Damla Peker ANKARA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Meclis Grubu’nda yaptığı konuşmada, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Afrin konusundaki “Suriye rejimine verilmesini bekliyoruz” açıklamasına sert tepki gösterdi. Erdoğan “Bu çok yanlış bir yaklaşım. Biz Afrin’i kime geri vereceğimizi çok iyi biliyoruz. Öncelikle Suriye’de şu anda başka ülkelerin el altında, kontrol altında tuttuğu yerlerin Suriye’ye teslimi konuşulsun. ‘Oraları rejim verdi’ ifadesi bizi ikna etmez. Biz, yeri geldiği zaman Afrin’i, Afrinlilerin kendisine bizzat teslim ederiz. Ama bunun zamanı bize aittir; onu da biz belirleriz, Sayın Lavrov değil” açıklamasında bulundu. Rus lideri Putin ile sık sık görüştüğünü belirten Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’ın araması hâlinde de kendisi ile görüşebileceğini ve herhangi bir problem bulunmadığını dile getirdi. Avrupa ülkelerindeki terör örgütü varlıklarına da değinen Erdoğan, AB ülkelerinin kendi sonlarını kendi elleriyle hazırladıklarını dile getirerek, gündemle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

TERÖRİSTLER AVRUPA’DA

“Demokrasinin ve özgürlüklerin kalesi olduğu’ iddiasıyla yola çıkan Avrupa’nın, terör örgütlerinin oyuncağı haline dönüştüğünü görmenin üzüntüsü ve öfkesi içerisindeyiz. Bizim dağda aradığımız terör örgütü mensuplarının, Avrupa ülkelerinin caddelerinde karşımıza çıkmasından artık bıktık, usandık. Avrupa ülkeleri şunu iyi bilsinler ki; kendi sonlarını kendi elleriyle hazırlıyorlar. Bugün Türkiye’nin başına musallat olduğu için el üstünde tuttukları terör örgütleri sonunda nefretlerini ve namlularını onlara çevirecekler. Terörizmin doğası budur. Kendisini besleyen eli gün gelir ısırır.”

BİR TÜRK EŞİTTİR 20 ALMAN

“Almanya’da Yusufumuza yaptıklarını gördünüz değil mi? 20 Alman polis üzerine çöreklendiler. Ama o, o haliyle bile mesajını gönderiyordu. Gerek şahsıma, gerekse Türkiye’ye mesajını gönderiyordu. Ve diğer orada Türk işçisi oradan çekim yapıyor. “Çek gardaş çek” diyordu. Ve “Bunu da Türkiye’ye gönder” diyordu. Kendisiyle görüştüğümüzde de “Başkanım siz zaten yanımızdasınız, buraları hiç endişe etmeyin. Sonunda biz kazanacağız” diyordu. Mesele bu inanmak. İşte 20 tane polis, orada bir tane Türk’ü halledemiyor.”

BEDELİNİ ÖDEYECEKLER

“Doğu Guta ve Duma. Bu katliamı yapanları lanetliyorum, lanetliyorum. Kimden gelirse gelsin bu katliamı yapanlar bunun hesabını, bedelini kesinlikle ağır ödeyeceklerdir. Bununla ilgili görüşme ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dün Sayın Putin ile telefonda görüştüm, bugün ve yarın da devam edecek görüşmeler.”

BAKALIM SIRA KİMLERDE

“İşte en son Gabon 3 tane önemli FETÖ’cüyü hamdolsun onlar da ülkemize teslim etti. Gideceğiz, nereye kaçarlarsa kaçsınlar. Onlar kaçsınlar biz kovalayacağız. İşte Kosova’dan 6’sını aldık, şimdi Gabon’dan 3’ünü aldık. MİT kovalıyor. Şimdi bakalım yenisi nereden çıkacak? 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla bir grup avukatla, avukatların ve hukuk sisteminin genel problemleri ve devam eden FETÖ davaları konusunda samimi sohbetlerimiz, değerlendirmelerimiz oldu. Bu avukatların, FETÖ davalarını sürekli takip ettiğini, asla esneme olmadığını da gördüm.”

SIKIYSA YİNE YAP BAKALIM

“Çocuklara nitelikli istismar suçunun üst ceza sınırı 20 yıldan 40 yıla kadar çıkartılıyor. Suçun nitelikli olması halinde ceza müebbete veya ağırlaştırılmış müebbete kadar da yükseltilebilecek. Ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kişi 50 yıl. Müebbet hapis cezası alan kişi 40 yıldan önce cezaevinden çıkamayacak. Sıkıysa bundan sonra da bundan sonra bu yola tevessül etsinler. Bundan sonra ömürleri bunların cezaevinde geçer ve orada çürürler. İstismar suçu işleyenler için kimyasal kastrasyon tedbiri ayrıca uygulanabilecek. Yayın kısıtlaması veya yayın yasağı konulabilecek.”

POLİSİN YERİ AYRI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polis Teşkilatının kuruluşunun 173. kuruluş yıl dönümü ve 10 Nisan Polis Bayramı sebebiyle Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesi başkanlığındaki polislerle bir araya geldi. Erdoğan “Polisin Türk milletinin kalbindeki yeri başka” diyerek polisleri kutladı. Özel harekât polisleri ayrıca, Külliye bahçesinde kısa bir gösteri yaptı.

"ZEKÂTLARINI VERSELER FAKİR KALMAZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ekonomik güçleriyle Türkiye'nin önünde olan ülkeler isteseler dünyadaki açlığın önüne geçebilir" dedi. TİKA Koordinatörleri’ni kabul töreninde konuşan Erdoğan, petrol zengini Müslüman ülkelere seslendi, "Salt zekâtlarını tespit edip bu fakir, garip ülkelere verseler dünyada herhalde fakir kalmaz. Hep söylenir ya 'batıda israf edilen yiyecekle, dünyanın kalanındaki tüm açlar doyar' Aynı benzetmeyi şöyle de yapabiliriz. 'Batının ortalığı karıştırmak, terör örgütlerini kışkırtmak için harcadığı parayla dünyanın kalanını asgari refah seviyesine ulaştırmak mümkündür. Terör örgütlerine ABD'nin gönderdiği yardım 5 bin TIR silah ve mühimmat. 2 bin kargo uçağıyla silah ve mühimmat. Siz bunların ne tür büyük rakamlar tuttuğunu hesap edin..."

ERDOĞAN'DAN BAYKAL'A ZİYARET

Cumhurbaşkanı Erdoğan eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı tedavi gördüğü Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ziyaret etti. TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın da hazır bulunduğu ziyaret, yaklaşık yarım saat sürdü. Prof. Ataman Baykal’ın, ziyaret akabinde kapıya kadar uğurladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyarlılığından ve babasının tedavisine gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ettiği öğrenildi.

CUMHURBAŞKANI'NDAN KILIÇDAROĞLU'NA

Sanatçı ve sporcuların sınırda Türk askerini ziyaret etmesini hakaret dolu ifadelerle eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan unları söyledi: “Şimdi duydum ki, Hatay’a gidiyormuş, hayırdır yahu, günaydın! Ne oldu? O zaman yapman gereken bir şey var, postalın eksikse sana postal da gönderelim. Olur ya parka falan eksikse onu da gönderelim. Afrin’de ne işiniz var, Afrin’in merkezine sakın girmeyin, diyen kimdi, siz değil miydiniz? Bay Kemal’e rağmen Zeytin Dalı Harekâtı’nı yaptık ve bu sabah itibariyle etkisiz hale getirilen terörist sayısı 4 bin 70’dir. Herhalde gözyaşı dökmeyi de unutmazsın. Onlarla zaten kol kola girdin, yürüdün, şimdi de gözyaşı dökmeyi ihmal etme. ÖSO’ya hakaret etti, O ÖSO komutanlarından biri ile tanıştım. Karnını almışlardı ama iyileşip yine cepheye gitmişti. Senin o komutan kadar imanın var mı Kılıçaroğlu?”