Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ne zaman atağa kalksa, hep aynı oyununun sahneye konduğunu belirterek, “Silah bırakma aşamasına gelen bölücü terör örgütünün bölgeyi yeniden kana ve yıkıma sürüklemesinin gerisindeki saiklerin de gayet iyi farkındayız. Ama bunu başaramayacaklar” dedi. 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 13 ilden gelen muhtarları ağırlayan Erdoğan, konuşmasında ağırlıklı olarak terör örgütü PYD’ye destek veren ABD ile mülteci krizine gerekli desteği vermeyip Türkiye’ye akıl vermeye kalkan AB’yi hedef aldı. Cumhurbaşkanı özetle şunları kaydetti:
 ABD’YE:  PKK ile PYD’nin bir farkı var mı? YPG’nin bir farkı var mı? Bütün yazılı kayıtları bunların bizim elimizde. Amerika’ya diyoruz ki bu terör örgütüdür. Amerika’nın yetkilileri kalkıyor, ‘Hayır biz onları terör örgütü olarak görmüyoruz.’ Ey Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz? Ey Amerika! Ne PKK’yı bize tanıtabilirsiniz, ne PYD’yi bize tanıtabilirsiniz, ne YPG’yi bize tanıtabilirsiniz. Bunları biz gayet iyi biliriz. DAEŞ’i de biz biliriz. Ama bunların hiçbirini bugüne kadar tanıyamadınız. Tanıyamadığınız için bölge kan revan içinde. Bu nasıl ortaklık anlamak mümkün değil, defalarca söylememize, anlatmamıza rağmen karşımızda susuyorlar, gıyabımızda ‘Biz böyle bakmıyoruz bunlara’ diyorlar. Bu nasıl bir anlayıştır.”
 AVRUPA’YA:  Avrupa ülkelerinin bir kısmı uzun süre PKK ve DHKP-C gibi örgütlere müsamaha gösterdi, kaynak aktardı. Hatta tescilli katillerin ellerini, kollarını sallayarak dolaşmasına dahi izin verdiler. Avrupa ülkeleri ne zaman ki bu örgütlere el uzatmaya kalktılar, işte o zaman terörün acı yüzüyle karşılaştılar. Bu iş, ‘akreple kurbağanın hikayesi’ gibidir. O akrep mutlaka bir gün onları da sokacaktır çünkü onun karakteri böyledir.
Ne diyor Birleşmiş Milletler, ‘Kapınıza dayananları içeri alın.’ Sen ne işe yarıyorsun? O kadar rahat bir şeyse... Siz ne aldınız, hangi ülke ne aldı? 300 kişinin, 500 kişinin hesabını yapıyorsunuz. Biz 3 milyon kişi aldık. BM olarak bize verdiğiniz destek 455 milyon dolar. Yaptığımız harcama 10 milyar dolara yaklaştı, belediyelerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın yaptıklarını konuşmuyorum. Hadi verin desteklerinizi, ‘verdik, veriyoruz, vereceğiz, proje getirin, bilmem ne getirin.’ İşte kamplar ortada... Kendileri geliyorlar, görüyorlar, geziyorlar hâlâ ‘plan getir, proje getir, bilmem ne getir’. Bırakın bu işleri, siz dalga mı geçiyorsunuz bizimle? 
400 bin masum insanın katledildiği bir ülkeden çıka çıka rejimin kendini meşrulaştırma çabasının ürünü olan defile görüntülerinin, düğün görüntülerinin çıkması ne kadar acıdır değil mi?
 CHP’YE:  Ana muhalefetin temsilcileri yurt dışına gidip ‘PYD, YPG terör örgütü değil’ diyorlar. Üstelik ‘sonuna kadar direndiler, çarpıştılar’ diyerek sahip çıktığı teröristlere yönelik operasyonları da ısrarla toplu infaz şeklinde sunuyorlar. Hatta PKK’nın en büyük hayali olan, bölgeyi uluslararası müdahaleye açma projesine de destek vererek daha büyük bir ihanete ortak oluyorlar. Bu ifadeyi kullananlar bu terör örgütlerinin avukatı konumundadır. Kendi devletinin karşısında, terör örgütünün yanında yer alarak siyaset yapılmaz. Kongre kazanabilirsin, delegeleri kazanabilirsin ama milleti kazanamazsın. 
Dünyanın yandığı, Türkiye’nin kavrulduğu zaman ana muhalefet partisinin en önemli sorunu Atatürk’ün fotoğrafını kimin indirdiği oldu. Zaten o fotoğrafın sahibi bu halinizi görmüş olsa sizi orada bir saniye tutmaz.