Bir zamanlar kozmetikçiler sokakta röportaj yaptıkları sırada nur yüzlü 70’lik Ayşe Nine’yi görür ve dayanamaz sorarlar: “Bunca yıllık güzelliği neye borçlusun, hangi kozmetiği kullandın?” Ayşe Nine, “Ne kozmetiği evladım, biz günde beş defa abdest alır ve yüzümüzü seccadeye süreriz” der. Zira abdest almak nurlanmaktır. Abdest alanın eli yüzü nurlu olur, güzel olur. Büyüklerimiz abdestli bulunmaya, abdestsiz yatmamaya, abdestsiz evden çıkmamaya ve abdestsiz iş yapmamaya gayret gösterirler.
Gazneli Mahmud’un Vezirinin oğlunun adı Muhammed’tir. Onu hep bu adla çağırır. Ama bir gün ona, “Falancanın oğlu” der. Delikanlı çok müteessir olur, sebebini sorunca, “Adını söylerken hep abdestli idim. Resulullah’ın ismini abdestsiz söylemeye hâyâ ederim” der.
Allah dostlarından, Mar’ûfî Kerhî hazretlerinin kollarını sıvayıp teyemmüm ettiğini gören dostları, “Ya Şeyh, Dicle Nehri buraya çok yakın, buna ne lüzum var?” demeleri üzerine; Marufi Kerhi, “Benim oraya gidinceye kadar ölmeyeceğimi tekeffül eder misiniz?” diye cevap verir.
Osmanlı padişahları da bu hususta çok hassas davranır, Mekke ve Medine’den gelen hiçbir mektuba abdestsiz dokunmazlardı. Kezâ memleket için bir karar alınmışsa abdestsiz asla imzalamazlardı.
Abdülhamid Han’nın Başkâtibi Esad Bey şöyle bir hatıra anlatır: “Bir gece yarısı önemli bir imza için Sultanın kapısını çaldım. Bir müddet sonra açıldı. Sultan elinde havlu ile yüzünü ve kolların kuruluyordu. Gülümseyerek, ‘Bu vakitte mühim bir iş için geldiğini anladım. Abdest aldım. Onun için geciktim. Kusura bakma. Ben bu kadar zamandır bu milletin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım’ der.”
Peygamber Efendimizi bir sabah namazında Hazret-i Bilâl’e şöyle buyurur; “Yâ Bilâl, bana söyle bakalım, yaptığın en güzel amelin nedir ki ben, cennette önüm sıra senin nalinlerinin (ayakkabı) sesini işitiyorum?” O da şöyle cevap verir: “Benim öyle pek ümit verici amelim yok. Ancak gece veya gündüz hiçbir zaman abdestsiz olmamaya çalışırım ve farz namazlarımı bu şekilde abdestli olarak karşılarım.”
Enes bin Malik radıyallahu anh anlatır: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir defasında bana: “Yavrum! Devamlı abdestli bulunmaya gücün yeterse yap. Çünkü abdestli iken ölen kimseye şehitlik sevabı verilir. Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar ‘Ya Rabbi bu kulunu affet!’ diye dua eder” buyurdu.
Yine bir hadis-i şerifte, “Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.” buyuruldu.
Abdestli olmaya devam edene de, Allahü teâlâ şunları ihsan eder: * Melekler onun yanından ayrılmaz. * Devamlı sevap yazarlar. * Bütün azaları tesbih eder. * Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur. * Sekerat-ı mevti kolaylaşır. * Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur. * İftitah tekbirini kaçırmaz.