Üsküdar Kirazlıtepe Boğaziçi Yaşam Merkezi’nde Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Platformu tarafından düzenlenen sahur programına Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Cihannüma Genel Başkanı Mustafa Şen, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve çok sayıda dernek üyesi katıldı. Türkiye’yi yeniden inşa etmek durumunda olduklarını ifade eden Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş,’’ Hem saflarımızı sıklaştırmak hem gönüllerimizi, zihinlerimizi birleştirmek, bütünleştirmek hem de her gün, her daim, her sabah niyetlerimizi tazeleyerek yeni Türkiye’nin yeni istikametinde yürümek ve dünyada söz sahibi olan güçlü bir medeniyetin merkezi olarak Türkiye’yi yeniden inşa etmek durumundayız. Önümüzdeki günler bu türbülansta küresel ölçekte çok daha hızlı bir şekilde devam edecek. Örnek olarak; İngilizler, Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı aldılar. Bir sene evvel, Ramazan’da bir araya gelseydik ve İngilizlerin Avrupa Birliği’nden ayrılacaklarını konuşulmuş olsaydı buna birçoğumuz inanmazdık. Aynı şekilde bundan 7-8 yıl evvel, Suriye’nin lime lime bölüneceğini, paramparça olacağını, büyük güçlerin Suriye’deki küresel bir mücadelenin kapılarını açacağını söylesek herhalde buna dünyada çok az insan inanırdı. Bir müddet evvel, Ukrayna’nın Rusya tarafından ilhak edileceğini dile getirse az insan inanırdı. Öyle görünüyor ki, önümüzdeki dönemde gerçekten çok büyük olaylara dünya gebedir. Bu anlamda yeni güç dengesi yerine oturana kadar bu mücadele her alanda çok daha hızlanmış, çok daha güçlenmiş bir şekilde devam edecektir’’ şeklinde konuştu. 

Sosyal medya üzerinden şehir ve kültür üzerine yapılan program sırasında Cumhuriyet dönemine ilişkin söylediği ifadelere açıklık getiren Kurtulmuş,’’ Sizlere Türkiye’de geçmiş günler de hangi karanlık dehlizlerden geçtiğimizi anlatmaya gerek yok. Bu memlekette 18 sene tanrı uludur, tanrı uludur diye Ezan okundu. Ezan diye okundu. Bu memlekette camiler ahır yapıldı. Öyle zamanlar oldu, camilerde nalbant dükkanları açıldı. Bu memlekette başörtüsü yasakları oldu. Bu memlekette 68 siyasi parti kapatıldı. Bu memlekette imam hatip mezunlarının önü kesildi. Bu memlekette milletin değerlerini savunan insanlar, gerici, yobaz, mülteci yaftalamasıyla boyunlarına yaftalamalar asılarak toplumun bir kenarına itilmeye çalışıldı. Çok şükür bunların hepsini geçtik. Bunları dile getirince birileri bundan rahatsız oluyor. Sosyal medyadan takip ediyorsunuzdur. Dün akşam bir sosyal medya ağından yaptığımız yayında şehir ve kültür üzerine 10-15 dakikalık bir yayın yaptık. Orada çok açık bir şekilde şunu söyledik. Bir zamanlar bu ülkede, bu şehirde camiler toplumsal hayatın göbeğindeydi, şimdi böyle değil diye bir soru sordu muhabir arkadaş. Bende dedim ki; Türkiye çok önemli dönemlerden geçti. Evet doğrudur. Şehrin merkezinde camilerimiz var. Caminin etrafında toplumsal hayatın diğer unsurları, bedestenleri, çarşıları, hamamları, medreseleri ve diğer faaliyetleri vardır. Maalesef büyük değişmeler oldu. Bunların önemli nedenlerinden birisi de uzun yıllar Türkiye’de camilerin bir kısmının ahır, bir kısmının nalbant dükkanı yapılmasıdır, depo yapılmasıdır. Bu bir gerçektir. Bu bizim büyüklerimizden gördüğümüz, duyduğumuz gerçeklerdir. Bunu söyleyince birileri rahatsızlık duymuş. Hemen sosyal medya üzerinden bütün paralel ortaklarını da devreye sokarak Türkiye’de efendim Başbakan Yardımcısı Cumhuriyet devri, zulüm devridir dedi. Hiç kimse Cumhuriyet’in sahibi olmaya kalkmasın. Cumhuriyet’in sahibi bu milletin bizzat kendisidir, bu inançlı milletin bizzat kendisidir. Ne Cumhuriyet kimsenin babasının malıdır ne de herhangi bir kurumun tekelindedir. Biz sözümüzün sahibiyiz. Ne söylersek sonuna kadar arkasında dururuz. Cumhuriyet’inde sahibiyiz, bu milletin değerlerine de sahibiz. Bu milletinde hizmetkarıyız, milletinde bizzat kendisiyiz’’ ifadelerini kullandı.