Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, tedbir alınmazsa İslamofobik yaklaşımların Avrupa’da, batı dünyasında başka felaketlere yol açabileceğini söyledi. “İslamofobi ile Mücadele: Kapsamlı ve Etkin Çözümlere Doğru” başlıklı çalıştayın açılış konuşan İbrahim Kalın, aşırı sağcı, ırkçı hareketlerin giderek Avrupa merkez siyasetini belirleyen bir nitelik kazandığını belirterek, “10-20 yıl önce ‘Olmaz böyle şey, bunlar ırkçı tutumlardır’ denilen şeylerin giderek Avrupa siyasetinde, Amerika’da yeni normal olarak kabul edilmeye başladığını görüyoruz. Bu tür İslamofobik, ırkçı yaklaşımların normalleşmesi de kendini demokrasinin, çoğulculuğun, liberalizmin merkezi olarak gören Avrupa’nın temel iddialarını da sorgulanır hale getiriyor” diye konuştu.
Kalın, İslam karşıtlığı söz konusu olduğunda batıdaki sağ ve sol hareketlerin hızlıca ve kolayca birleşebildiğine dikkati çekerek, ABD’de sağ ve sol siyasetin, kürtaj, silah kullanımı konusunda uzlaşmasının mümkün olmadığını, ancak İslam karşıtlığı konusunda bu iki kesimin farklı argümanlarla bir mutabakata vardığını anlattı.
Sadece geçen yıl Almanya’da Müslümanlara yönelik 950 saldırı yapıldığını kaydeden Kalın, “Yılda 950 saldırının Türkiye’de kiliselere yapıldığını veya başka bir Müslüman ülkede havralara yapıldığını düşünün, herhâlde bütün dünyayı ayağa kaldırırlardı” ifadelerini kullandı. İbrahim Kalın, batı toplumlarında üretilen “barbar Müslüman” imajının, Müslüman azınlıkların, İslam ülkelerinin batı toplumlarını ortadan kaldıracağı şeklinde üretilen söylemler, özellikle İslam ve şiddeti bir araya getiren yaklaşımların gerçekliği ifade etmediğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Bugün objektif olarak baktığınız zaman dünyanın en büyük orduları İslam ülkelerinde değil, Müslüman ülkeler dünyanın en büyük ekonomilerine sahip değil, nükleer silahlar, 1-2 ülke hariç, Pakistan hariç, neredeyse hiçbir İslam ülkesinin elinde değil, batılı ülkelerin elinde. Tam tersine işgal edilen ülkeler Müslüman ülkeler, ayrımcılığa maruz kalanlar Müslüman toplumlar, DEAŞ denilen terör örgütü üzerinden yapılan tahribatın birinci muhatabı yine Müslümanların kendileri.”