Başbakan Ahmet Davutoğlu Can Dündar ve Erdem Gül’ün yayınladığı MİT tırları haberinin casusluk olduğunu söyledi. KKTC Başbakanı Ömer Soyer Kalyoncu ile Çankaya Köşkü’nde ortak basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, Anayasa Mahkemesinin Dündar ve Gül’le ilgili kararını değerlendirdi. 
Bu iki gazetecinin yaptıklarının dünyanın hiçbir ülkesinde ‘basın özgürlüğü’ olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Başbakan Davutoğlu şunları kaydetti: 
Olduğu addedilen bu belgeleri onlara verenlerin ve yayınlamayı temin etmek için çaba sarf edenlerin emeli, amacı açıktır. Aynen 19 Ocak 2014’te olduğu gibi devleti uluslararası düzlemde mahkûm etmek ve hükümeti sanık sandalyesine oturtmak.
AYM’nin Can Dündar ve Erdem Gül’e verdiği “hak ihlali” kararı bizim getirdiğimiz bireysel başvuru reformu sayesinde oldu. Bundan da pişman değiliz. Ancak dünyanın her yerinde bütün yargı süreçleri tamamlandıktan sonra bireysel başvuru hakkı kullanılabilir. Zaten anayasanın o anlamda da 148’e 3 hükmü de açıktır. Yargı süreçleri tamamlanmadan Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
Ama işin esasına ilişkin olarak dava devam ediyor. Davanın esası tutuklu olup olmaması değil, davanın esası Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine, Devletine, gizli belgeleri ifşa etmek suretiyle bir zarar verme konusunda bir başka dava sürüyor. Şimdi o dava sürerken, bu davanın esasından koparılıp bir basın özgürlüğü davası olarak yansıtılması, sürmekte olan bir davaya açık bir müdahaledir. 
Anayasa Mahkemesi verdiği karar birincil mahkemeyi yönlendirmesi, ona birtakım istikamet çizmesi, hatta belirlemesidir. Yürüyen bir davaya bu anlamda müdahil olunmuş görüntüsü ve o davada çıkacak kararı önceden belirleme hakkı da kimsede yok.
Herkesin bu kararlarla ilgili görüş belirtme ve eleştirme hakkı söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifadelerini o bağlamda değerlendirmek icap eder. O eleştiriler değerlendirilir, kurumlar kendi görevlerini yapar ama burada esas itibarıyla hepimizin riayet etmesi gereken, bu süreçlerin doğru yönetilmesi ilkesidir.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkını biz getirdik. Ama bu tür yetki aşımları söz konusu olacaksa bunun doğru tanımlanması için bazı ilkeler konması, böyle bir şeye de ihtiyaç olduğu aşikâr. 
DEMİRTAŞ’A: Devleti ‘katil’ diye tanımlayan Demirtaş’ın sicili ortada. Şimdi de Sur’da, Diyarbakır’da provokatif açıklamalarına devam ediyor. Bunların ağzından hiç silahları bırakın biz siyaset yapıyoruz dediklerini duydunuz mu? Günlerdir Sur’da çağrı yapılıyor, yok efendim oraya gidilecekmiş de yürüyeceklermiş de. Bunların meselesi, ülkede huzur olması değil, aksine teröristlerle işbirliği yaparak Türkiye’yi kaosa sürüklemek. İzin vermeyiz. Orada tek bir silahlı birey kalmayıncaya kadar gerekli çalışmalar yürütülecek.