İçişleri Bakanı Soylu, AK Parti tarafından Tunceli Öğretmenevinde düzenlenen "Siyaset Akademisi" programında yaptığı konuşmada, Afrika'da insanların sömürüldüğünü örnekleriyle anlattı.

Türkiye'nin tarihi boyunca komşu ülkelerle ve Ortadoğu'da izlediği politikanın önemine değinen Soylu, gelecekte de aynı kararlılıkla politikalarını sürdüreceklerini söyledi.

Kenya'nın ilk Devlet Başkanı Jomo Kenyatta'nın "Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda bizim elimizde İncil, onların elinde ise topraklarımız vardı" şeklindeki sözlerinin sömürgeciliğin en iyi tarifi olduğunu aktaran Soylu, günümüzde vekalet savaşlarının dünyanın başka yerlerine de yayıldığını belirtti.

Sömürgeciliğe sevdaları nedeniyle Batı medeniyetinin iki dünya savaşına neden olduğunu dile getiren Soylu, şöyle devam etti:
"Kendileri direkt savaşa girmek istemiyorlar. Yabancı düşmanlığının oluşturduğu bu tablo ile karşı karşıyayız. Ağrı ve Van'da kardeş Afganistan'dan, Pakistan'dan ve Bangladeş’ten gelen insanlar var. Kaçak göçmenler var ve bunlar kucağımızda oturttuğumuz çocuklar gibi aileleriyle oradan geçerken donarak karın altında kalıyor. Onları ne zaman buluyoruz? Karlar eridiğinde buluyoruz. Bunun sebebi biz değiliz. Bunun sebebi 21'inci yüzyıla acımasızca damga vuran Batı'nın kendisidir. İdlib'de olan olaylar, aşağımızdaki karmaşıklık ve kaoslar, yaşlıların, kadınların öldürülmesi, yıllarca barındırdığı topraktan başka bir tarafa gönderilmesi, 21'nci yüzyılın hak ettiği bir fotoğraf değil. Bütün dünya bu tabloyu görmekte ve resmetmekte ama sesini çıkarmıyor. Çünkü hiç vicdanları yok. Biz çıkartıyoruz çünkü biz vicdanlı bir milletiz."

Soylu, Türk milletinin dünü unutan bir millet olmadığını, sadece kendini düşünmediğini vurguladı.

Sadece komşularına değil, coğrafyaya ve insanlara ait sorumlulukları bulunduğuna işaret eden Soylu, Tükiye'nin elini kendi coğrafyasında ve Müslüman ülkelerde yaşanan zorluklara uzatmanın gayesini taşıdığını söyledi.

İçişleri Bakanı Soylu, 2010'da kişi başı gelir seviyesinin 10 bin dolar olduğunu, bugünde aynı rakamlarda bulunulduğunu belirtti.

Türkiye'nin 2010'da S400 alabilecek durumu olmadığını anlatan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"2010 yılında S400 alamazdık, nevrimizi döndürdüler ama bugün alabiliyoruz. 2010'da Doğu Akdeniz’de hakkımız olan uluslararası anlaşmanların bize tanıdığı, tarihimizin bize emanet ettiği enerji yataklarına gözümüzü bile döndürüp bakamadık ama bugün bütün dünya ülkeleri ne söylerse söylesin, orada varlığımızı ortaya koyabilme kabiliyetine sahibiz. 2010'da etrafımızda bir terör koridoru oluşturulurken, sesimizi çıkartmak istediğimizde, 'Otur oturduğunuz yerde' diyebilirlerdi ama bugün aynı Türkiye yok. Güçlü bir Türkiye var. Birlikteliklerini, beraberliklerini kiminle yaparlarsa yapsınlar, artık kimseye eyvallahımız yok. Artık sahada kazandığımızı, masada kaybetmediğimiz bir Türkiye var."

Soylu, dünyanın yönsüz kaldığı süreçte ilk kez ellerine fırsat geçtiğini ve bu fırsatın çok iyi değerlendirileceğini belirtti.

Fırsatı değerlendirirken, yabancı ülkelerin yaptıkları gibi değil, hakkaniyetle yapılacağının altını çizen Soylu, "Allah da şahittir, millet de şahittir. Bunu haksızlık vicdansızlıkla değil, milletimizin karakterine uygun, dininimizin, inancımızın, göreneğimizin, kardeşliğimizin, anamızın, atamızın öğrettiği şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Bunun için bugün Allah'a şükürler olsun, etrafımızda birçok oyun kurulsa da Türkiye bütün coğrafyaya ümit vermektedir." diye konuştu.

"Dünya ekonomik kriz yaşarken Türkiye büyük bir sıçrama içinde"

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili yapılan açıklamalara ilişkin "O günkü Cumhurbaşkanımızın sanki o olayların yaşandığı bir ülkede yaşamıyormuş gibi bugün söz söylemesi de bırakın İçişleri Bakanlığını, bu ülkenin bir ferdi olarak, Süleyman Soylu olarak içime hançer gibi saplanmıştır." dedi.

Olaylarının yaşandığı dönemlerde yapılmak istenenlerin açık ve net şekilde belli olduğunu aktaran Soylu, şöyle devam etti:
"Uçak yapmamızın, kendi otomobilimizi yapmamızın engellenmesi ve Gezi olaylarının arkasında Batı'nın emperyalist baskısı yatmaktadır. Bu memleketin gelişmesini sağlamaya çalışırken kim varsa atılan adımların karşısında, onların ilişkilerine bir bakın, 'İstemezük' diyenler, 'Türkiye'yi ayağa  kaldırız' diyenler için söylüyorum. Gezi olaylarını başından sonuna kadar yaşamış kardeşinizim. Dünya ekonomik kriz yaşarken Türkiye büyük bir sıçrama içinde. Gezi olayları oldu bitti. Sonu ne oldu? Faiz, enflasyon tıkır tıkır yükselmeye başladı. Sebebi, Türkiye'yi güvensiz ülke haline getirmek. İsteyenler aslında bir noktada istediklerini almışlardı ama alamadıkları bu iktidarı yıkmak ve Recep Tayyip Erdoğan'ı Türkiye'nin başından götürmekti. Ona da kim sahip çıktı? Ona da bu millet sahip çıktı. Bu kadar basit."

Bakan Soylu, Gezi olayları yaşanmasaydı Türkiye'nin yerli otomobilini daha önce üretebileceğini, uçak projesini de bitirmiş olacağını anlatarak, şöyle devam etti:
"Bugün Suriye üzerinden birtakım bahaneler üretmeye çalışanlara söylüyorum. Bölgemize terör koridoru kurmaya çalışanlara söylüyorum. Bizim problemimiz olduğunu ifade etmeye çalışanlara söylüyorum. Gezi olmamış olsaydı adımın Süleyman Soylu olduğu gibi eminim ki, şu anda 15 bin dolar kişi başı gelir seviyesine ulaşmış, etrafımızda kimsenin terör koridoru kurmaya cesaret edemediği, işsizliğin yüzde 8'lerin, 7'lerin altına düşmüş olduğu güçlü ve stratejik bir Türkiye'nin, herkesin sözünden çekindiği, milletimizin mutlu olduğu bir dönemi anlatırdık."

İçişleri Bakanı Soylu, Gezi olaylarının ardından bazı siyasilerin devletin imkanlarını kötü kullandığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"Kimse kusura bakmasın. O günkü Cumhurbaşkanımızın sanki o olayların yaşandığı bir ülkede yaşamıyormuş gibi bugün söz söylemesi de bırakın İçişleri Bakanlığını, bu ülkenin bir ferdi olarak, Süleyman Soylu olarak içime hançer gibi saplanmıştır. Hem Tayyip Erdoğan'ı yalnız bırakacaksınız hem Tayyip Erdoğan'ın karşısında birileriyle anlaşma yapacaksınız, ondan sonra da bugün gelip sırça köşklerinizde devletin size sunduğu bütün imkanlarla bu milletin size verdiğini bir şekilde bu millete kötülük olarak anlatmaya çalışacaksınız. Yazıklar olsun size."

"Şu anda 5 binin üzerinde aileyle görüşüyoruz"

Son yıllarda PKK terör örgütüne ağır darbe vurulduğunu vurgulayan Soylu, terör örgütünden kaçarak teslim olanların sayısının her geçen gün arttığını, artmaya devam edeceğini belirtti.

"PKK, bırakın ortada gezinmeyi, telsizle konuşmaktan korkar hale geldi." diyen Soylu, "Dağdaki sayıları 500 civarında. 5 bin 554 kişinin katıldığı 2014 yılında PKK'ya yıllık katılım sayısı 2019 itibarıyla söylüyorum, 136. Örgütten kopanlar, teslim olanlar ve ikna edilerek dağdan inenler bunun 3 katı." ifadesini kullandı.

Soylu, sadece geçen yıl 273 örgüt mensubunu aileleri vasıtasıyla ikna ederek getirdiklerini belirterek, "Şu anda 5 binin üzerinde aileyle görüşüyoruz. Yılbaşından bugüne kadar teslim olanlar hariç ikna ile getirdiğimiz 40 kişi var. Daha da artacak ve bu yıl 300'ü aşarız, 350'ye inşallah varırız. Her yıl artırarak gidiyoruz." diye konuştu.

Soylu, Tunceli'de 5 Ocak'ta kaybolan ve arama çalışmaları devam eden Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun (21) ailesiyle de görüştü.