Hassan bin Sinen hazretlerinin her nasılsa ağzından boş bir söz çıkmıştı. Bu yüzden nefsini bir sene oruç tutmakla cezalandırdı. Bişr’ül-Hâfi hazretleri de çok az konuşur ve arkadaşlarına şöyle derdi: “Sahifelerinize ne yazdığınıza dikkat ediniz. Çünkü bu Rabbinize karşı okunacaktır. Yazık o kimseye ki, çirkin söz konuşur. Eğer içinizden biri bir kardeşine çirkin söz bulunan bir yazı gönderse, şüphesiz bu bir hayâsızlık olur.” 
Hazreti Ebû Bekir kendisini lüzumsuz konuşmaktan menetmesi için ağzına taş koyardı. 
Rebi bin Haysem hazretleri, sabah olunca önüne kalem kâğıt koyar, boş yere ağzından bir söz çıkarsa muhakkak onu yazar ve akşamleyin bu hususta nefsini hesaba çekerdi. Vefatından önceki yirmi sene zarfında dünya adamlarının sözlerinden hiç konuşmadı. Zira sükût, yorulmadan yapılan ibadet, masrafsız takılan bir ziynet, hükümdarlığa muhtaç olmadan ele geçen bir devlettir. Susmak açık bir hikmet ve güzel bir haslettir. Dilin susması kalbin susmasına, kalbin susması Rabbin mağfiretine sebep olur. 
Dil yırtıcı bir hayvan gibidir, serbest bırakılırsa sahibini parçalar. Sükût eden, hataya düşmekten, yalandan, dedikodudan, söz taşımaktan, kendini övmekten, boş konuşmaktan ve daha birçok dil afetlerinden kurtulur.
Çok konuşanın dili sürçer, kalbi kararır. Kalbi kararan da, hata üstüne hata yapar ve kalp kırar da farkında bile olmaz. Diline sahip olan, dinini korur.
Ne yazık ki mânâsız bir sözü terk etmek, insanlara bir gün oruç tutmaktan daha zor gelir.
Büyük veli, hadis ve kırâat âlimi Ebû Bekr bin İyâş, “Sükûtun en küçük faydası, sıkıntı ve belâlardan kurtarmasıdır. İyilik olarak, insana bu yeter” buyurdu. Boş konuşmak gibi, fuzuli konuşmak da kötüdür. Hadis-i şerifte, “İnsan, önemsiz sandığı bir söz söyler. Bu söz Allahü teâlânın rızasına muvafık düştüğü için kıyamete kadar ondan razı olur. Bir başkası da hiç önem vermediği bir söz yüzünden kıyamete kadar Allahü teâlânın gazabına uğrar.” buyuruldu. Ağızdan çıkan söz muallakta kalmaz, ya sağ tarafa yazılır ya da sol tarafa...
Eshab-ı kiram hep hayır konuştukları halde, yanlış konuşmak için değil, belki boş bir söz söyleriz diye sükût ederlerdi. 
İmam-ı Mâlik de çok konuşan birini gördüğü zaman, “Sözün bir kısmında kendini tut” diye nasihat ederdi.
Birgün Peygamber Efendimiz, “Size ibadetin en kolayını ve beden için en rahatını haber vereyim mi? Susmak ve güzel ahlâktır” buyurdu. Ma’ruf el-Kerhî de, “Kulun lüzumsuz sözlere dalması, Allah’ın, yardımını ondan kesmiş olmasındandır” derdi.