AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrası parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, toplantıyı Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında gerçekleştirdiklerini söyledi. 

 "Biz hem Çanakkaleyiz, hem Kut'ül Amareyiz"

Davutoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde gerçekleşecek Kut'ül Amare etkinlikleri için İstanbul'a gittiğini bildiren Çelik, Kut'ül Amare etkinliklerinin tarih ve bugün açısından çok kıymetli olduğunun toplantıda da değerlendirildiğini kaydetti. 

Kut'ül Amare'nin Osmanlı'nın son büyük zaferi olduğuna işaret eden Çelik, zaferin uzun zamandır hafızalardan silindiğini ancak son zamanlarda tarih ile ilgili yapılan çalışmalarla bu zaferin öneminin bir kez daha anlaşıldığını söyledi. 

Kut'ül Amare etkinlikleri gündeme gelince Çanakkale Zaferi ile bu zafer arasında rekabet varmış gibi tartışmaların ortaya çıktığını ifade eden Çelik, "Birileri tutup, Kut'ül Amare'nin gündeme getirilmesinin Çanakkale'yi ve Mustafa Kemal Atatürk'ü unutturmak şeklinde bir çabanın ürünü olduğunu bile söylemeye kalktılar. Kuşkusuz bu iddiaları gündeme getirenler literatürdeki adıyla söyleyeyim, yaralı bilince sahip insanlar. Tarihlerini ve toplumlarını sadece tek bir gözle ele alan, tek bir bakış açısından ele alan yaralanmış bilinçler bunlar. Halbuki gerçek bir idrak ve bilinçle bakıldığı zaman biz hem Çanakkaleyiz, hem Kut'ül Amareyiz" diye konuştu. 

Ömer Çelik, anılması gereken diğer bir önemli cephenin de Galiçya Cephesi olduğunu ve ileriki günlerde de bununla ilgili etkinlikler yapılacağını söyledi. 

"Türkiye'nin terörle mücadelesi kararlılıkla sürdürülmesi mecburi olan bir mücadeledir"

Çelik, toplantıda ele alınan konulardan birinin de terörle mücadele olduğunu ve bu konuda İçişleri Bakanı Efkan Ala'nın görsellerle ayrıntılı sunum yaptığını bildirdi. 

"Görüyoruz ki Türkiye'nin terörle mücadelesi ne kadar zaruri, ne kadar zorunlu ve bundan sonrası da ne kadar aynı kararlılıkla sürdürülmesi mecburi olan bir mücadeledir" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bazı çevreler, sanki ortada terör örgütünün bir vahşeti yokmuş gibi, hükümet kendi kendisine bir çatışma ortamı başlatmış gibi bir dil kullanıyorlar. Bu bir çatışma ortamı değildir, Türkiye'nin meşru haklarını, meşru toplumsal zeminini, meşru anayasal düzenini korumak için başlattığı meşru bir mücadeledir. Bu mücadele demokrasimizi koruyor, bu mücadele hukuk devletini koruyor, bu mücadele toplumsal barışımızı koruyor, bu mücadele sokaktaki vatandaşımızı koruyor. Bu terör örgütünün hangi yöntemlerle çalıştığını, nerelere, nasıl barikatlarla, hendeklerle ve ne tür tuzaklarla çaydanlıklara kadar bomba yerleştirircesine vahşete imza attığını ve imza atmaya gayret ettiğini görüyoruz."

Parti Sözcüsü Çelik, terörle mücadele eden güvenlik güçlerinin başarılarını, fedakarlıklarını, şehitlerin fedakarlıklarını her zaman andıklarını, gazilere de minnet duygularını ilettiklerini kaydetti. 

"Bu mücadele sonuçlandırılıncaya kadar sürecektir"

Terörle mücadele konusunda kararlılıkta asla taviz verilmemesi gerektiğinin altını çizen Çelik, şunları söyledi:

"Bazen demokrasiden bahsederek, bazen hukuktan bahsederek, bazen Türkiye'nin demokratik süreçlerinden bahsedilerek sanki terörle mücadele etmek demokratikleşme ve demokrasi bilincinden geri adım atmak anlamına geliyormuş gibi birtakım yorumlara rastlıyoruz. Bazen bazı uyarılar yapılıyor, 'Türkiye'de iç savaş var, iç savaş ortamı sona ersin' gibi, maalesef bazıları bunu Mecliste bile telaffuz edebiliyor. Türkiye'de bir iç savaş yok arkadaşlar, Türkiye'de iki eşit tarafın bir çatışması da yok. Türkiye'de meşru güçlerin, milletten yetki almış hükümetten aldığı emirle güvenlik güçlerinin yürüttüğü ve terör örgütüne karşı, gayrimeşru bir yapıya karşı gayriahlaki, gayriinsani şekilde davranan bir yapıya karşı meşru mücadelesi vardır ve bu mücadele hem bir güvenlik mücadelesidir, hem bir demokrasi mücadelesidir, hem bir hukuk mücadelesidir, hem de toplumsal değerlerimizi ve bir arada yaşama irademizi muhafaza etme mücadelesidir. Bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Bu bakımdan da bu kararlılık, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında hiç kimsenin meşru güvenlik güçleri dışında bu şekilde silahlı yapılanmaya gitmesi şeklindeki duruma göz yumulmaması, bunlara izin verilmemesi şeklinde bu mücadele sonuçlandırılıncaya kadar sürecektir."

"Paralel Devlet Yapılanması bütün unsurlarıyla Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden bir yapıdır"

Çelik, Paralel Yapı ile mücadelenin milli güvenliğin savunulmasından bağımsız şekilde ele alınmaması gerektiğine dikkati çekerek, Paralel Devlet Yapılanması'nın bütün unsurlarıyla Türkiye'nin milli güvenliğini tehdit eden yapı olduğunu söyledi.

Paralel Yapı'nın üniversitelerde ve kamuda yeni yöntemlerle ve yeni biçimlerle yeniden nüfuz artırmaya çalıştığını belirten Çelik, bu tip yapıların kendilerini ayakta tutmak için kullandığı yöntemlerin ciddi şekilde takip edildiğini anlattı.

"Söyleyecek sözü olmayanlar şiddete başvuruyor"

Anayasa Komisyonunda dokunulmazlıklarla ilgili tartışma sırasında milletvekillerinin saldırıya uğradığını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Bugün görüntüler ayrıntılı bir şekilde görünüyor. TBMM, bu meseleler dışarıda herhangi bir şekilde maliyet üretmesin ve bu meseleler dışarıda çözülmesin diye ortaya koyulan mekanizmalarla bu konuları ele alıyor. Anayasa Komisyonu da bunlardan bir tanesidir. Orada Sayın Adalet Bakanımızın üzerine yürünmesinden milletvekillerimizin darbedilmesine kadar bir tablo ortaya çıktı. Kuşkusuz, bu tabloyu ortaya çıkaranları şiddetle kınıyoruz. 

Bir kere daha görünüyor ki söyleyecek sözü olmayanlar bu şiddete başvurmuş görünüyorlar. Geçmişte olduğu gibi AK Parti, bu komisyonları çalıştıracak. Meclis'in herhangi bir şekilde kilitlenmesine, komisyonların ve genel kurulun kilitlenmesine müsade etmeyecek." 

"MKYK yetkisini geri aldı"

Çelik, MKYK toplantısında alınan kararları da açıkladı. 

Teşkilatlarla ilgili yetkinin MKYK'ya ait olduğunu vurgulayan Çelik, şunları söyledi:

"MKYK, bu yetkisini münfesih hale gelen veya MKYK ile işten el çektirilen teşkilatların yerine, geçici yönetim kurulu oluşturma ve kongrelerini yaptırma ile sadece kademe başkanlığının işten el çektirilmesi veya herhangi bir nedenle başkanlığın boşalması halinde MKYK tarafından başkan ataması yapılır. MKYK, bu yetkisini teşkilat başkanımıza devretmişti. Şimdi bugün alınan kararla, teşkilatla ilgili konuların yoğun ve daha detaylı tartışılması için bu yetki tekrar MKYK'ya alınmıştır. MKYK, tekrar kendi yetkisini geri almıştır. Bunun bir değişiklik, çok radikal bir tutum gibi ele alınması doğru değil. Bu, teknik bir mesele."

"Herhangi bir şekilde kilitlenme söz konusu olmayacak" 

Dokunulmazlıklarla ilgili anayasa değişiklik teklifinin görüşüldüğü TBMM Anayasa Komisyonunda, AK Parti ile HDP'li milletvekilleri arasında yumruklu kavga çıktığı hatırlatılarak, "Tartışmalar bu şekilde sürerse dokunulmazlık teklifi bu dönem Meclis'ten geçer mi? Öngörünüz nedir?" diye sorulması üzerine Çelik, "Biz dokunulmazlıklar ya da başka bir konu, böyle komisyonların fiziksel şiddetle engellenmesi ya da Genel Kurul'un fiziksel şiddetle engellenmesi şeklinde bir duruma teslim olmayız, buna göz yummayız." diye konuştu.

TBMM'nin, her dakikasının, her saniyesinin kıymetli olduğunu, aziz milletin, saygıdeğer milletvekillerinin hepsine bu görevlerini yapmaları için yetki verdiğini belirten Çelik, "Millet buraya her türlü kaynağı, her türlü imkanı vermektedir. Niçin? TBMM, millet iradesi adına işlevini yerine getirsin diye. Dolayısıyla orasının kitlenmesi demek, milli iradenin arzusuna karşı çıkılması demektir. Herhangi bir şekilde kilitlenme söz konusu olmayacak, Anayasa Komisyonu çalışacak, Genel Kurul çalışacak. Dolayısıyla o takvim içerisinde artık bu gündeme girmiştir, Anayasa Komisyonunun kendi takvimi içerisinde de Genel Kurul'a gelecektir." açıklamalarında bulundu. 

"Herhangi bir kriz yok"

Çelik, "AK Parti MKYK toplantısının 5 saatlik gecikmeyle başladığını" anımsatan gazetecinin "Bu gecikmenin ne olduğunu merak ediyoruz? Teşkilatlara atama yetkisi MKYK verildi. İl başkanlarını atama yetkisi de mi MKYK'da olacak?" sorusunu, "Zaten yetki MKYK'nındı. MKYK, teşkilat başkanına devretmişti, şimdi bazı yetkilerini MKYK tekrar kendisi aldı. Herhangi bir kriz yok." diye yanıtladı.