Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda soruları yanıtlayıp, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Akdoğan, DAİŞ ile mücadele maskesi altında bölgede bir siyasi nüfuz mücadelesi verildiğini belirterek, "Bu DAİŞ adeta bir İngiliz anahtarı gibi her kapıyı açan bir şeye dönüştü. Hem iç siyaseti tanzim etmek için hem de sınırları tanzim etmek için kullanılan bir enstrümana dönüştü" ifadelerini kullandı.

"Örgüt eşittir ölüm, devlet eşittir umut ve insancıl bir yaşam"

Halkın oyuna gelmediğini, örgütün bölge insanını düşünmediğini, kendi örgütsel hedefleri ve hegemonyasının peşinde koştuğunu gördüğünü dile getiren Akdoğan, şunları kaydetti:

"Halkın yaşamını çekilmez kıldı, büyük bir eziyete çevirdi örgüt. Halk bakıyor ki şehir merkezlerindeki bu yeni strateji, eylem türü halkın günlük yaşantısını mahvediyor, bölge insanı bunun tamamen mağduru oluyor. Ve burada amaç halkın, bölge insanının geleceği değil örgütün geleceği, hedefleri. Bunu vatandaşlarımız gayet iyi fark ettiler ve örgütün bu noktada kurduğu tuzak aslında boşa çıkarılmış oldu. Vatandaşımız şunu görüyor; bir tarafta okul, hastane yapan, halkı kucaklayan bir devlet var, öbür tarafta da okulları bombalayan, anaokulunu yakan, hastaneleri kurşunlayan, ateşe veren, halkın yaşantısını çekilmez kılan bir örgüt var. Örgüt eşittir ölüm, devlet eşittir umut ve insancıl bir yaşam. Vatandaş bunu gördü bundan dolayı da örgütün bu stratejisi boşa çıkarıldı."

"Örgütle, İmralı'yla bir görüşme söz konusu değil"

Akdoğan, örgütle ve İmralı'yla herhangi bir görüşmenin de söz konusu olmadığını söyledi.

 "Esed'in devlet terörüne Rusya da ortak oluyor"

Madaya'da olanlara da değinen Akdoğan, bölgenin tamamen rejim ve Hizbullah güçleri tarafından abluka altına alındığını ve büyük bir insanlık dramı yaşandığını belirtti. 

Yalçın Akdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün bu konularda duyarlılığımız çok yüksek. Ama maalesef bu konularda uluslararası toplum başından beri olduğu gibi yine bir duyarsızlık içerisinde. Bakın şu anda Türkmenlerin de bulunduğu bölgede hem rejim güçleri insanların kafasına bomba yağdırıyor hem de Rusya hem denizden hem havadan buraları vuruyor. Vurulan yerlerde terörist yok, ılımlı muhalefet ve Türkmenler var, siviller var. Okullar, hastaneler bombalandı, burada çocuklar siviller, öğrenciler hayatını kaybetti. Esed zaten devlet terörü uyguluyordu ve kendi insanlarını katlederek büyük bir suç işliyordu, şu anda Rusya da bu pervasız tavırlarıyla bu suça ortak oluyor."

Hakkari ve Şırnak merkezinin taşınması konusu

Yalçın Akdoğan, hükümetin Hakkari ve Şırnak şehir merkezlerini Yüksekova ve Cizre'ye taşımasına yönelik kararıyla ilgili, "Hükümetimiz bu konuya Sayın Başbakan'ımızın da vurguladığı gibi meseleye sadece güvenlik perspektifi ile bakmıyor. Burada şehirlerin daha iyi bir geleceğe kavuşması gerekiyor" dedi.

"Sürece ihanet ettikleri için çok zordalar"

"Bazı basın yayın organlarında, 'Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa (İmralı Notları)' isimli bir kitaptan alıntılara yer veriliyor, 3 Ocak 2013'ten 14 Mart 2015'e kadar geçen sürede DBP-HDP heyetlerinin Öcalan ile yaptığı görüşmelerin tutanakları yayınlanıyor. Bu tutanaklar arasında sizin adınız da geçiyor, bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Akdoğan, "Bunlar tamamen çarpıtmadır, kurgudur ve manipülasyondur. Bunların ne kadar bu meseleye ciddiyetsiz yaklaştıklarının bir göstergesidir. Bunlar hep o sürecin sonucunda ulaşılacak sonuç yerine, hep o süreci istismar ederek bir şekilde süreçten güç devşirmeye çalıştılar, süreçleri hep sabote ettiler" yanıtını verdi.

"Kırdığı potlardan kitap olur"

Akdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na açtığı dava hatırlatılarak, Kılıçdaroğlu'nun kullandığı "diktatör bozuntusu" ifadesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, Kılıçdaroğlu'nun, sözün ağırlığını hiç bırakmadığını belirtti. 

"CHP'nin başına daha önce de hükümeti çok sert eleştiren hatta sivri dille denilebilecek şekilde çok sert eleştiriler getiren genel başkanlar geldi ama böyle bir seviyeyi CHP Genel Başkanlığı koltuğu hiç görmedi" diyen Akdoğan, ilk defa bu kadar hakaret içeren sözlerin kullanıldığını ifade etti. 

Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret ederek siyasi kariyer yapmak istediğini vurgulayan Akdoğan, Erdoğan'a karşı bir siyaset yapmanın Türk siyasetinde moda haline geldiğini söyledi. 

Akdoğan, Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden siyasi prim yapmak isteyenlerin Erdoğan'ın arkasındaki büyük halk desteğini, halk sevgisini görmediklerini belirterek, halkın bunları kınadığını bildirdi. 

Kılıçdaroğlu'nun dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmasında da aynı çizgiyi sürdürdüğünü dile getiren Akdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Anamuhalefet genel başkanına yakışan bir tavır değildir. 'Yargıyı ayak bağı görenler diktatördür' diye bir tanımlama yapıyor bir cümlesinde, sonrasında da Cumhuriyet Savcısına 'sarayın kapı kulu' diye eleştiri getiriyor. Şimdi yargıyı eleştirenlere 'diktatör' diyeceksiniz sonra da Cumhuriyet Savcısına hakaret edeceksiniz. O zaman siz ne oluyorsunuz, bu yakıştırmayla siz ne oluyorsunuz? 'Ben Cumhurbaşkanı'ndan, Başbakan'dan korkmam' diyor. Biz ondan, birilerinden korkmasını beklemiyoruz, saygılı bir dil kullanmasını bekliyoruz. Kimse kimseden korkmak zorunda değil ama herkes birbirine azami saygıyı göstermek durumunda. Dün de izlediğiniz gibi pot kırma şampiyonluğunu egale etti. İnsanlar sürçülisan edebilir, bunu eleştirmek değildir maksadımız ama sayın Cumhurbaşkanımızın sürçülisanını eleştirirken kendisinin kırdığı potlar kitap olur. 'Allah'tan korkmayan bizler', 'bu makama şeref, namus sözü verdirerek gelmedik' vs. gibi birçok pot kırdı."

Akademisyenin imzaladığı bildiri

Akdoğan, 1128 akademisyenin imzaladığı bildiri ile ilgili olarak da şunları kaydetti.

"Burada baktığımızda tam bir deli saçması metin var ortada. Uzun uzun 'bunlar akademisyen bildirisi' diye ciddiye alınarak, analize tabi tutulacak bir metin yok. Ortada deli saçması bir metin var.

Devlet, bölge halklarını katlediyor ve sürgün ediyor' diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti, hangi bölge halklarını katlediyor, hangi bölge halklarını sürgün ediyor? Bu kadar gerçeklikten ve toplumdan kopukluk olabilir mi? Bu kadar gerçeklikten ve toplumdan kopuk olan bir insana aydın denilebilir mi."

Akdoğan, "Terör örgütünün lojistik birimi ve merkezi gibi bütün bu demokrasinin unsuru olması gereken aktörler kullanılıyor. Bunun da çok iyi görülmesi gerekir. HDP'nin terör şantajıyla siyaset yapması da doğru bir çizgide yürümediğinin bir alametidir" şeklinde konuştu.