Pakistanlılar rahmet mağfiret ayını hasretle bekler, âdeta uzun yoldan gelen misafir gibi karşılarlar. Ramazan resmen hayatlarını değiştirir. Mübarek ay boyunca günahlardan kaçar, kalp kırmazlar. Müzik sesi kısılır, televizyonlarda dini filmler oynar. Hayır hasenat artar, ibadet peşinde koşarlar.
Ramazanın ilk günü resmî tatildir, sonraki günlerde kamu kurumları ve özel sektör saat üçe kadar mesai yapar. Ramazanın son on günü de tatil tatbik edilir. Devlet binaları ve camiler süslenir, itina ile ışıklandırılırlar.
Pakistan’da sizi sahura Hindvari tınıları taşıyan mani sesleriyle uyandırırlar. 
Mescidlerden Kur’an-ı kerim ve naat sesleri hiç kesilmez, taa ki sabah ezanına kadar. 
Sahur sofraları hafif olur. Şehirliler kahvaltı yapar. Yağ, bal, yumurta, çay. Yerine göre domates, biber, hıyar. Kavun karpuz da olur, hava sıcaktır zira.
Hurma baş köşededir. İftarda da, sahurda da... 
Köylerde ise “Lassi” denen taze ayran çırpar, gözleme (Chapati) ya da yağda kızarmış hamur (Puri) yaparlar. Müjver (Pakora) ve kıymalı muska böreği (samoza) sevilerek yenir sonra.
 

PAKİSTAN'DA RAMAZAN'DAN KARELER

N’OLUR SOFRAMIZA BUYRUN
Pakistan’da hali vakti yerinde olanlar çadır kurar 30 gün yemek çıkarırlar. 
Ayrıca fukara doyuran seyyar yemekçiler vardır, verirsiniz üç beş bin rupi kurar kazanını 50 -100 kişilik pilav dağıtır adınıza. Tabii bedeli ve çeşidi artırmak elinizde. “Biryani” de ısmarlayabilirsiniz icabında.
Bilhassa İslamabad Beri İmam bölgesinde bu aşçıları görebilirsiniz. Ülkede hayli Afgan mültecisi vardır. Hayır sahipleri onları gözetir bilhassa. 
Hısım, akraba, eş, dost ziyaretleri de artar, birbirlerini iftara çağırırlar. 
Pakistan’da oruç “iftariyelik” denilen gül suyu, meyve, yeşil çay ile açılır, yemekler gelir ardından. 
Et, tavuk ve sebze yemeklerinde bol baharat kullanırlar. Sıcak karışım manasına gelen “garam masala” ki içinde kimyon, kişniş, karabiber, defne yaprağı, çörek otu, kakule, karanfil ve tarçın olur, yakıştırılır taamlara. Toz köri, krem köri, kalıp köri… Körisiz yapamazlar. Bilmem körikolik desem kızarlar mı bana... 
ŞİŞ KÖFTE TANDIR
Pakistan pirinci ile tanınır, pilav sofraların sultanıdır. Tike (şiş), köfte ve tandır kebap (tandoori) yaparlar.
“Balti” Pakistan’ın kuzeydoğusunda Balistan’da yapılan bir tavadır. Daha az aromalı baharatlar kullanılır ve daha az acılıdır. Taze sarımsak, zencefil, kişniş, bol yeşillik doğranan et ya da tavuk yemekleridir. İyi de ekmek yedirir insana.
“Dhal” ise mercimek, kuru fasulye ve nohuttan yapılan bir nevi aşuredir. 
Pakistanlılar yoğurdun içine kimyon ve nane koyar “Raita” yaparlar.  Tatlıları sütlüdür. Zenginler sütlaç (kır), helva ve lokmaların üzerine gümüş yapraklar koyarlar.
Gelelim ‘muhajir mutfağı’na Keşmir bölgesi Özbek, Afgan tesirindedir. Haydarabat’da Buhara esintileri, Peştun bölgesinde İran etkisi hissedilir. Kıymayla hazırlanan Chapli kebap ve matar pulao (bezelyeli pilav) bize yakın yemeklerdir. 
Pakistanlılar sofralarını ‘Deştarkan’ denilen sofra bezi üzerine kurarlar. 
Öğleye doğru sıcaklık yükselmeye başlar. Ortalıkta dolanmanın alemi yoktur, çekilir bir köşeye kaylule yaparlar. Uyusalar iyi ederler, geceler ibadetle geçecektir zira. 
Diyelim herhangi bir özrün sıkıntın yok ve sen teravihe gitmeyeceksin. İnanın çok ayıplarlar. 
Teravihi hatimle kıldıkları için namaz bittiğinde sahur yaklaşmış olur. Hayır sahiplerinin getirdikleri nevaleleri atıştırır niyetlenirler oruca.
Bizde hatimli teravihde her rekatte bir sayfa okunur “her gece bir cüz” hesabı ile 30 günde tamamlanır bi iznillah. Bayrama dua.
Onlar ise ikişer sayfa okur, ilk 15 günde hitama erdirirler, sonraki on günde bir hatim daha, sonraki beş günde bir hatim daha…
Hiç de zor gelmez, hani imam da uyan da hafız olunca…
Hocaefendiler yekpare teravih kıldırmaz, bir süre sonra imameti güvendiği talebelerine bırakırlar. Yeni bir ses uyandırıcı olur daima.
Bizim unuttuğumuz sünnetlerden biri de itikaf. Pakistanlılar buna çok ehemmiyet verir Ramazanın son on günü mescitten ayrılmazlar. 
İYD MÜBAREK!
Bayramdan bir gün önce ayın son hali gözlenir ve “Çend rat” (hilal gecesi) kutlanır. Tatlılar helvalar yapılır, çocuklara harçlık dağıtılır. 
Lahor’da Babürlülerden kalma Padişah Mescidi’nde Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) ve ehl-i beytin mukaddes emanetleri vardır. Ramazan’da ziyarete açarlar. 
Lahor’da Ebul Hasan Ali Hucvirî ve Karaçi’deki Abdullah Şah Gazi türbeleri dolup dolup taşar. Multan şehri sakinleri Zekeriyya Bahauddin hazretlerinin türbesini fatihasız bırakmazlar.