Peygamber efendimizin torunu Hazret-i Hasan’ı öptüğünü gören biri, “On oğlum var, daha hiçbirini öpmedim” dedi. Resulullah efendimiz, “Merhamet etmeyen, merhamete kavuşamaz” buyurdu.
Yine bir gün bedevinin birisi gelerek Peygamber efendimize, “Yâ Resulullah, siz çocukları öper misiniz? Biz onları öpmeyiz” dedi. Bu sual üzerine Peygamberimiz, “Allah senin kalbinden merhamet duygusunu almışsa ben ne yapabilirim?” buyurdu.
Hazret-i Ömer, bir göreve tayin ettiği bir zatla birlikteydi. O kimse, Hazret-i Ömer’in çocuğunu öptüğünü görünce: “Benim birkaç çocuğum var, ama hiçbirini daha öpmedim” dedi. Bunun üzerine Hazret-i Ömer, “Senin küçüklere şefkatin yokmuş, büyüklere nasıl merhamet edersin? Sana verdiğim görevi geri alıyorum” buyurdu. 
Büyük-küçük çocuklarımıza sevgi ve şefkat göstermek, sevip öpmek sünnettir. Resulullah efendimiz, evine gelen küçük çocukları sevip başlarını okşar, evin içinde oynamalarına da izin verirdi. 
“Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte Cennetteki dereceniz yükselir.” buyururdu. Yine bir defasında, “Çocuk sevgisi, cehennem ateşine karşı perdedir. Çocuklara iyilik etmek, sıratı geçmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip içmek, cehennemden kurtuluştur.” buyurmuştu.
Resulullah efendimiz, namaz kıldırırken secdede, torunu Hazret-i Hasan, mübarek omzuna çıkıp oturdu. Resulullah efendimiz, secdeyi uzatınca, sahabeden, “acaba emr-i hak vaki olup, vefat mı etti” diye düşünenler oldu. Namazdan sonra secdeyi niçin uzattığını soranlara, “Secdede iken torunum omzuma çıktı. Gönlü oluncaya kadar indirmediğim için secde uzadı” buyurdu.
Resulullah, çocuklara karşı da insanların en şefkatlisi idi. Oğlu İbrahim’in sütannesi, Medine’nin bir kenarında otururdu. Kadının kocası demirci idi. Resulullah bu eve sık sık giderdi. Varınca demircinin dumanla dolmuş evine girer, çocuğu kucaklar, öper ve bir müddet sonra dönerdi. Bir torunu ve kendi oğlu İbrahim ölünce de ağlamış, “Şefkatimden ağlıyorum. Allahü teâlâ ancak merhametli olana rahmet eder” buyurmuştu. 
Peygamberimiz çocuklarla olan şefkatinde bir ayırım gözetmezdi. Kendi evlat ve torunlarına gösterdiği aynı sevgi ve merhameti, diğer sahabi çocuklarına da gösterirdi. 
Zeyd bin Harise’nin oğlu Hazret-i Üsame anlatıyor: “Resulullah Efendimiz bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan’ı oturtur; sonra ikimizi birden bağrına basar ve ‘Ya Rabbi, bunlara rahmet et. Çünkü ben bunlara karşı merhametliyim’ diye dua ederdi.” Efendimiz, kalbinin katılığından şikâyetçi olan birisine de, “Yetimin başını okşamayı, onları sevmeyi ve onlara ikrâm etmeyi”‘ öğüt etmişti.
Peygamberimizin çocuklara hoşgörülü oluşunun da sınırı yoktu; “Yaramazlık yapan çocuklara hemen müdahale etmeyiniz” derdi. Ve yine, “Çocukların küçüklüğündeki yaramazlığı, büyüdüğü zaman aklının çok, zeki olacağına bir alamettir” buyurmuştu.