Somali köklü medeniyetlere ev sahipliği yapan bir ülke. Punt Krallığı, Ajura, Adal, Warsangali Sultanlığı kendi halinde yaşıyor zamanında. Halk devesini güdüyor, balığını tutuyor, mısırını ekiyor, şükrediyor Allah’a. Ticareti de biliyorlar ayrıca.
 Ülke %100 Müslüman, %100 Sünni, %100 Şafii. İnsanlar geçinip gidiyor huzurla. Taa ki Portekizli sömürgeciler musallat olasıya...
 Bize kâşif olarak tanıtılan Vasgo da Gama haydudu, Ümit Burnunu aşıp geliyor, Mombasa ve Malindi’yi yakıp yıkıyor. Hacı teknelerini soyarak semiriyor, müminleri forsa ediyor. Memlukların denizcilikleri zayıf, baş edemiyor onlarla.
 Yavuz Sultan Selim Han, Mısır’ı fethedince derhal ‘Kızıl Deniz Donanması’nı kuruyor küffarın hakkından geliyor. Portekiz yine saldırıyor (1581) ancak perişan oluyor Emir Ali Bey karşısında.
OSMANLI GİTTİ HUZUR BİTTİ
 Osmanlı güçten düşünce Batılılar, Somali’ye tekrar üşüşüyor. Mogadişu tarafını İtalyanlar, Barbera tarafını İngilizler, Cibuti’yi ise Fransızlar işgal ediyor. Emir Muhammed Abdullah Hassan İngilizleri dört defa sürüp çıkartsa da tayyareler karşısında çaresiz kalıyor (1920).
 İşgal kırk yıl sürüyor Avrupalılar havaliyi insafsızca sömürüyor. Derken silahlı direniş başlıyor ve 1960 yılında bağımsız Somali Cumhuriyeti kuruluyor.
 İngiliz her yerde yaptığı gibi yine bir hinlik düşünüyor. Nasıl Müslüman Keşmir’i Hindistan’a bırakıp Pakistan’la arasına fitne soktuysa, Somalilerin yaşadığı Ogedan’ı da Habeşistan’a bırakıp gidiyor. Bitmeyecek kavgalara maya çalıyor.
 Somali kendini çabuk topluyor, hatta o ara Suudi Arabistan’a borç para veriyor. Gelgelelim 1969 yılında Siad Barre adlı bir Marksist, SSCB desteği ile ihtilal yapıyor. Barre, Stalin tarzı bir yönetim sergiliyor, halka etmediğini bırakmıyor. Ruslar’a da yaranamıyor. Bu arada Komünistlere karşı silahlı direniş başlıyor, Siad Berre kaçıyor (1991) ve devlet sahipsiz kalıyor. Savaş baronları kendi bölgelerini ellerinde tutuyor. Bir ara ABD girse de Farah Aydid karşısında tutunamıyor ve Karaşahin düşüyor!
HÂLÂ GÖZLERİ VAR
 Somali çok stratejik bir noktada, Aden körfezi ve Kızıldeniz’e çöreklenmek isteyen güçler şeytani bir yol buluyor, DAEŞ benzeri Selefi bir örgüt kurduruyorlar (Eş Şebab). Zira Selefiler mütedeyyin Müslümanları bile şirkle, irtidatla itham ediyor, kanlarını akıtmaktan çekinmiyor. Nitekim bir müddet sonra haber saatlerine konu oluyorlar.
 Kenya güneyden, Habeşistan batıdan Somali’ye giriyor. Yaptıkları lüzumsuz saldırılarla Eş Şebab’ı daha da büyütüyorlar. Örgüt de El-Kaide’ye bağlandığını açıklıyor.
BALIK HIRSIZLARI
 Aden Körfezi ton balığından yana çok zengin, biliyorsunuz suşiciler bunlara büyük paralar ödüyor. İzlanda İsveç, Kore gibi balıkçı ülkeler güçlü teknelerle geliyor ve usulsüz avlanıp adeta denizin dibini kazıyorlar. Sadece bir sezonda 300 milyon dolarlık balık çalınıyor.
 Somali deniz kuvvetlerinden mahrum bir ülke yağmaya dur diyemiyor. Hal böyle olunca balıkçılar silahlanıyor, yabancıları caydırmaya çalışıyor.
DENİZ VARİL KUSTU
 Derken sahil kesimlerinde adı konmadık hastalıklar başlıyor, bebelerde deri döküntüleri görülüyor. Sebebi ne olabilir ki diye düşünürlerken tsunami kopuyor ve dalgalar dipteki varilleri kumsala atıyor. Bir bakıyorlar içlerinde kimyasal atıklar. Meğer bir İtalyan firması “yok etmek için” aldığı atıkları Somali açıklarına dökmüş (1992 BM Çevre Raporu). Bir varili binlerce dolar masrafla zararsız hale getirmek nerede, bir tekme vurup suya atmak nerede? Köpeksiz köy bulmuş değneksiz geziyorlar.
 Silahlı balıkçılara bir vazife daha çıkıyor, atık tacirlerine karşı teyakkuza geçiyorlar.
 FİDYE KİMİN AKLI?
 İşte o günlerde birileri onlara gemilerden fidye almanın cazibesinden bahsediyor. Öyle ya madem suları kirletiyor balıkları çalıyorlar.
 Bu iş kesinlikle Batılı merkezlerden yönlendiriliyor yoksa Somalili balıkçı Ukrayna’dan kalkan geminin içinde T72 tankları olduğunu nereden bilecek?
 Nitekim fidyeler profesyonelce tahsil ediliyor. 
Korsanlar diyelim bu güne kadar 40-50 milyon dolar aldılar ama sigortacılar riski öne sürüp milyarca dolar kazanıyor.
 Korsan meselesi Avrupalının işine geliyor, Çin gemilerinin Ümit Burnunu dolaşması onlara zaman kazandırıyor. Taklit mallar vitrine çıkıncaya kadar nefes alıyorlar.
TURKİ TURKİ
 Somali’de nereye baksanız Türk bayrağı. Çocuklar peşinizde dolanıyor Turki Turki diye sesleniyor.
 Anlatılanlara göre Washington Post muhabiri yanına koruma almadan Mogadişu sokaklarına dalıyor ve sağ salim otele dönüyor. Abartmışsınız diyor hiçbir tehlike yok. Nereye gitsem Turki Turki diye el salladılar bana.
 -Turki demeselerdi ölmüştün zaten, dua et seni Türk sanmışlar.
 Mogadişu 3-5 yılda çok değişti. Eskiden ikindiden sonra sokaklarda insan kalmazmış, şimdi trafik sıkışıyor.
 Türkiye savaşın izlerini silebilmek için elinden geleni yapıyor. Liman ve Hava Meydanını açtı, yollardaki savaş artıklarını kaldırdı. Nitekim yurt dışındaki Somalililer bir şeylerin değiştiğini hissetti, artık ülkelerine yatırım yapıyorlar.