Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, A Haber televizyonunda katıldığı canlı yayında soruları yanıtladı ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

 
CHP'ye tepki
 
CHP'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasından kalmasına yönelik soru üzerine Akdoğan, bu tavrın bir CHP klasiği olduğunu belirterek, daha önce esastan, bu sefer de usülden problem çıkarttıklarını ifade etti.

Komisyon adının konuşulacağı bir toplantıda böyle bir kriz çıkarılmasının CHP'nin bu konuda samimi olmadığının göstergesi olduğunu belirten Akdoğan, "CHP, usulün görüşüleceği bir toplantıda esas üzerinden bir kavga çıkarıyor. Bir taraftan darbe hukukunu arındırmak için bir komisyon istiyorlar, önerileri bu. Ama takındıkları tavır, tam o darbeci anlayışın tezahürü olan bir siyasi tavırdır bu. Sivil ve demokratik bir anayasa yapalım derken sivil ve demokratik bir tavır ortaya koymak gerekir. Bu tahammülsüz bir tavırdır. Yani siz karşıdakine 'beyninizi boşaltarak masaya oturun' diyorlar. Böyle bir tutum olamaz" diye konuştu.

Akdoğan, partilerin anayasa konusunda farkı görüşlerinin olabileceğine işaret ederek, CHP'nin takındığı dayatmacı tavrın bu işin ruhuna ters olduğunu aktardı.

Yeni anayasa sürecinin AK Parti'nin inisiyatifiyle başladığını vurgulayan Akdoğan, "Toplumda böyle bir talep var. Milletimiz yeni anayasa istiyor. Başbakanımız diğer partilerle bir araya gelerek bu konunun konuşulmasını talep etti. AK Parti ilk icraatı bu inisiyatifi geliştirmekti. Bu takınılan tavır doğru bir tavır değildir ancak AK Parti'nin tavrı bu konuda sabittir. Yeni Anayasa Türkiye'nin ihtiyacıdır. Bu noktada bu inisiyatif devam etmelidir" ifadesini kullandı.

- "Göç dalgası, Türkiye'yi zora sokmak için yapılmaktadır"

Akdoğan, "Azez'le ilgili başbakanın dile getirdiği 3 şarttan sonra PYD nasıl bir tavır takındı" sorusuna, sınırda ve çevresinde yaşananların çok iyi gözlemlenmesi gerektiğine değinerek, bu bölgede yaşananların Türkiye'nin ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren konular olduğunu dile getirdi.

Yaşanması muhtemel bir göç dalgasının, insani krizin ötesinde bir ulusal güvenlik meselesi oluşturacağını vurgulayan Akdoğan, şöyle devam etti: "Burada gereken duyarlılık sergilenmezse birileri Rusya'ya dur demezse yeni göç dalgaları oluşursa 'bu Avrupa'yı da vurur' dedim. Bu göç dalgası, Türkiye'yi zora sokmak için yapılmaktadır. Böyle baktığımızda PYD'nin alan kazanmaya çalışması yani 'Fırat'ın batısına geçemezler' dedik, o koridoru kullanamıyorlar ama Afrin'den doğuya doğru hareketlenme içerisine girdiklerini gördük ve Türkiye buna gereken tepkiyi gösterdi."

Akdoğan, Suriye sınırında yaşanan gelişmeleri çok yakından takip ettiklerini belirterek, Türkiye'nin yapılan müdahaleyle caydırıcı bir rol üslendiğini söyledi.

- "Putin, Stalin'i örnek almış"

Suriye üzerinde çeşitli oyunlar oynandığını vurgulayan Akdoğan, bu bölgede PYD'nin sözde DAEŞ'e verdiği mücadelenin, meşrulaşmasını sağlayacak bir kurgu olduğuna dikkati çekti.

Akdoğan, Türkiye'nin haklı bir tepki ortaya koyduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: "Tel Rıfat'da Azez'de DEAŞ yok. Rusya, Azez'de okulları,sivilleri vuruyor ama utanmadan Birleşmiş Milletlere gidip 'Türkiye buraya top atışı yapıyor' diye Türkiye'yi şikayet ediyor. Bütün insanlık senden şikayet ediyor. Yani insanda bir ar damarı olur. BM'nin toplanıp Rusya'yı protesto etmesi gerekirken bunlar utanmadan BM'ye başvuruyorlar 'Türkiye bunları durdurmalı' şeklinde. BM çıkıp orada katledilenlerin hesabını Rusya'ya soramıyor, Türkiye'nin attığı iki tane top atışını durdurulması gibi bir tavır takınıyor. Rusya, züccaciye dükkanına girmiş fil gibi Gürcistan'da Suriye'de ve Ukrayna'da ortalığı birbirine kattı. Kimse sesini çıkaramıyor. Bu dirayetsiz yönetimlerin yanlış politikalarıyla eğer böyle giderse, Rusya Sovyetler dönemine dönecek. Putin, şuan Stalin'i örnek almış görünüyor. Putin, 'Stalin'in yaptıklarının daha beterini yapacağım' diyerek tarihe geçmek istiyor herhalde. Bu gidişe BM'nin ABD'nin daha kararlı bir şekilde ses vermesi lazım."

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın, "Türkiye bölgesel savaşa hazırlanıyor" iddiasına ilişkin Akdoğan, "Putin'in de benzer açıklamaları oldu. Türkiye savaş meraklısı bir ülke değil. Türkiye maceracı bir ülke de değil. Ama Türkiye kabile devleti de değil. Bir siyasi aklı, devlet aklı olan bir ülkedir Türkiye. Böyle baktığımızda Türkiye kendi ulusal güvenliğini ve çıkarlarını koruyabilecek bir siyasi akla sahiptir, bunun da yapılması gerekir" diye konuştu.

Türkiye'nin ulusal güvenliği neyi gerektiriyorsa, bunun gereğini yaptıklarına dikkati çeken Akdoğan, "Şöyle bir konforumuz yok, kafamızı çevirelim, görmezden gelelim, içe kapanalım, ne olup bitiyorsa karşı tarafta olsun biz karışmayalım. Bu gerçekçi bir yaklaşım değil, bu da romantizmin başka bir türü" ifadesini kullandı.

1 milyon Suriyelinin, "Suriye'de yaşananların kendisiyle ilgili olmadığını söyleyen" 10 Avrupa ülkesinin sınırlarını geçtiklerini anımsatan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, "Siz ben ilgilenmiyorum deseniz bile sınırınızın karşı tarafında bu risk ve tehditleri tutamıyorsunuz" dedi.

"Karşı tarafta olup bitenler göç dalgası, terör tehdidi olarak sizi vuruyorsa, oradaki Türkmenler katlediliyorsa, siviller yanı başınızda vuruluyorsa bu sizi ilgilendirir. Bana ne, neme lazım diyemezsiniz" diyen Akdoğan, Türkiye'nin de bunu yaptığını belirtti.

Siyasi nüfuz mücadelesinin önce milisler üzerinden daha sonra da bizzat devletler üzerinden yapılmaya başladığını kaydeden Akdoğan, şunları söyledi: "Rusya, İran geldi. Ama kimse 'Rusya savaşa girdi, İran savaşa girdi' diyor mu. Orada askerleri, tankı, uçağı var. Ama kimse 'Rusya, İran savaşa girdi' demiyor. Ama Türkiye mevzu bahis olduğu zaman, bir tane top atın, 'aman savaşa mı giriyoruz'. Bu yüzden Suriye'de yeni bir durum yaşanıyor. Buna karşı elbette Türkiye'nin duyarlı olması gerekiyor."

- Baykal'ın açıklamaları

CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın Türkiye'nin müdahalesine ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Akdoğan şöyle konuştu: "Baykal birtakım doğru şeyler söyledi. Bunlar Türkiye'nin milli duruşuna uygun şeylerdi. AK Parti'nin görüşünden bahsetmiyoruz, Türkiye'nin ulusal güvenliğinden ve çıkarından bahsediyoruz. Bu sadece AK Partililerin bunu savunması demek değildir ki muhalefet de bunu savunmalıdır. Böyle baktığımızda Sayın Baykal da Türkiye'nin ulusal güvenlik ve çıkarına paralel bir şekilde bir düşünce ortaya koymuştur. Zaten böyle zamanlarda iktidar, muhalefet hep birlikte bu milli duruşu sergilemeli. Ulusal çıkar demek, AK Parti'nin değil Türkiye'nin menfaati demektir. Bunu gözetmemiz lazım. Bu yüzden bu doğru olandır."

- "Aklınız yeni mi başınıza geldi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "uçuşa yasak bölge ve güvenli bölge" konusundaki açıklamalarını anımsatan Akdoğan, "Hiç kimse destek olmadı. Şimdi gelinen noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın başından beri söylediği konu söylenmeye başladı. Aklınız yeni mi başınıza geldi?" diye sordu.

Suriye'de insani boyutun ıskalandığını vurgulayan Akdoğan, "Süper devletler hiç umursuyor mu? Göç dalgası oldu, bu insanlar ne yiyor, ne içiyor, bunlara kim bakıyor, yardım eden var mı? 9 milyar dolar biz harcamışız, 455 milyon dolar dışarıdan destek gelmiş. Peki, siz bu meselenin insani boyutuyla neden ilgilenmiyorsunuz?" dedi.

Türkiye'de 2 milyon 620 bin Suriyeli'nin olduğunu, kamplarda ise 285 bin Suriyeli'nin kaldığını, Suriye topraklarında kurulan kampta 100 bin kişinin bulunduğunu, 3 kilometre derinlik içerisinde yaklaşık 9 kampın yer aldığını açıklayan Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şöyle devam etti:

"3 milyona yakın insanı birileri dediği için almadık. Kardeşliğin gereği olarak, insani duyarlılıkla bu insanları aldık. Türkiye açık kapı politikasını devam ettirmektedir. Karşı tarafta, hemen sınırımızda olan kamplardakilere, içeride ne yapıyorsak, dışarıdakilere de aynı hizmeti veriyoruz."

- "10 kilometre derinliğinde insani yardım hattı"

"Sivil İnsani Yardım Hattı"nın kurulması gerektiğini ifade eden Akdoğan şu değerlendirmelerde bulundu: "Azez, 8 kilometre civarında Türkiye'ye. Türkiye sınırı-Azez hattında bir insani yardım koridoru oluşturulmalıdır. 10 kilometre derinliğinde, bu kamplarla birlikte, burası tamamen sivil bir alan olmalıdır. Kesinlikle bu çatışmaların dışında tutulmalıdır. Azez'e kimse müdahale etmemeli ve Türkiye sınırına kadar olan alan tamamen insani yardım hattı olmalıdır. Şu anda 100 bin civarında insan var. Oraya sıcak yemek, battaniye, çadır gönderiliyor, gerekenler yapılıyor, ama uluslararası yardım ve dayanışma şart."

Şu anda bu bölgede 9 kamp bulunduğunu ve yeni göç dalgasıyla bu kampların sayısının artabileceğine dikkati çeken Akdoğan, hem Avrupa Birliği'nin hem Birleşmiş Milletler'in bu konuda ciddi bir çaba ortaya koyması ve buranın güvenli bölge olarak buranın deklare edilmesi gerektiğini kaydetti.

Azez'e PYD'nin saldırısının veya Rusya'nın bölgedeki bombardımanlarının burayı olumsuz etkilediğini anlatan Akdoğan, "Buna karşı olumsuz bir tavır takınılması gerekiyor. Bizim söylediğimiz bu" dedi.

- "Strateji Belgesi hazırlıyoruz"

Akdoğan, Suriye meselesinde kullanılmak üzere Türkiye'ye verilecek 3 milyar avro için ilk proje paketini Hollanda ziyareti sırasında sunduklarını, diğer proje çalışmalarının da yapıldığını açıkladı.

Suriye meselesinin ilk başta insanların hayatını kurtarma ve insani yardım operasyonu olduğunu kaydeden Akdoğan, orta vadede çözülemeyeceği görüldüğü için artık orta-uzun vadeli yapısal tedbirlerle soruna bakılması gerektiğini bildirdi.

Bununla da ilgili de bir çalışma yaptıklarını anımsatan Akdoğan, "Düşünün 160 bin bebek Türkiye'de doğmuş. 700-800 bin okuma yaşında çocuk var. Yaşam alanları neyse buralarda devlet politikamız nedir, iskandan vatandaşlığa, eğitimden sağlığa kadar ne yapılması gerekiyorsa bununla ilgili de bir çalışma yapıyoruz" diye konuştu.

Avrupa'nın "yeni dalgalar beni vurmasın" diyorsa 3 konuda adım atması gerektiğine değinen Akdoğan, o konuları da şöyle sıraladı: "Türkiye ile insani yardım konusunda çok ciddi bir dayanışma içine girmesi gerekiyor. Sınırın hemen karşı tarafında bu koridorun oluşması ve insanların burada tutulması gerekiyor. Rusya'ya 'dur' denmesi lazım."

- 600 bin civarında göç dalgası ihtimali

Ciddi bir güvenlik sıkıntısı yaşandığında ilk etapta 150 bin sonrasında ise 600 bin kişilik bir göç dalgasının yaşanma ihtimalinin söz konusu olduğunu bildiren Akdoğan, şöyle dedi:

"Buna karşı biz hem içeride hem dışarıda tedbirler alıyoruz. Bu sadece Türkiye'yi vurmaz. Avrupa'yı da, herkesi de vurur. Bunların yaşanmaması için Rusya'ya 'dur' denmesi, Türkiye ile yardımlaşma içine girilmesi ve karşıda bir insani yardım hattının oluşturulması önemli. Yoksa herkes bunun sonuçlarına katlanır."

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Meclis'in izni olmadan kara harekatı yapılamayacağına ilişkin sözlerini değerlendiren Akdoğan, şu görüşlerini paylaştı: "Türkiye, uluslararası hukuka uygun şekilde hareket etmektedir. Bugüne kadar uluslararası hukuka aykırı hiçbir şey Türkiye yapmamıştır. Bundan sonra da yapmayacaktır. Ama Meclis'ten tezkere almak gerektiğinde gerekli yetkiler de alınmıştır. Hükümete de Silahlı Kuvvetlere de verilmiştir. Herkes de ne yapacağını bilmektedir. Bunun tartışmaya açık bir tarafı da söz konusu değildir."

Yeni tezkere alınmasına ilişkin bir konunun gündemde olmadığını anlatan Akdoğan, "Öyle bir şeye de gerek yok. Daha önce biz tezkereyi aldık. Suudi Arabistan uçakları gelince 'kara harekatı olacak' şeklinde bir tartışma gündeme getirildi. Şu anda gündemde böyle bir konu söz konusu değil. Ama Türkiye kendi ulusal güvenliği ile ilgili hangi tedbirleri alması gerekiyorsa alıyor. Bir şey yapması gerektiğinde angajman kuralları çerçevesinde gerekeni yapıyor" dedi.

- "Yüzde 5 DAEŞ'i vurmuş, yüzde 95 ılımlı muhalefeti tasfiye etmeye çalışıyor"

Rusya'nın DAEŞ ile mücadele etmediğini ve bunun bir yalan olduğunu kaydeden Akdoğan, şunları anlattı: "DAEŞ'i püskürten ılımlı muhalefetin üzerine bomba yağdırması ne demektir? DAEŞ ile gizli bir iş birliği içinde demektir. Şu anda katil, diktatör, zalim Esed rejiminin iş birlikçisi, üzerine kan sıçrayan ülkelerden bir tanesi Rusya'dır, diğeri PYD'dir. Burada bunlar iş birliği içinde hareket etmektedir. Karşılarındaki hedef DAEŞ değil, ılımlı muhalefettir."

Salih Müslim'in 'Havaalanını El Nusra'dan aldık" açıklamasının tamamen yalan olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Akdoğan, şunları kaydetti: "Bu yüzden bu oynanan oyunu görmek lazım. Herkes DAEŞ diye ortaya çıkıyor, ama başka birtakım şeyler yapıyor. Yüzde 5 DAEŞ'i vurmuş, yüzde 95 ılımlı muhalefeti tasfiye etmeye çalışıyor."