İmam-ı Şafii hazretleri, bir çobanı görünce ayağa kalkardı. Yanındakiler, “Bu çobana hürmetinizin sebebi nedir?” diye sual edince, “Bu zat, bana kitaplarda bulamadığım ilimden bir meseleyi öğrettiği için, yani benim hocam olduğu için hürmet ediyorum” buyurdu. 
İmam-ı Azâm Ebû Hanîfe hazretleri, hocası Hammâd’ın evinin bulunduğu tarafına ayağını uzatmazdı. Halbuki, aralarında yedi sokak uzaklık vardı.
Bir tarihte Medine’ye gelen Halife Harun Reşid, İmam Malik Hazretlerine haber yollar “Gelsin bize Muvatta (Hadis kitabı) okusun.” Mübareğin cevabı manidardır: “İlim ayağa gitmez, ilmin ayağına gidilir!” Halife Harun Reşid İmam Malik’in medresesine gelir. Önünde diz çöker, feyz alır, ayrılırken sorar: “Oğullarım Emin ve Me’mun da hadis okuyabilirler mi yanınızda?”
- Tabii ki gelebilirler ancak nerede yer bulurlarsa oraya otursunlar, biz Halife oğullarıyız diye baş köşe aranmasınlar. Zira ilim umuma aittir. Umumun malı, hususun arzusuna tahsis olunamaz asla...
 MAKAMLAR GEÇİCİ AMA...
Hazret-i Musa Peygamber iken Hızır aleyhisselama talebelik yapmıştı. Onun için âlimler “Talebe, rütbe itibarı ile hocasından üstün olsa da, hocasına tevazu göstermelidir. İlim talebesi, ilme ve ilim öğreten hocasına hürmet etmedikçe, öğrendiği ilmin faydasını göremez” buyurmuşlardı.
Buhârâ’nın büyük âlimlerinden biri, ders meclisinde otururken zaman zaman ayağa kalkıyordu. Bunun sebebi sorulunca “Hocamın oğlu dışarıda çocuklarla oyun oynuyor. Bazen de mescidin kapısına geliyor. Onu görünce hocama hürmeten ayağa kalkıyorum.” demişti.
Eskiden sadık bir talebe, hocasına hürmet olarak onun kapısını çalmaz, çıkmasını beklerdi. Hocasına hürmet göstermedikçe, ilimden fayda görmeyeceğini anlardı. Hocasının yanında izinsiz konuşmaz, konuşmak icap edince de az konuşurdu. Mecbur kalmadıkça sual sormazdı. Hocası, kendisine hitap ederse, ona bakar, başka hiç bir yere bakmazdı.
ELİNİ SÜRDÜĞÜ YER BİLE...
Seven, sevdiğinin elini sürdüğü yeri de sever. Yani bilse ki hocası buraya elini sürdü, talebe oraya âşık olur. Nitekim büyükler, “Bir mübarek zat, bir yere elini sürse, insan oraya rabıta etse, muhabbetle bağlansa, feyiz alır” buyurmuşlardır. Böyle yapmakla, o büyük zat hatırlanmış olur...
Talebeliğe talip olmak sıkıntıya talip olmak demekti. Bunun için talebelik zordur, odun taşıtırlar, ciğer sattırırlar, zehir tattırırlar, hepsine katlanmak gerekir.
Hadis-i şerifte, “Babalar üçtür. Bunların en iyisi ilim öğretendir” buyuruluyor. Zira hoca hakkı, ana-baba hakkından daha üstündür. Çünkü, ana-baba evladı büyütür, bakar. Kötülükten, haramlardan korur. İbadete alıştırır. Hoca ise, hem dünya ve hem de ahiret hayatını kazandırır, din ve diyanetini, Ehl-i sünnet itikadını, farzları, haramları öğretir.