Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Türkiye'nin terörle mücadelede gösterdiği kararlı tavır sebebiyle ABD'nin Menbiç konusunda anlamaşmaya mecbur kaldığını söyledi. Yazıişleri toplantımıza katılarak gündeme ilişkin sorularımızı cevaplayan Kurtulmuş, seçimlerden ABD ile ilişkilere, terörle mücedeleden turizme kadar birçok konuna önemli değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş, özetle şunları ifade etti.

Seçimden ne bekliyorsunuz?

Bu seçim Türkiye tarihin en önemlisidir. 24 Haziran'dan sonra yeni yönetim modelinin nasıl olacağı ortaya çıkacak. Muhalefet parlamenter sisteme dönüşü konuşarak hayal görüyor diğer taraftan da 16 Nisan'da ortaya konulan milletin iradesi yokmuş gibi davranıyor. Türkiye siyasi tarihi boyunca geri doğru gitmedi, hep ileriye doğru yol aldı. Cumhurbaşkanlığı idare modelinden de asla geriye dönüş olmayacaktır. Türkiye, cumhurbaşkanlığı sistemine laf olsun diye geçmedi. Bu bir mecburiyetti.

Sistem değişikliği seçmene tam anlatılabiliyor mu?

Ben vatandaşlarımızın 16 Nisan kampanyasını dikkatle takip ettiğini düşünüyorum. Carlo Cottarelli, IMF Türkiye Masası Şefiydi. Bir zamanlar Türkiye’deki maliye bakanları onun önünde ceket iliklerdi. Cottarelli, 25 milyon dolar alabilmek için el açtığımız bir adamdı. O adamı şimdi İtalya’ya başbakan olarak atadılar. Türkiye de geçmişte benzer şeyleri yaşamak üzereydi. Kemal Derviş önce ekonomi yönetiminin başına getirildi. Eğer tutsaydı onu da Başbakan yapacaklardı. Yeni sistemle artık Türkiye bir daha böyle kayıplarla karşılaşmayacaktır

İttifak ve koalisyon aynı şey mi?

İttifakta hem partilerin hepsi kendi kimliklerini koruyor hem de baraj problemi ortadan kaldırılmış oluyor. Önümüzdeki yıllarda ittifaklar, seçim öncesinde izah edilebilecek bir noktaya gelecek. Mesela "Avrupa ile ilişkilerimiz şöyle olacak" diye ilan edebilecekler. Siyasette iki ana eksen olacak.

Meydanların dili ne? Anketler neyi gösteriyor?

Meydanların dili çok açık. Millet inşallah 24 Haziran’da Recep Tayyip Erdoğan’ı birinci çıkaracak. AK Parti de ilk sırada yer alarak güçlü parlamentoyu oluşturacaktır. Anketlerde hiçbir sıkıntı gözükmüyor. Ama hiçbir seçim çantada keklik değil. Bütün gücümüzle, birebir halkın içerisinde olarak, milletin gönlünü kazanmaya çalışıyoruz. Siyasi tecrübem beni yanıltmıyorsa; her gün üzerine koyarak ilerleme kaydediyoruz.

İnce, ikinci tura kalacağını söylüyor. Ne dersiniz?

Muharrem İnce’nin birkaç yüz kelime ile ve neredeyse her yerde aynı şeyleri anlatarak bir kampanya yürütüyor. Mümkün olduğunca tansiyonu yükselterek, Cumhurbaşkanımızın kendisine cevap vermesini sağlamaya çalışıyor. Ben yıllarca Türkiye’deki ve yurt dışındaki kampanyaları takip etmiş biri olarak bu seçimde görmediğimiz şeyleri görüyorum: Biz hükûmet olarak neler yapacağımızı, daha evvel yaptıklarımızı hatırlatarak anlatıyoruz. Ama ne yazık ki özellikle CHP "Yaptırmayacağız" üzerinden kampanya yürütüyor. "Ben iktidara gelirsem yıkacağım hatta yıkacağım" diyorlar. Bu kampanyanın temel özelliklerinden biri de muhalefetin bütün stratejisini Erdoğan karşıtlığı üzerine oturtmuş olmasıdır. Çok açık söylüyorum: Erdoğan düşmanlığından Türkiye’ye hayır gelmez. A ve Z kadar birbirine uzak olan iki partinin adayları "dip dalgadan" bahsediyor ve bunun Erdoğan karşıtlığı üzerine bina edildiğini söylüyorlarsa, bu işin içerisinde bir iş vardır. Bu karşıtlık kampanyası, bir telaşın göstergesidir.

Kandil'e operasyon var mı?

Türkiye, Irak ve Suriye sınırında bir terör devleti oluşumuna müsaade etmeyeceğini yıllardır söylüyor. Ama bir taraftan da birileri burada terör devleti oluşturmaya çalışan gruplara silah veriyor. Bunlar tespit edildi ve muhataplarımıza iletildi. Onlar 'Türkiye, bir terör koridoru oluşturulmasına ses çıkarmaz' diye düşündüler. Tavrımızı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarıyla ortaya koyduk. Bize gelecek tehditlere göz yumacak değiliz. Kendimize tehdit oluşturan alanlarda terörü teker teker uzaklaştırıyoruz. Bu kararlılığımızı Amerikalılar da gördüğü için Menbiç konusunda bir adım atmak meçburiyetinde hissettiler. Kandil meselesini de böyle görmek lazım.

Seçim'den sonra Batı ile ilişkilerimiz iyileşecek mi?

Zengin kuzey, fakir güney, Hristiyan dünyası, Müslüman dünyası, doğu ülkeleri batı ülkeleri... Dünyayı hangi kriterle ele alırsanız alın Türkiye tam nirengi noktasında yer alır. Kilit taşıdır. O taşı çektiğinizde kemer çöker. Türkiye yeniden güçlü günlerine geri dönme iradesini ortaya koydukça bazı ülkeler bundan ürküyor. ABD ne kadar aksi politika izlerse izlesin, ne kadar İsrail'in gölgesinde hareket ederse etsin Orta Doğu barışının kilidi Türkiye'dir. Ve Türkiye'yi ihmal edemezler. Aynı şey Avrupa ülkeleri için de geçerlidir. Göçmen sorunundan, doğu batı arasındaki gerilimlere kadar birçok konuda ezilen Avrupa'nın ilacı Türkiye'dir. Bu gerçeği gördüklerini düşünüyorum. Son zamanlarda yaşadığımız gerginliklerin sebebi de biz değiliz. Türkiye şimdilik Playofta oynuyor. Hedefimiz süper lige çıkmak.

Verilen vaatler bütçeyi kaldırır mı?

Muhalefetin boş vaatlerine milletimiz itibar etmiyor. Biz vadetmiyoruz, gerçekleştiriyoruz.

Turizmde hedef ne?

2017'de Türkiye turizmi muhteşem bir geri dönüş sağladı. Bu yılın ilk dört ayında tüm zamanların rekorunu kırdık. Böyle devam ederse 40 milyon turist olacak, 32 milyar dolar da turizm geliri elde edeceğiz. 2023'te 50 milyon turist, 50 milyar dolar gelir hedefliyoruz. Kongre turizmi, gastronomi, kış sporları gibi yeni alanlarda ürün artıracağız. Yeni kapılar açacağız. Büyük bir seferberlik başlattık. Tek başına Türkiye'nin cari açığını kapatacak büyük bir potansiyel var. Birkaç yıl içinde ciddi sonuç alacağız.