Ukrayna’nın başkenti Kiev’e gidişinde uçakta gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevaplayan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini bir defa daha hatırlattı. İşte başlıklarla o açıklamalar...
 BOMBARDIMANI DURDURUN ÇAĞRILARI:  YPG açık bir şekilde şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç hem de uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmek mümkün değildir. Bu piyon, kendisini ‘DAEŞ’e karşı mücadele ediyorum’ diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye’de de YPG Rusya’nın açık bir enstrümanıdır. Onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdırlar. Bu doğru görülmezse ileride daha başka sıkıntılar doğacak. Rusya, Türkiye’yi sıkıştırabilmek için de bu araçları kullanıyor. Dolayısıyla bizim tutumumuzun son derece meşru bir temeli var. Türkiye, kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye’deki kadar etkilenemez. Dolayısıyla güvenlik tedbirleri almaktan tereddüt etmeyiz. Ilımlı muhalefeti yok etmeye, Halep-Türkiye koridorunu Azez üzerinden kapatma, sonraki aşamada da Azez’in de doğusuna geçerek YPG’nin Kobani’den gelen muhtemel YPG’lilerle birleşme gibi teşebbüsleri karşısında, Türkiye’nin tavrı eskidendir belli. YPG, Fırat’ın batısına; Azez’e de yani Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli gördüğümüz müdahaleler kullanılır.
 DÜNYA SAVAŞI ÇIKAR MI?:  Böyle bir algı operasyonuna gelinmemeli. Kimsenin böyle bir savaşçı lobisi oluşturması doğru değil. ‘Savaşa giriyoruz, girdik’ gibi gazete manşetlerine de yansıyan spekülasyonları kesinlikle gündemde tutmamak lazım. 
 SURİYE’YE KARA HAREKÂTI:  Suriye’deki temel problem, hava saldırılarının durmasıydı. Maalesef Türkiye’nin yıllardır uyardığı hususlarda gerekli adımlar atılamadı. Önce hava saldırıları durmalı, arkasından savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DAEŞ gibi terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli, belli bir dengeyle barış süreci inşa edilmeli.
ÇEÇENİSTAN TAKTİĞİ:  Ruslar, Çeçenistan’da Kadirov gibi bir kuklayı nasıl iş başına getirdilerse şimdi aynı şeyi Suriye’de yapıyorlar. Ya Esad’ı Kadirovklaştıracaklar ya da Esad gitse bile bir Kadirov bulup bunu Batı’ya empoze etmeye çalışacaklar. 
 CENEVRE GÖRÜŞMELERİ:  YPG masaya gelebilir ama rejim safında. Muhalefet safında oturmasına izin vermeyiz. 
 SALİH MÜSLİM’E CEVAP:  ‘Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda YPG unsurları Azez civarından uzaklaştırıldı. Azez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Bunu çok net bütün dünya bilmeli. Havaalanını da  Türkiye’ye ve ılımlı muhalefete karşı kullanmasına izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek.
 SELİN SAYEK BÖKE’NİN KÖKENİ:  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir. Herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır. Etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerine siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Ben Başbakan olarak bu konuda Selin Hanım’ın açıklamalarının doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.” 
 5. PARTİ TARTIŞMASI:  AK Parti onurlu insanların partisidir. Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanımızla ve diğer AK Partili arkadaşlarla görüşmesinden daha doğal bir durum yoktur. Sayın Arınç’ın ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamaların, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Kendileriyle daha önce de konuştum. Tekrar konuşacağım. Hiçbir zaman ben bu tartışmalar üzerinden AK Parti’ye dönük spekülasyon yapılmasına izin vermem. Biz konuşuruz, tartışırız, sohbet ederiz, farklı fikirleri aramızda, aile birlikteliği içinde tartışırız. Ama kesinlikle hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek olumsuz bir tavır içine girmez. Şu anda AK Parti her zamankinden daha güçlüdür.

4 ülke tehdit altında

Ukrayna’ya 6 bakanla günübirlik ziyarette bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rusya’ya net mesajlar verdi. Mevkidaşı Arseniy Yatsenyuk ile baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, “Ukrayna, Türkiye için sadece komşu değil, hem kardeş hem stratejik bir ülkedir. Ukrayna’nın istikrarı ve toprak bütünlüğü bizim en önemli ilkelerimiz arasındadır. Kırım’ın ilhakını kesinlikle reddediyoruz” dedi. Ukrayna ile Rusya’nın, bölgede ortaya koyduğu saldırgan tutumuna karşı ortak bir tavrı benimsediklerini vurgulayan Davutoğlu, şöyle devam etti: “Maalesef Suriye’de rejim güçleri, Rusya ve terör örgütleri tarafından sivil halka dönük barbarca saldırılar devam ediyor. Münih’te, Cenevre’de diplomatik tiyatro oynanıyor. Alanda Rusya’nın piyonu gibi davranan YPG, PYD güçleri de Azez’e saldırılarına devam ederse, mülteci akınına sebebiyet verirlerse, onlara da en kararlı şekilde mukabelede bulunacağız. Rusya, son dönemlerde yayılmacı bir politikayı tercih etti. Gürcistan’da, Abhazya’da başlayan süreç, bu anlamda Kırım’ın ilhakıyla devam etti. Bugün aslında üç ülke toprak bütünlüğü konusunda Rusya’nın tehdidi altındadır. Gürcistan, Ukrayna ve Suriye. Ermenistan’a verdiği destek dolayısıyla Azerbaycan’ın da toprak bütünlüğü de fiilen Rusya’nın tehdidi altındadır. Buradan Rus yetkililere şunu ifade etmek isteriz ki; Sovyetler Birliği dönemi 25 yıl önce bitmiştir. Bu dönemi tekrar canlandırmaya çalışmak hayırlı sonuçlar doğurmaz.” Bordo berelilerin Suriye’ye girdiği  yönündeki iddiayı yalanlayan Davutoğlu, “Türkiye, Suriye halkının yanındadır ancak hiçbir zaman işgalci olmamıştır” şeklinde konuştu.