Nehrân bin Meymûn'un akıllı, Müslüman ilim sahibi bir kölesi vardı. Bir gün sofraya yemek getirirken ayağı kaydı, çorbayı efendisinin üstüne döktü. Meymûn, onu cezalandırmak istedi. Fakat köle kendisine şöyle dedi: "A benim efendim, Allah'ın, 'Öfkelenince öfkelerini yutanlar...' kelâmı ile amel et!" Hizmetçinin bu hatırlatması karşısında Meymûn, "Onunla amel ettim" dedi ve öfkesini yendi, kölesini cezalandırmadı.
Fakat köle hemen peşinden, "Âyetin ondan sonraki "İnsanları affedenler.." kısmıyla da amel etmelisin!" dedi. "Onunla da amel ettim, seni affettim" cevabını verdi. Köle bu sefer de; Daha sonraki "Allah iyilik edenleri sever." kısmıyla da amel et! diyerek, efendisinin, ayrıca kendisine bir de iyilik yapmasını istedi. Meymûn onu da yaptı kölesine, "Sana iyilik de ettim. Haydi, bundan böyle Allah rızası için hürsün, serbestsin" dedi.
Bir anlık öfke, insanın dünya ve âhıretini karartmaya yeter. Resûlullah efendimiz öfkenin ne kadar tehlikeli olduğunu şu hadîs-i şerîler ile işaret buyurmuştur. "Muhakkak ki öfke, bir köz parçasıdır", "Kim ki öfkesinin gerektirdiği şeyi yapmağa muktedir olduğu hâlde yapmaz da öfkesini yenerse, kıyâmet günü Allahü teâlâ, onun kalbini hoşnutlukla doldurur."
Allahü teâlâ da, "Ey âdemoğlu! Öfkelendiğin zaman beni hatırla ki, ben de gadaplandığın zaman seni hatırlayayım ve yardımımla seni memnun edeyim. Şüphesiz ki, benim sana olan yardımım, senin kendi nefsine yapacağın yardımdan daha hayırlıdır." buyurmaktadır. İnsan öfkelendiği zaman karar verirken dikkatli olmalı. Bu hâldeyken verilen karar sıhhatli olmaz.  
Allahü teâlâ, Kur'ân-ı keriminde buyurdu ki: "Cennet ve Allah'ın mağfireti, gerek darlık ve gerekse bolluk hâllerinde yedirip içirenler ve öfkelenince öfkesini yenenler için hazırlandı."
Yine Ömer İbni Abdül'azîz başka bir gün bir sarhoş gördü. Onu yakalattırıp cezâlandırmak istedi. Fakat sarhoş, ileri geri konuşarak halîfeye sövdü. Bunun üzerine halîfe, onu o an cezalandırmaktan vazgeçti, cezayı tehir etti. Kendisine, "Küfredince, sarhoşu cezalandırmaktan niçin vazgeçtin?" diye sorulunca, şu cevâbı verdi: " O, bana küfretmekle beni öfkelendirdi. Eğer bunun üzerine ben onu cezalandırmış olsaydım, bunu öfkemden dolayı yapmış olacaktım. Hâlbuki, onu öfkemden dolayı değil, Allahü teâlânın emrine muhâlif bir fiili işlediği için cezalandırmam gerekir. Kendi öfkemden dolayı bir Müslümanı cezalandırmaya razı olamam."
Makam hırsı, kibir ve ucbu yok eden öfkesine hakim olur. Öfkelenen, Peygamber efendimizin bildirdiği, (Allahümmağfirli-zenbi ve ezhib gayza kalbi ve ecirni mineşşeytan) duasını okumalıdır! Manası, (Ya Rabbi, günahımı affeyle. Beni kalbimdeki öfkeden ve şeytanın vesvesesinden kurtar) demektir.
Hiddetlenince, euzü besmele ve iki kul euzüyü okumalıdır. Kızıp öfkelenenin aklı örtülür. İslamiyet'in dışına çıkar. Birkaç hadis-i şerif meali:
(Öfke, şeytanın vesvesesinden hasıl olur. Şeytan, ateşten yaratılmıştır. Ateş, su ile söndürülür. Sinirlenince, abdest alın.) [Ebu Davud] 
(Kim Allah rızası için öfkesini yenerse, Allahü teâlâ da ondan azabını def eder.) [Taberani]