk'ün Kürtün bir kenarda olması, birbirine uzaktan bakıyor olması dışarıdan ve içerideki işbirlikçilikleriyle beraber yapılmaya çalışılandır. Bir kısım insanların buna sevindiğini görüyoruz. Türkiye'deki oluşturulmaya çalışılan ayrılık noktasına kimler seviniyorlar, kimler üzülüyorlar. Biz buna sevinmeyiz, sevinemeyiz ancak üzülüyoruz. Bunun ortadan kaldırılması için de çok ciddi bir şekilde irademiz, çalışmamız var. Türkiye'nin ayrışmasına, sevincinde ve kederinde buluşamamasına sebep neyse o sebep ortadan kaldırılacaktır. Türkiye'nin en büyük kamburlarından bir tanesi, bu sebebin en önemli gerekçelerinden bir tanesi terördür. Terör er veya geç kaldırılacak. Bunun ara verilmesi, gevşetilmesi söz konusu değil. Bugün de Kayseri'de bir şehidimiz var. Bu şehitlerimiz oldukça bu canlarımız, bu yiğitlerimiz bizden gittikçe biz böyle bir mücadeleyi bırakma ihtimalimiz yok. Bunun oluşturduğu kutuplaştırmalar, PKK'nın bizi sevmesi, bizim PKK'yı sevmemiz söz konusu bile değil. Buluşacağımız nokta, Kürtleri istismar eden ve Kürtçülük yapan yapıyla değil, terör grubuyla beraber değil, biz Kürt kardeşlerimizle bir Türk'ün Kürt'ten, Kürt'ün de Türk'ten farkının olmadığını, 78 milyon aynı şeyi hissettiğini, bunun ayrımcılığını yapanların karşısında duracağımızı bir kez daha belirtiyoruz.”
Partilerin seçim zamanlarında, kampanya zamanlarında 1 Kasım seçimleri öncesinde partileriyle alakalı rekabeti gösterebileceğini söyleyen Yıldız, “Ama bu Türkiye'nin birliği, bütünlüğüyle alakalı konular olduğunda bütün partilerin, bütün sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin, aydınların, toplumun her kesiminin aynı noktada buluşacağını, hiçbir şekilde ayrımcılık yapılamayacağını defalardır söyledik” dedi.
“7 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÖNCESİYLE SONRASINDAKİ HDP'NİN EN BÜYÜK FARKI DEMİRTAŞ'IN SÖYLEMLERİDİR”
“7 Haziran seçimleri öncesiyle sonrasındaki HDP'nin en büyük farkı Demirtaş'ın söylemleridir” diyen Yıldız, “O şirin çocuk gitmiştir, yerine yine papatyalar arasında silahını takınmış ve oradan fotoğraf çektirmeye çalışan tip gelmiştir. Vatandaşımız buna hiçbir şekilde artık kanmıyor. Demirtaş, siyasette özellikle istismar alanını çok iyi tespit etmiş, vatandaşımızın duygularını istismar etmek, kendi duruşları, partisinin ve PKK'nın duruşları her ne kadar PKK ile biz özdeşik değiliz dese de bunun ipuçlarını değil, kendisini ortaya koydu. Her ne kadar böyle düşünüyor olsa da özdeşik, beraberce çalıştıkları bir yapıdır. Eğer siz TBMM çatısı altına girip de ondan sonra PKK'lı teröristin bizim askerimizi, polisimizi, güvenlik güçlerimizi şehit etmeye çalışan bir PKK'lı teröristin tabutunun altına giriyorsanız bunun daha fazlasını söylemek hakkıdır. O cenazelere gitmeyenleri disiplin kuruluna vereceğini söylemiştir. Tavır son derece açıktır, nettir, anlaşılabilirdir. Empati değil, daha fazlasını yapmamız lazım. Bizim komşumuzun, akrabamızın, mahallelimizdeki, şehrimizdeki, Türkiye'deki gelen şehitlerin ailelerinin yerine kendinizi koyun. O acıyı yüreğinizde hissedin. Ondan sonra ne yapabilecekseniz onu yapın. Bu anlayışların, düşüncelerin biran askıya alınıp da ondan sonra tekrar hayatınıza devam ettiği bir durum değildir” şeklinde konuştu.
“ASLINDA PKK'YA TAMAMEN SIRTINI DAYIYOR”
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Londra'da “Ben ve Figen Yüksekdağ, 'biz sırtımızı PKK'ya dayadık' diye bir cümle varsa ikimizde istifa etmeye hazırız” demecinin ve YPG'ye verilen destekten bahsetmesinin hatırlatılması üzerine Yıldız, şunları kaydetti:
“YPG'ye verilen destek masum bir destek miymiş? Sırtını onlara dayadıklarında olay masumlaşıyor mu? Aslında PKK'ya tamamen sırtını dayıyor. Siz şimdi PKK'ya terörist diyemeyeceksiniz, ondan sonra kalkıp PKK ile alakalı ovada siyaset yapacaksınız. Bunlar çok farklı şeyler. Vatandaşımız gerçek yüzünü görmek istiyor. Emanet oylar minimum yüzde 3'ten başlıyor. Ama ondan sonra kendisine bu emanet oy kelimesini, cümlesini kullanması lazım geldiği talimatı geldikten sonra. Cizre'deki olaylar bunu göstermiştir. Yüzde 95'ler civarında oy çıktığı halde, 120 bin kişilik büyük bir ilçede 4 bin kişi eylemlere katılmıştır. Sokağa dökülmek istendi insanlar onlar son derece şuurlu, bilinçli bir şekilde davrandılar. Biz Cizre'deki kardeşlerimize bu manada teşekkür ediyoruz. Aklıselimle beraber, Türkiye'nin istikrarına da koymuş oldukları katkıdan dolayı.”
Vatandaşın takiyeyi ve dürüst davranmamayı çok iyi seçtiğini ifade eden Yıldız, “Eğitim seviyesinden bağımsızdır bu konu. Sezgileriyle, sağduyusuyla bunu seçiyor. 7 Haziran seçimleri öncesindeki ve sonrasındaki söylemler Selahattin Demirtaş'ı ele vermiştir. Ben sırtımı PKK'ya dayıyorum desin, bunun bedelinin nasıl ağır olacağını bildiği için o cümleyi kullanmadan tamamen sırtını PKK'ya vererek yaptığı işlemlerdir” değerlendirmesinde bulundu.
“YSK'NIN EN SON ALMIŞ OLDUĞU KARARIN VEBALİNİN İNŞALLAH BÜYÜK OLMAYACAĞI 1 KASIM SEÇİMLERİ GEÇİRİRİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUZ”
Sandık güvenliğiyle ilgili ise Yıldız, “YSK'nın en son almış olduğu kararın vebalinin inşallah büyük olmayacağı 1 Kasım seçimleri geçiririz diye düşünüyoruz. Bu önemli bir karardır. Kararın hukuki olması doğru olacağı anlamına gelmiyor. Türkiye gerçek zeminine, gerçek normalleşmesine bu tarzda oturacak. 1 Kasım seçimleri yalnızca Ak Parti'nin tek başına iktidar olmasıyla alakalı yapılacak tercihlerin bir seçimi değil, aynı zamanda Türkiye'nin istikrarıyla, istikbaliyle alakalı, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesiyle alakalı bir seçim olacak. Türkiye çok yoğun, çok etkileyici bir 5 ay geçirdi. Bu herhangi bir 5 ay olmadı. Türkiye'nin büyümesiyle alakalı durup da nefeslendiği değil, ciddi bir ikaz aldığı 5 aydan bahsediyoruz. 13 yıllık AK Parti iktidarında ki bütün birikimler kimsenin inkar edemeyeceği, üç katına çıkmış ülke bir çok alanda reformlar yapılmış, bizim 13 yıllık birikimlerimiz bundan sonra ki oluşturulmaya çalışılan koalisyon hükümetiyle tüketilmeye çalışılmaktadır” ifadelerini kullandı.
“AK PARTİ'NİN BÖLÜNMESİ SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin “1 Kasım seçimlerinden sonra 4 parti değil 5 parti olacak” açıklamalarını değerlendiren Yıldız, “Siz yüzde 60 blokla beraber AK Parti'yi deviremiyorsanız artık başka şeylerden medet umduğunuz hale geldiğini gösterir. Bu siyasi nezaketle bağdaşmayan ve vatandaşımızın hoş görmediği bir nokta. AK Parti'nin bölünmesi söz konusu değildir. Ak Parti bütüncül yapısını bozmayı hiçbir şekilde düşünmüyor. Çünkü AK Parti yalnızca bir parti değildir, Türkiye'nin umududur. Böyle bir yapıda kimse farklı bir yapıya girmez” dedi.
Abdullah Gül'ün AK Parti'den ayrı bir parti kuracağı ihtimalinin olmadığını kaydeden Yıldız, “Böylesine bir ayrımcılık oluşturulmaya çalışarak Türkiye'yi bölmek istiyorsunuz; AK Parti içerisinde ayrım varmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz, sizin göreviniz bu mu kardeşim, sürekli ayrımcılık yapmak mı? Buna ne AK Parti camiası ne de tabanı, ne de vatandaşımız buna müsaade eder” diye konuştu.
“AK PARTİ KOALİSYON GÖRÜŞMELERİ SIRASINDA HİÇBİR ŞEKİLDE 'MIŞ GİBİ MİŞ GİBİ' DAVRANMADI”
AK Parti'nin MHP Genel Başkanı Bahçeli'ye koalisyon teklifinde bulunmadığı iddialarına da cevap veren Yıldız, “Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? AK Parti koalisyon görüşmeleri sırasında hiçbir şekilde 'mış gibi miş gibi' davranmadı. Son derece açık ve net bir şekilde tavrını ortaya koydu” ifadesini kullandı.
“BİZ DEMİRTAŞ'A DİYORUZ Kİ; 'BIRAKIN BAŞKASINI SENİ DAHİ PKK'NIN ELİNDEN KORUMAMIZ LAZIM”
“HDP'nin ikiyüzlü ve takiyeci yapısı 1 Kasım seçimlerinde kendini daha iyi gösterecektir” diyen Taner Yıldız, konuşmasına şöyle devam etti:
“ Bunun için artık boyanamayacak, üstü saklanamayacak birçok eylem yaptı PKK ve HDP bunların hiçbir tanesini kınayamadı. PKK, terör örgütüdür diye 78 milyon mutabakat sağladı değil mi? Selahattin Demirtaş, çıkacak diyecek ki biz PKK'yı terör örgütü olarak ilan ediyoruz. Çok zor bir şey değil dediğim. Bunun için çok fazla düşünmeye, filozof olmaya gerek yok. Bunu söylediği zaman görevinde kalmayacaktır, bırakmazlar. O yüzden biz Demirtaş'a diyoruz ki; 'bırakın başkasını seni dahi PKK'nın elinden korumamız lazım' eğer gerçekten samimiysen, bu tür ifadelerle çıkıyorsan seni koruyabiliriz. Ama çıkıp bunu vatandaşı ile paylaşacak. Kapalı kapılar ardında değil. Herhangi bir vatandaşımız HDP'ye oy verebilir, HDP'de barajı aşıyorsa Meclis'e girer ama Meclis'in kurallarına, şartlara uyarak. Benim şehidim varken, gidip PKK'lı bir teröristin cenazesini taşıyan bir milletvekili, aynı noktada buluşamayacağımız bir milletvekilidir.”
Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Ankara'da yaşanan patlamanın arkasında PKK ve IŞİD arasında işbirliği olduğu yönünde açıklamalarının sorulması üzerine Yıldız, “Türkiye'nin ortak düşman olduğuna dair her iki örgütün de söylemleri var. Niçin bu eylem için bir araya gelmesinler” diye konuştu.
Patlamanın detaylarının paylaşılmasının uygun olmayacağının altını çizen Yıldız, “Devam eden bir süreç var. O süreç bu ipin nereye kadar uzandığını, kimin tarafından tutulduğunun netleştirilmesi lazım. O yüzden konunun teknik taraflarıyla uzun uzun konuşmanın bu safhada kamuoyuyla doğru olmadığını Sayın Başbakanımız açıkladı. Bunun daha devamı olduğunu söyledi. Bu bilgiler mahrem bilgiler de kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi” dedi.
“DEMİRTAŞ'IN AÇIKLAMALARI AFFEDİLİR BİR ŞEY DEĞİL”
HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'ın 'katil devlettir' açıklamalarıyla ilgili Yıldız, “Son derece yanlış ve çok ciddi bir tepki alan bir açıklama yaptı. Siz 11 dakika sonra neyi nereden biliyorsunuz? Bunu peşinen devlet yapmıştır, nasıl diyorsunuz? Affedilir bir şey değil. Demirtaş'ın şunu da bilmesi lazım, halkımızın bunların hepsini iyi değerlendiriyor ve o insan kanı üzerinden yapılan siyasetin acı çekiyormuş gibi görünüp de daha meydan da gülen insanları unutmadık. Demirtaş'ta gülücüklerle birlikte orada bulundu, gerçekleri vatandaşlarımız çok iyi takdir ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Yıldız, konuşmasına şöyle devam etti:
“AK Parti olmasın adına bir kısım partilerin bu manada bir araya geldiğini görüyoruz. Ama AK Parti unutulmasın Türkiye'de birinci parti ve tek başına iktidar olma hedefini de daima önünde tutuyor. Bizim amacımız şu, ülkemiz adına 1 Kasım seçimlerinin tek başına iktidarla beraber sonuçlanmasının bundan sonraki dönemde ülke adına çok daha iyi olacağını bilmemiz lazım. Türkiye gerekli olanın her zamankinden daha güçlü bir partiye, güçlü bir iktidara, tek başına iktidara Türkiye'nin ihtiyacı var.”
Kayseri'de en az 7 milletvekili hedeflediklerini ifade eden Yıldız, “Şuanda 6'dan 7'ye doğru ilerliyoruz. 7 Haziran seçimlerinde şu ya da bu gerekçeyle partisini değiştiren, AK Parti'ye oy verdiği halde partisini değiştirenlerin bugün tekrar AK Partili olduğunu gördük. Gerek Kayseri'de, gerekse diğer illerdeki intibam Türkiye zor günler geçiriyor ama geçtiği en zor günler bu günler değil. Türkiye çok daha zor günler atlattı. Kimleri sevindirip, kimleri üzdüğümüze çok iyi bakmamız lazım. Vatandaşımız bizlerle, AK Parti'yle beraber ülkenin geleceğine, kendi geleceğine, Türkiye'ye veya bununla ilgili herhangi bir ümitsizliğe düşmesin. Biz inşallah varız ve 1 Kasım seçimlerinden sonra da ülkeyi yönetmeye talibiz” diye konuştu.