Nuri ELİBOL KAMPALA

Doğu Afrika turunun ilk ayağı Uganda’da temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin Afrika’da hiçbir sömürgeci geçmişi olmadı. İlişkilerimiz eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan kazan temelindedir” dedi. 
Erdoğan, Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni ile başkanlık ettikleri anlaşmaların imza töreninin ardından, düzenlediği basın toplantısında, “Kıymetli dostum” diye hitap ettiği mevkidaşına misafirperverliğinden dolayı teşekkür etti. Afrika’nın 54 ülkesi olduğunu, bunların 39’unda Türkiye’nin büyükelçiliğinin bulunduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Özellikle Doğu Afrika’nın güvenlik, huzur ve kalkınmasına büyük önem veriyoruz. Kıtanın birçok ülkesinde yürüttüğümüz kalkınma odaklı insani yardım projeleriyle, Afrika ülkelerinin kalkınmasına, onların çabalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin Afrika’da hiç bir sömürgeci geçmişi olmamıştır. Kıta ülkeleriyle kurmak istediğimiz ilişkide eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan kazan temelindedir. Tüm alanlarda, savunma sanayinde, turizmde, ekonomi, ticaret, tarım bütün bu alanlarda ortak yatırımlar içerisine girebiliriz. Biz Uganda’nın geleceğinin daha çok aydınlık, parlak olduğuna inanıyoruz.” Konuşmasında “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek BM’de reformun şart olduğunu belirten Erdoğan, “5 üye arasında Afrika’dan, ya da halkı Müslüman olan bir ülke yok. Birinci Dünya Savaşı’nın şartları içinde oluşan bu yapının devam etmesi, kabul edilemez. Bu dengesiz yapı adalet dağıtamaz. ‘Efendim geçici ülkeler var’ diyemeyiz. Geçici üyelerin orada her hangi bir fonksiyonu yoktur. Güvenlik Konseyi’ne dönüşümlü daimi üyeliği yerleştirmek gerekir. Orada yeri geldiği zaman Uganda da Türkiye de yer almalı” teklifini yaptı. 

Erdoğan çifti, Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni ve ailesi tarafından karşılandı.

DÜNYA AÇGÖZLÜ!

∂ Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın El Cezire’de yayımlanan “Afrika: Türkiye’nin dostu, hemşehrisi ve ortağı” başlıklı makalesinde ise şu ifadeler dikkat çekti: “Afrika ile iş birliğimiz resmî ziyaretlerle sınırlı değil. Son on yılda Türkiye, sömüren ve sömürülen arasındaki geleneksel hiyerarşiye karşı çıkmak için birtakım anlaşmalar imzaladı ve kıtanın bir yanından bir yanına ortak projeler duyurdu. Açık olmak gerekirse, yıllar süren sömürge yönetimi ve sömürüler, yerel halkı kendilerine ait olandan mahrum etse de Afrika’nın geri kalanı da farklı değil. Dünya açgözlülüğü bırakır ve Afrika halkına yardımcı olmaya odaklanırsa, kıta ekonomik güç merkezi haline gelebilir.”