Endonezya’nın tarihi 5 bin yıl evveline uzanır. Eskiden beri ticareti canlıdır, gemiciler gelip gider, baharat, reçine ve kereste alırlar. 
Avrupalılar bu mallara ancak Mısır ve Suriye limanlarında ulaşabilirler ki Memlukların elindedir o yıllarda. Ne zaman ki Ümit Burnunu aşarlar, donanma üzerine donanma çıkarır, Uzak Doğu’yu yağmalamaya başlarlar. 
Her biri hedef ülke seçer, Portekizliler  Endonezya’ya çullanır mesela. 
1511’de Portekiz Malakka’yı işgal eder, ardından İspanya, Hollanda ve İngilizler üşüşür adalara.
Açe Sultanı çaresizdir, elindeki silahlar azdır zira. Kanuni Sultan Süleyman, derhal Lütfi Bey’le, 8 topçu ve mühimmat yollar. Ama bunlar da kâfi gelmez, Avrupalılar kan kokusu alan sırtlanlar gibi akar Uzak Doğu’ya.
Kaldı ki bu bölge halkı barışseverdir, savaş bilmez, kan dökmez, can yakamaz.  
KURDOĞLU HIZIR REİS
Bu arada Kanuni rahmetli olur, oğlu Sultan 2. Selim babasının izinden gider ve Kurdoğlu Hızır Reis komutasında 22 parça harp gemisi yollar. Sefere gönüllü katılan 400 levendimiz, Açe’nin müdafaasında vazife alır. Ki Banda Açe’de Ay yıldızlı mezar taşları durmaktadır hâlâ. 
Osmanlı mühendisleri kardeşlerimize mevzi kazmayı, kale, kule kurmayı, barut imalini, top dökmeyi ve gemi yapıp donatmayı öğretirler. Bu arada Devlet-i Aliyye, Portekiz’i kesin dille ikaz eder, Sumatra’ya yapılacak saldırıları “savaş sebebi” sayacağını bildirir açıkça. Açeliler nispeten rahatlar boyun eğmezler küffara. 
Ardından Gucerat Sultanı kapımızı çalar. 
Sadece Müslümanlar mı? Hint Racaları da Portekiz İspanyol zulmünden bizar olur, yardım talebinde bulunurlar. İstanbul inancına bakmadan mazluma destek olur, ki sağda solda tuğralı tüfeklere, padişah armalı toplara rastlanmaktadır hâlâ. 
OSMANLI OKYANUSLARDA 
Endonezyalılar zor günlerinde imdatlarına koşan Osmanlıyı unutmaz, Türklere karşı muhabbet duyarlar. Nitekim Sultan Alaüddin, Kanuni’ye gönderdiği mektupta “Açe sizin karyelerinizden (köylerinizden) biridir ve ben dahi hizmetkârınızım” yazar. 
16 YY’da Hollanda Doğu Hindistan, Java ve Moluk’da kurdukları şirketlerle bölge ticaretini ele geçirir Cakarta’ya askeri yığınak yapar. Mataram Sultanlığı da, Osmanlı Devleti’ne bağlandığını ilan eder. Onu Java Adası ve diğer ada sultanlıkları takip eder, hilal dalgalanmaya başlar uzak sularda. Ne zaman ki Osmanlı güçten düşer, Avrupalılar kan emmeye başlar.
AVRUPALI GASPÇILAR
Hollandalılar toplarını tüfeklerini taşımışlar ama insanlıklarını getirmeyi unutmuşlardır yanlarında. Habire fesat kaynatır, bulanık suda balık avlarlar. Mekteplerde Flemenkçe dayatır ana lisanını konuşanları tazyik altında tutarlar. 
Birinin parasını çalana hırsız diyorlar, Avrupalılar çalmayı bırakın cebren gasp eder, malını mülkünü kızını kısrağını elinden alır, ırzına namusuna musallat olurlar. İşledikleri cinayet boylarını aşar. Hesap gününe mahşer meydanına inananın yapabileceği  şeyler değildir bunlar. Bir de utanmadan İncil dağıtır vaaz-ü nasihate kalkışırlar. 
Eh medeniyeti gayri safi millî hasıla ile ölçersen olacağı budur sonunda. 
Endonezya’ya 350 yıl hakim olan çakallar tek çivi çakmazlar. Nitekim Ahmet Sukarno liderliğindeki milliyetçiler ülkelerine sahip çıkarlar. (1945) 
Ancak Hollanda mekteplerinde dinine, milletine yabancı yetişen nesilden komünistlere kapılanlar olur. Çin ve Rusya henüz ne yapacağını bilmeyen genç Cumhuriyete el atar. İhtilalci komünistler iç savaş başlatırlar. Dile kolay bir milyon insan ölür o kargaşada. İşte bu yüzden olacak birlik ve beraberliğe çok önem veriyorlar. 
Mescid-i istiklâl 
Endonezya’nın sembol eseri “Mescid İstiklal” 12 sütun üzerinde inşa edilir, ki bu Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) doğum günü olan 12 Rebiülevvel’i işaret eder. Cami İslam’ın 5 şartına binaen 5 katlıdır. Kapıları cennet kapıları sayısıncadır. Tek minare vahdaniyeti temsil eder, yüksekliği 66,66 metre olup Kur’an-ı kerim 6666 ayetini hatırlatır. Endonezya Hollandalı zalimlerden 1945 yılında kurtulmuştur, bu yüzden kubbe 45 m. çapındadır.
GENÇ HACILAR DİYARI 
Endonezyalılar Haremeyn hasreti ile yaşar,  çocukluktan itibaren hacca hazırlanırlar. İnsanların genç yaşta hacı olabilmeleri için fonlar vardır, ücret zamana yayılır, bütçelerine yük olmaz. 
Mekteplerde din dersleri de tatbikidir, mesela çocuklar ihrama girer, tavaf, say, şeytan taşlama gibi menasikleri yaparak öğrenirler. Grup mantığı ve ilk yardım hususunda da donanımlıdırlar. 
Açe bölgesinde Müslüman oranı diğer bölgelere göre daha fazladır (%98). Bu bölge ‘Serambi Mekke’ (Mekke Balkonu) diye anılır. Niye? Çünkü ilk Müslümanlık burada yayılmıştır ve eskiden hacılar buradan çıkarlarmış mukaddes yola.