Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersin Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, epilepsinin, beynin normal aktivitesinin sinir hücrelerinde aşırı, ani elektriksel boşalması ile bozulması sonucu ortaya çıkan nörolojik bir hastalık olduğunu belirterek, toplumda her yüz kişiden birinin, bir veya birden fazla sayıda epilepsi nöbeti geçirdiğini söyledi.
Türkiye'de yaklaşık 700 bin epilepsi hastası bulunduğunu ifade eden Erdoğan, "Her yıl Türkiye'de 30 bin civarında yeni epilepsi hastası ilave olmaktadır" dedi. Erdoğan, nöbetlerin kol ya da bacaklarda kasılma, şuur kaybı ile kendini gösterdiğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Jeneralize nöbet diye isimlendirilen durumda, beynin tüm katmanları etkilenmektedir, kolda ve bacakta kasılma, ağızdan salya gelmesi ve idrarı tutamama söz konusu olabilir.
Küçük nöbetlerde ise hasta 5-20 saniye bir yere dalarak bakabiliyor ya da bir kolunda hareket tarzında aksama olabiliyor ama şuurunu kaybetmiyor. Hastanın ağzını şapırdatma ya da anormal hareketler sergilemesi halinde de şuur kaybı söz konusu olabiliyor. Bu durum, hastanın burnuna anormal koku gelmesi ya da ani korku hissi ile kendini gösterebiliyor. Bu sırada, anormal ses de çıkarabiliyorlar ve nöbet süresi bir ya da 3 dakika sürüyor, ancak büyük nöbetlerde kişinin uyanması belli bir süre alıyor."
Nöbetlerin sıklığının değiştiğinin altını çizen Erdoğan, kimi hastaların yılda bir kimi hastaların ise gün içinde 50 kez nöbet geçirebildiğini anlattı. Erdoğan, epilepsiye bağlı nöbetlerin bazılarının genetik olduğunun belirlendiğini ancak büyük bir kısmının doğum sırasında ya da anne karnında gelişen olumsuzluklara, enfeksiyonlara, tümörlere, beyindeki tıkanmalara, kafa travması sonrasında beyinde gelişen sorunlara bağlı ortaya çıktığını kaydetti.
- "İlaca dirençli epilepsilerde ani ölüm riski yaklaşık yüzde 3"
İlaca dirençli epilepsilerde ani ölüm riskinin yaklaşık yüzde 3 olduğu uyarısında bulunan Erdoğan, "Bu durum, genellikle uykudayken hayatını kaybetme tarzında olabilir. Nöbete bağlı yüksekten düşme, trafik kazası, boğulma da bu oranın dışındadır" diye konuştu.
Epilepsi tanısı konulan hastaların ilaç tedavisi gördüğünü, ancak kimi durumlarda buna direnç geliştiğini vurgulayan Erdoğan, "İlaçların etki oranı yüzde 70, geri kalan kısımda ise etki etmiyor. İlaca dirençli hastalar, cerrahi tedavi ile müdahaleye alınmaktadır" dedi.
Cerrahi uygulama öncesinde çeşitli görüntüleme tekniklerinin yanı sıra özellikle EEG-video monitörizasyon denilen tetkik kullanılarak hastanın durumunun detaylı olarak incelendiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hastanın ilaca dirençli olması ve sık nöbet geçirmesi durumunda, bu kişinin nöbetinin hastane ortamında değerlendirilmesi gerekiyor. Bu nedenle kişiyi EEG-video monitörizasyon ile üç nöbetini kaydedecek kadar hastaneye yatırıyoruz. Uygulamanın yapılabilmesi için, hastanın haftada üçten fazla nöbet geçiriyor olması lazım. Hastanın nöbetlerini inceliyor, nöbet sırasında hangi hareketleri yaptığına bakıyor ve bu sorunun beynin neresinden kaynaklandığını belirliyoruz. Özel görüntüleme teknikleriyle belirlenen lezyon, epilepsi yapılan diğer tetkiklerle uyuştuğunda cerrahi uyguluyoruz.
Tüm yöntemler içinde kesin çözüm, sorunlu bölgenin çıkarılması ile mümkün oluyor. Bu durumda, hastanın bir daha nöbet geçirme riski yüzde 90 oranında engelleniyor. Elbette, çıkarılacak bölümün, hastaya zarar vermeyecek bir kısım olması gerekiyor. Bu teknikte, operasyon başarısı yüzde 85'tir. Bu uygulama sonrasında, hastaların nöbet geçirmeleri kesiliyor.
Ancak bu bölümün çıkarılamayacak bir özellik taşıması halinde de ilgili kısımlar arasındaki bağlantı cerrahi ile kesiliyor. Bu teknikte başarı oranı yaklaşık yüzde 50.
Bir de pil takılıyor. Bu yöntemde, beyinden çıkan sinire elektrotlar yerleştiriliyor, pil de göğüsün üzerine yerleştiriliyor. Pil, 5 dakikada bir 30 saniye kadar çalışıyor. Bu şekilde nöbet geçirme sayısını yüzde 50 oranında azaltıyor. Bu uygulama sonrasında nöbetin ortadan kalkması söz konusu değil, sadece sıklığı azaltılabiliyor."
Erdoğan, epilepsinin hastaların sosyal yaşamını olumsuz etkilediğini belirterek, kişinin toplumdan dışlanmasına yol açabildiğini, aktif yaşamdan uzaklaşabildiğini söyledi.
Nöbet geçiren kişiye yapılacak müdahalenin de önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, "Hastanın, ağzında bir şey varsa alınmalı ancak kişinin ağzından dilinin çekilmesi gibi işlemler yapılmamalı. Hasta, daha rahat nefes alabilsin diye yan yatırılmalı ve ilk yardım ekibine haber verilmeli" dedi.
- "Tedavi olduktan sonra nöbetlerden kurtuldum"
Epilepsi cerrahisi olan ve sorunlu bölge tamamen alınan Süleyman Partigöç isimli hasta da yıllardır bu sorunu yaşadığını ve sık sık nöbet geçirdiğini belirterek, ilaç tedavisinden sonuç alamadığını söyledi.
Bir ay içinde 4-5 kez nöbet geçirdiğini anlatan Partigöç, "Nöbet geçirdiğimde tüm iletişimim kesiliyordu. Kısa bir nöbet oluyordu ama bayılıyordum. Tedavi olduktan sonra nöbetlerden kurtuldum" dedi.
Partigöç, nöbet geçirme korkusuyla yıllardır yüzemediğini ancak artık korkmadan denize, havuza girebildiğini; çekinmeden araba kullanabildiğini belirtti. Partigöç, yaklaşık 22 aydır sorun yaşamadan hayatına devam ettiğini ifade etti.