Ramazan ayında tutulan oruçla birlikte beslenme düzenimizde değişime uğruyor. Her gün 3-4 öğünde tüketilen besinleri, bu dönemde 2 öğüne sığdırmak özellikle Ramazan’ın ilk günlerinde zorlanmaya neden oluyor. Alınacak bazı besinler sayesinde bu sırunları tamamen ortadan kaldırarak huzurlu bir şekilde oruç tutmak mümkün. Türkiye’de oruç tutanlara yönelik bir araştırmada bulunan Asya kökenli doğrudan satış markası Qnet, Diyetisyen Yeşim Temel Özcan’dan aldığı tavsiyeleri paylaştı. Ramazan ayının ve oruç tutmanın keyfine ve huzuruna ulaşmayı daha kolay bir hale getirmenin mümkün olduğunu söyleyen Özcan daha sağlıklı oruç tutmak için daha doğru beslenmenin ipuçlarını verdi. Diyetisyen Yeşim Temel Özcan,” Protein içeriği fazla olan gıdalar hem iftarda hem sahurda tercih edilmelidir. Çünkü midenin boşalma süresini uzatarak acıkmayı geciktirirler. Protein bakımından zengin bu gıdalar ramazan ayında sofralarımızda ana öğünü teşkil etmelidirler. Fakat bu gıdaların yanında mutlaka zeytinyağlı bir sebze yemeği ya da salata olmalı ki bağırsaklar çalışsın. Sahura kalkılmadan oruç tutulursa aç kalma süresi artacağından metabolik hız düşer ve halsizlik, baş ağrısı ve kan şekeri düşmesi görülür. Kahvaltı şeklinde de bir öğün uygun olabilir.” dedi.

İFTARDA NE TERCİH EDİLMELİ 

Ramazan ayında su içmenin önemine değinen Özcan iftarda ve sahurda fazla tuzlu besinler tüketilmemesi gerektiğine işaret ederek, "Yetişkin bir insanın günde en az 1.5-2 litre su içmesi gerekiyor. Yemeğe ılık hafif bir çorbayla başlanmalıdır. Bağırsak problemi olanlar çorbalarını özellikle sebzelerden tercih etmelidirler. Fazla yağlı olmayan bir sebze yemeği, cacık ve meyve olabilir. Tatlı tercih edilecekse sütlü tatlılar olabilir” dedi. 
Ramazan ayında beslenme alışkanlıkların değişimiyle birlikte kilo sorunu da oluşabildiğine dikkat çeken Özcan, ”Kilo almamak için sahura mutlaka kalkmak ve hafif gıdaları tercih etmek yerinde olur. Ayrıca bazal metabolizma hızının yavaşlaması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması genellikle kişilerin bu dönemde ağırlıklarının artışına neden olmaktadır. İftarda ve sahurda birdenbire ve çok fazla yemekle midenin doldurulmaması gerekir." dedi. 

Ramazan ayını kilo vermek için fırsat olarak görenleri uyaran diyetisyen Özcan,” Kilo problemi olan bazı bireyler Ramazan ayını zayıflamak için fırsat olarak görmekte ve yalnızca iftarda bir şeyler tüketmektedir. Böyle bir beslenme şekli sonrası birey kilo vermek yerine kilo bile alabilir. Uzun süre aç kalmak iştahı ve doyma eşiğini artıracağından normalden çok fazla miktarda ve hızlı yemek yenir. Bunun için çiğneme sayısına özellikle dikkat edip 8-9 kez çiğnedikten yenmelidir.” dedi. 
Özellikle sıcak ve uzun yaz günlerine denk gelen aylarda diyabet hastalarının oruç tutmak konusunda ısrarcı olmaması gerektiğini vurgulayan Özcan, ”Oruç tutmak sağlıklı insanların metabolik dengesini değiştirmez, ancak şeker hastaları için oruç tutmak son derece sakıncalı olabilir. Şeker hastaları Ramazanda uzun süre aç kalacağından şeker düşmesi sonucu hayati tehlikeler söz konusu olabilir. Oruç, hamileler, seyahatte olanlar, akli dengesi ve psikolojikdurumu bozuk olanlar, çok yaşlı ve hasta olan insanlar, ağır kalp ve böbrek hastası olanlar, mide ülseri, safra kesesi iltihabı veya taşı olanlar, karaciğer yetmezliği olanlar ve ağır enfeksiyon geçirenler için de risklidir. Bu hastaların oruç tutma konusunda mutlaka doktorları ile görüşmeleri gerekir.” şeklinde konuştu.