Balkanları defalarca gidip görme imkânı bulduk ve zaman zaman da hem Ramazan-ı şerifte hem de farklı mevsimlerde gezmeye devam ediyoruz. Osmanlı’nın derin izlerine rastlayacağınız bir yer olan Kosova’dayız. ‘Nerede o eski ramazanlar’ diye bir söz işitemezsiniz burada. Osmanlı’nın ana yurdu saydığı güzelim topraklarda ramazan hâlâ eski coşkusu ve heyecanıyla yaşanıyor. Halkın yüzünde hoş bir tebessüm, vakit namazlarında camiler dolup taşıyor. Sağınıza solunuza baktığınızda ramazanın bereketini ve rahmetini görebiliyorsunuz. Hoşgörü kaldığı yerden devam etmiş, şehirlerde yaşayan gayrimüslimler dahi ramazan ayında ortalık yerde yiyip içmiyor. 
“SEN TÜRKÇEYİ NEREDEN ÖĞRENDİN?”
Kosova’da ağzınıza almamanız gereken sual! Şimdi siz ne var bunda canım diyebilirsiniz ama inanın çok önemli! TGRT Belgesel ekranlarında yayınlanan Seyyah-ı Fakir çekimleri için Kosova’dayız. Rehberimiz Zekeriya Hocalar şehrin tamamının Türkçe konuştuğu Prizren’e gitmemizi tavsiye ediyor. Priştine - Prizren arası 100 km. Yaklaşık 2 saatte şehre giriyoruz. Bizi arkadaşımız Süleyman Ceşko karşılıyor. 
Oruçluyuz, ağzımız kurumuş, sokakta röportaj yapacağımız kişiler de oruçlu neticede. O sıcakta kimse mikrofona konuşmaya yanaşmayınca, ben de biraz iğneleyici olsun diye sual ettim Kosovalı gence, “Ya arkadaş sen Türkçeyi nereden öğrendin?”
Cevaba bakın şimdi. “Sen nereden geliyorsun?”
-İstanbul’dan
-İstanbul kaç yılında fethedildi?
-1453
-Burası daha evvel Türk’tü oysa. Şimdi sen mi bana Türkçe öğreteceksin yoksa ben mi sana!
“Ama ben Çorumluyum” demiyor, “Malazgirt 1071 muhabbetine” hiiiç girmiyorum. Zira Yediğim gol hoşuma gidiyor. 
Videoyu çoğunuz izlemiştir, izlemeyenler de Google’a ‘Kosovalı gençten tarihî kapak’ diye yazsın görsün neler geldi başıma. 
ANADOLU’DAN BİR PARÇA 
Sultan I. Murad’ın 1389 yılında ele geçirdiği toprakları Fatih Sultan Mehmed Han 1455 yılında kesin olarak fetheder. Prizren’de halkın neredeyse tamamı Türkçe bilir ve Müslümandır. Hâl böyle olunca kendinizi Safranbolu’da geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Fetihte ilk cuma namazının kılındığı namazgâh uzun süre depo olarak kullanılmış. Zaten tek kalan parçası da ufak bir sütunmuş. Bölgede görevli Mehmetçiğin girişimleriyle Türk hükümeti tarafından restore edilir ve aynı yerine çiçek gibi kondurulur. Bugün, asırlar sonra bu ramazanda tekrar ibadete açılan namazgâhta Prizrenliler teravih namazı kılıyor ve ecdada dualar ediyor. Bölgede bulunan askerlerimiz her yıl ramazan ayında özel orak iftar çadırları kurup varlığımızı temsil ediyor.  
PİTAYKA KUYRUĞU
İftar sofralarının vazgeçilmezi, bir güzel adet, bir güzel lezzet ve bir güzel gelenek ‘Yumurtalı pitayka’... Biraz abartmıyor musun diyenleriniz olabilir ama inanın abartmıyorum. (Sanırım oruçlu iken yemekli yazılar yazmamalıyım, zaten uzmanlar uyarıyor, oruçlu hâlinizle alışverişe çıkmayın diye, ekmek almaya gidersiniz sepetiniz dolar taşar :) Mübarek ramazan ayı ile bütünleşen bazı gelenek ve lezzetlerimiz var bizim. Pitayka, yani pide de onlardan biridir. Bu ayda fırınların özel olarak yaptığı yumurtalı pitayka için halk iftara yakın kuyruklar oluşturur. Merkezde bulunan Sinan Paşa Camii civarından şehrin ortasından inci gibi akan Bistrica Nehrine kadar insanlar sıra bekler. 
HAYIRDIR BİRADER!
Bugün vizesiz rahatça gidip memleket havası yaşayabileceğiniz yerlerden biri Prizren’dir. Hele ramazan ayı giderseniz yaşadınız. İftar saati ortalık yerde dolaşıyorsanız her an birisi kolunuzdan tutup sizi zorla iftar sofrasına oturtabilir. 
- Hayırdır birader? 
- Buyurasın kardeşim soframıza...
- Eyvallah.
SEYRET! İFTARDA YERSİN
Mutfağı Anadolu’yla hemen hemen aynıdır. Yalnız etlerinin lezzeti bizden iyi dersem yanlış olmaz. Böyle yerken derin vadilerden serin yaylalara uzanırsınız, ağzınızın kenarından akan yağlar israf olmasın diye ekmek banarsınız. Zaten bir şehirden diğerine giderken yol kenarlarında kuzu çeviren yerleri illa ki görürsünüz. Ani bir frenle durun ve iftar için yerinizi ayırtıp etleri midenize gömün.
Tatlının kraliçesi ‘Treliçe’
Balkanların tadına doyamıyacağınız en meşhur tatlısı traliçedir. Balkanların en bilindik tatlısı treliçe son zamanlarda İstanbul’da bir çok pastanede satılmaya başlandı. Sütün 3 farklı hâli birlikte kullanıldığı için treliçe denilmiş. Son derece hafif ve lezzetli bir tatlıdır. Süt ile hafifleşen kek, karamel sos ile yahşi bir cazibe kazanır. Her ne kadar revaniyi andırsa da daha hafif ve farklı bir tatlıdır. 
FETHİYYE CUMA CAMİİ
Fatih Sultan Mehmed fetih sonrası Prizren’in en büyük Ortodoks Kilisesi olan Sv. Bogorodica’yı (Cuma Camii) camiye çevirir ve 2. cuma namazını da burada kılar. Asırlarca Müslümanların ibadet ettiği cami Osmanlı’nın 1912’de Prizren’den çıkışından sonra 1918’e kadar ibadete açık kalır. 1. Dünya savaşından sonra 1923 yılında Osmanlı’nın yaptığı bütün ilaveler kaldırılır ve minaresi yıkılır. O tarihten sonra da ne cami ne kilise, boş bir bina. Bugün Ayasofya ile aynı kaderi paylaşan eser yine cami olacağı günleri bekliyor. 
KARDEŞLERİNİZ SİZİ BEKLİYOR
Bütün Balkanlar gibi Kosova da Balkan Savaşları döneminde sabrı zor sıkıntılar yaşamış. Türk ve diğer Müslüman grupların çoğu göçe zorlanmış. Bugün ziyaret ederseniz bilin ki sizi orada bekleyenler öz kardeşleriniz!