Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: “De ki, Rabbim; bütün fuhşiyâtı (küfür ve nifakı) açığını ve gizlisini, her türlü günâhı, haksız isyânı ve Allahü teâlâya hiçbir zaman bir burhan indirmediği herhangi bir şeyi ortak koşmanızı ve bilmediğiniz şeyleri Allahü teâlâya isnâd etmenizi, harâm etti.” (A’râf sûresi: 33)
“Bir zerrecik bir günahtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibadetleri toplamından daha iyidir.” (Hadîs-i şerîf- R. Nasıhin)
“Harâmlardan sakınmak, akıllıların şânından, şereflilerin tabiatındandır.” (Hazret-i Ali) 
“Harâmdan bir altını sâhibine vermek, yüz altın sadaka vermekten fazîletlidir, iyidir.” (İmâm-ı Rabbânî hazretleri)
Dünyâda harâm işleyen kimse, âhirette ondan mahrûm kalır. Burada helâl şeyleri kullananlar, orada o şeylerin hakîkatine kavuşur. Meselâ, bir erkek dünyâda harâm olan ipeği giyerse, âhirette ipek giymekten mahrûm edilir. İpek ise, Cennet elbisesidir. O hâlde, bu günâhtan temizlenmedikçe, Cennet’e girilemez demektir. Cennet’e giremeyen de Cehennem’e gider. Çünkü, âhirette, bu ikisinden başka yer yoktur. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)