Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gezi olayları sırasında Türkiye’ye parmak sallayıp akıl veren Batı’ya seslendi, “Bana nasihat ediyordunuz, akıl veriyordunuz! Şimdi, Paris’te özgürlük mücadelesi verenlere karşı niye böyle yapıyorsunuz?” dedi. Esenler Belediyesi Kentsel Dönüşüm Konutları Teslim Töreninde konuşan Erdoğan, Fransa ve Belçika polisinin göstericilere orantısız güç kullandığı belirterek, Gezi’de İstanbul’a kamp kuran Batı’nın Paris’e kayıtsız kalışını eleştirdi. 
Gezi olaylarının, Türkiye’nin gelişmesinden rahatsızlık duyanların sahneye koydukları senaryonun aşamalarından biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, özetle şunları kaydetti: “Dikkat edin bugün Paris yanıyor, Brüksel yanıyor. Başka batı şehirlerinde de çok ciddi protestolar, olaylar, eylemler yaşanıyor. Üç yıl önce İstanbul’u mesken tutup, neredeyse kesintisiz canlı yayın yapan medya kuruluşları, bu olaylara adeta kör, sağır ve dilsiz kalmışlardır. Protesto haklarını kullanan insanlara Fransız polisinin uyguladığı şiddeti kınıyorum. Yaşanan vahim olayları dünyaya aktarmayan batı medyasını ayıplıyorum. İnsan hakları örgütlerini, batılı politikacıları, Paris’te yaşanan hadiseler konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Bana nasihat ediyordunuz, akıl veriyordunuz. ‘Bu Gezicilere karşı niye böyle yapıyorsunuz’ diye. Şimdi size sesleniyorum. Paris’teki özgürlük mücadelesini verenlere karşı niye böyle yapıyorsunuz? Brüksel’dekilere karşı niye böyle yapıyorsunuz? Brezilya’da niye böyle yaptınız? Gezi olaylarındaki görüntülerden rahatsız olanların Paris’teki olaylar karşısındaki rahatlığı doğrusu bizi çok üzüyor. Daha da kötüsü Fransa’nın ve diğer batı ülkelerinin 17-25 Aralık tarzı darbe girişimlerine maruz kalmalarından korkuyoruz. İnşallah hadiseler bölücü terör örgütünün güney şehirlerimizdeki bazı mahallerde başlattığı eylemlerin benzerlerine kadar uzanmaz. Orada da gene fotoğrafçılarını gönderiyorlar, kameramanlarını gönderiyorlar. Diyarbakır sokaklarında çekim yapıp Anadolu kadınını konuşturuyorlar. Ondan sonra da kalkıp endişeliyiz diyorlar. Evet ben şimdi endişeliyim. Paris’ten endişeliyim, Brüksel’den endişeliyim. Biz bu olayların üstesinden geldik ancak Batı’nın aynı başarıyı gösterebileceğinden şüpheliyim. Fransa ile Kanuni’nin Fransuva’ya uzattığı yardım elinden beri böyle bir yardımlaşmamız var zaten. Bugün de ihtiyaç duyan herkese yardımcı olmaya hazırız. Bu sözümüz Suriye’deki gelişmeler üzerinden ülkemizi köşeye sıkıştırmaya çalışanlar için de geçerlidir...
KENTSEL DÖNÜŞÜM:  Rant değil, insan odaklı projeler üretiyoruz. Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında bugüne kadar 49 ilimizde ilk adımları attık. 21 ilimizde rezerv alanlarını yaptık. 93 bin riskli yapının tespiti yapıldı. Kentsel dönüşüm uygulamaları için kira yardımlarıyla birlikte 2 katrilyon lira kaynak kullanıldı. Türkiye genelinde 20 yılda 6,5 milyon yapıyı bu şekilde dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yola çıktığımızda bu projeyi sadece rant projesi olmakla itham edenler, gelsinler buraya, Havaalanı Mahallesi’ne baksınlar. Bu bölgenin geçmişteki haliyle, bugününü karşılaştırsınlar.
MÜFREDAT DEĞİŞECEK
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜRGEV’in 20. Kuruluş Yıl Dönümü ve Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ise, yeni dönemde okul yapmaktan ziyade okul müfredatının içeriğine yoğunlaşacaklarını belirterek şunları kaydetti: “Kendi göbeğimizi, kendimiz keseceğiz, başka çaresi yok. İdealimizdeki gençliği mi yetiştirmek istiyoruz? Aileden başlayarak anne baba eğitiminden başlayarak, okul öncesinden üniversitesine, lisansüstü eğitimlerine kadar tüm aşamalarda kendi müesseselerimizi kurup, geliştirmemiz gerekiyor. Maddi ve manevi eğitim konusunda çok eksikleri olan, rüzgarın önünde sürüklenen, yapraklar gibi savrulan gençler var. Bu gençlerin bir kısmını bölücü terör örgütü devşiriyor, zehirliyor. Aynı şekilde DAEŞ gibi mukaddes dinimizi istismar eden terör örgütlerinin ağına düşen gençlerimiz var mı? Var. Bu ülkenin bir tek evladının dahi zayi olmasına gönlümüz razı olmaz. Açık söylüyorum, zürriyetimizi artıracağız, neslimizi çoğaltacağız diyorum. Nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş, hiçbir Müslüman aile böyle bir anlayışın içerisinde olamaz. Rabbim ne diyorsa, Sevgili Peygamberimiz ne diyorsa biz o yolda gideceğiz.”