Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu Derneği Ankara Temsilciliğinin "Sabah Namazı Buluşmaları"na katıldı.

Sabah namazını Kocatepe Camisi’nde kılan Kurtulmuş, daha sonra dernek üyeleri ve gençlerle kahvaltı yaptı.

Kurtulmuş, Türkiye Diyanet Vakfı toplantı salonundaki "Sabah Namazı Buluşmaları" etkinliğinde yaptığı konuşmada, Cihannüma’nın kuruluşunu yakından takip ettiğini ve belli bir seviyeye gelmesinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

"Dünyada, vekalet savaşları ve küresel adaletsizlik olmak üzere iki büyük küresel sorun bulunuyor" diye konuşan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Dünya sisteminin amacı, bir denge durumunun oluşmasıdır. Dengenin ortada kalmadığı durumlarda düzen yerini düzensizliğe, barış yerini savaşlara bırakır. Özellikle 1990'dan sonra gelişen süreç, iki kutuplu dünya sisteminin ortadan kaldırılmasıyla oluşan süreç, bugün geldiği nokta itibarıyla tam da böyle bir noktadadır. Dünyanın kurum ve kuruluşları, siyasal mekanizmaları hiçbir şekilde dünyadaki sorunların hiçbirisini çözebilme yeteneğine sahip durumda değildir. Dünyada ne Ukrayna krizi ne Suriye krizi ne de bir başka krizi çözme yeteneği maalesef bulunmamaktadır. Bunun vermiş olduğu birtakım karışıklıkları hep beraber yaşıyoruz. Uzunca bir süredir bu karışıklıklar, aslında dünyada işgaller, iç savaşlar, çatışmalar şeklinde zuhur ediyor. Afganistan'ın önce Ruslar, arkasından Amerikalılar tarafından işgaliyle başlayan süreç, dünyada aslında yeni bir kırılma hattını ortaya koydu. Yine arkasından Irak'ın işgaliyle gelişen süreç ve Suriye'deki gelişmelerle birlikte dünya, bugün bambaşka bir noktaya geldi."

"Yeniden dünyanın derlenip toparlanmasına ihtiyaç var"

Bugün gelinen noktada dünyada bir düzen değil düzensizlik söz konusu olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Birleşmiş Milletler diye bir kuruluşun varlığını biliyoruz ama Birleş Milletler dediğimiz kuruluş, inanın ki Cihannüma kadar etkili bir kuruluş değildir. Bunu, maalesef geldiğimiz noktanın vehametini anlatmak bakımından söylüyorum. 'Göçmen sorunu' dersiniz BM tavsiye eder, 'Ukrayna krizi' dersiniz BM gözlemcilik yapar, 'Suriye'ye barış getirin' dersiniz BM, sonsuz, sonuçsuz ve amaçsız birtakım otel toplantılarıyla sorunu çözebileceğini zanneder. Dolayısıyla bu anlamda bakıldığında dünyadaki en temel sorunların başında gelen şey, yönetilebilir bir dünya sisteminin, kurum ve kuruluşlarının henüz kurulamamış olmasıdır. Tam da yeni bir dünya bunun için gereklidir. Çünkü ikinci dünya savaşından sonra kurulan ve bugün var olan sistem, yeryüzünde sizin istediğiniz gibi adaleti kurmak üzere kurulmuş bir sistem değildir. Güçsüzün hakkını güçlüden alıp, herkesin insanca yaşadığı yerküreyi oluşturmak için kurulmuş bir sistem değildir. Sadece elinde silah bulunan, ekonomisi bulunan ve dünyada siyasi güç olarak güçlü olanların gücünü korumak için kurulan bir sistemdi. Şimdi dünyadaki bütün bu sorunları çözebilecek yeni bir perspektife ihtiyaç var. Yeniden, dünyanın derlenip toparlanmasına ihtiyaç var. 'Yeni bir dünya' sözünü kaç senedir söylüyoruz, bunu sadece bir temenni olarak değil aslında özellikle bizim siyasi mücadelemizde bunu bir ihtiyaçtan dolayı söylüyoruz. Yeryüzü bu anlamda yönetilemez hale geldiği için, bunun yönetilebilmesi ancak yeni fikirlerle, yeni paradigmalarla ve o paradigmalar çerçevesinde oluşmuş olan yeni kurumlarla mümkündür. Yapmış olduğumuz bu çalışmaların hiçbirisini değersiz lütfen görmeyin. Bu çalışmaların hepsi değerlidir ve inşallah yeni bir dünyanın kurulmasına katkıda bulunacak olan hususlardır."

"Bu bizim için insanlık davasıdır"

Dünyanın gündemindeki bir başka önemli konunun da göç dalgası olduğunu belirten Kurtulmuş, bugün Türkiye'ye, "Size 3 milyar verelim, sesinizi çıkarmayın, bu göçmenlere Avrupa sınırlarını kapatın, onları içeriye alın. Bu birkaç milyar dolarla idare edin ve dünyanın mültecilerinin toplama kampı haline gelin" denildiğini aktardı.

Kurtulmuş, dünyadaki bütün mültecilere kucak açan, Suriye ve Irak'tan yaklaşık 3 milyona yakın mülteciye ev sahipliği yapan, dünyanın başka yerlerinden gelen insanları Ege ve Akdeniz’den toplayan Türkiye'nin, bütün bunları insanlık vazifesi olarak yaptığını belirtti.

"Kim bize kaç kuruş yardım eder" düşüncesiyle mültecilere bu yardımların yapılmadığını dile getiren Kurtulmuş, "Bunu asla bir bütçe, yardım meselesi olarak görmüyoruz. Bu bizim için insanlık davasıdır, insanlığımızı tescil etmenin sadece araçlarından birisidir. 3 milyar dolar diyorlar. Nasıl, ne şekilde verecekleri çok belli değil ya, zaten Türkiye 8 milyar dolar Suriyeli mülteciler için destek olmuş vaziyette. Bizden çok daha zengin, kuvvetli ekonomiye sahip ülkeler var. Mülteci meselesinde insani vazifenizi yapabilmiş olmak, bütçenizin zenginliğiyle ilgili değil gönlünüzün, vicdanınızın zenginliğiyle ilgili bir meseledir" diye konuştu.