ZİYNETİ KOCABIYIK

Instagramda takip ettiğim az sayıdaki ünlüden biri Ece Vahapoğlu. Hesabımı her açtığımda onun paylaştığı bir sürü gönderi düşüyor ekranıma. Bir bakıyorum sabah sporunda, bir bakıyorum güzel bir kahvaltı sofrasında; ardından dünyanın herhangi bir yerinde… Makyajlı, makyajsız, spor ya da abiye ne paylaşırsa paylaşsın 3-4 bin kişi beğeniyor en az. Son olarak her gün söylenerek bindiğim metro kalabalığının fotoğrafını, o paylaştığında 3 bin 651 kişi beğenince, orada neler olduğunu öğrenmem gerektiğini düşündüm. Evet o bir sosyal medya fenomeniydi ama neden insanlar onun her yaptığını bu kadar beğeniyorlardı? 

NTV, CNBC-e, ATV, SKYTÜRK ve CİNE-5’te yaptığı programlardan sunucu olarak tanıyordum Ece Vahapoğlu’nu. Televizyoncu kimliğinin üzerine yazdığı köşe yazıları ve yaptığı röportajlarla gazeteci kimliğini de eklemişti. Kitap yazdığını da biliyordum ama yakında piyasaya çıkan “Ece Gibi Hisset”in 8. kitabı olduğunu öğrenince biraz şaşırmadım değil. “Öteki”, “Ece’nin VİP Konukları”, “Bugün Zengin Ol”, “Yabancı Dil Öğrenme Yolları”, “21 Günde İyi Hisset”, “60 Günde İdeal Vücut”, “60 Tarifte İdeal Mutfak” diğer kitapları... İsimlerinden de anlaşılacağı üzere son dört tanesinin içeriği spor, sağlıklı beslenme, kısacası sağlıklı yaşam üzerineymiş. 
Bir televizyon çekimi sırasında buluştuğumuz Ece Vahapoğlu ile program arasında ayaküstü konuştuk… Sağlıklı yaşamın tüyolarını almak istedik. 
Aklımdaki ilk soruyu sormak istiyorum. Sunucu, gazeteci, yazar, sağlıklı yaşam eğitmeni, sporcu, sosyal medya fenomeni gibi bir sürü sıfatınız var. Birçok şey yapıyorsunuz. Siz kendi mesleğinizi ne olarak tanımlıyorsunuz?
Tek bir tanımlamaya girmeyi sevmiyorum kişilik olarak. Birçok yeteneğim var. Birkaç işi bir arada yapabilirim. Şu anda televizyonda bir program yapmıyorum ama organizasyonlarda sunuculuklarım devam ediyor. Ben sunucu, yazar, gazeteci ve sporcuyum. Aynı zamanda da Wellness yani sağlıklı yaşam eğitmeniyim. Sağlıklı yaşayabilmek için spor ve beslenme şekli tavsiyelerinde bulunuyorum. Bunlar hayatın içinden, kişilerin günlük hayatlarında uygulayabilecekleri tavsiyeler. Dolayısıyla aslında bir koltukta birkaç karpuz var. Çok sayıda meslek gibi görünebilir ama uğraştığım bu işler birbirlerini besliyorlar aslında. Batı’da böyle insanlar var. 
Spor nasıl girdi hayatınıza?
Üniversite için yurt dışına gittiğimde girdi. Aslında 18 yaşından bu yana profesyonel düzeyde olmasa da sporla uğraşıyorum… Fakat son 5 senedir ciddi anlamda bu konuya eğildim. Dünyadaki trendleri takip ettim. Okumadığım kaynak kalmadı. Herkes İçin Spor Federasyonu’ndan sertifika aldıktan sonra da Wellness eğitmeni oldum.  Ruhum bir şekilde o eski ciddi ve protokol Ece’nin yanına yeni bir Ece daha ekledi. Sporcu Ece… Daha rahat, spor kıyafetli, makyaj yapmayan, doğal,  enerjik bir Ece bu… Dolayısıyla eğitimini almamla birlikte yazdığım kitaplar, kişisel gelişimden daha sağlıklı yaşama döndü. Eskiden de yine üniversitelerde markalarla birlikte motivasyon ve başarı seminerleri verirdim. Bu artık sağlıklı yaşam, spor ve beslenme seminerlerine dönüştü. Çok daha keyif alıyorum… Çok daha istediğimi yaptığım bir dönemdeyim. Kendimden çok Fotoğraflar: Ali Çelikmemnunum. 
Her gün spor yapıyor musunuz?
Her gün en az 1 saat spor yaparım. Koşarım, yürürüm, yoga yaparım, yüzerim, salon ezgersizi yaparım… Bütün bunlardan birini o anki durumuma göre seçerim ama biri mutlaka olur. Sporu sağlıklı beslenme ile desteklemek de gerekiyor. Çünkü işin yüzde 60-70’i beslenme geriye kalanı spor.
Bütün bunlar sizin sağlığınıza nasıl yansıyor?
Çok iyi yansıyor. Eski fotoğraflarıma baktığımda 20’li yaşlarımdan çok daha genç durduğumu görüyorum. Yüzümün ifadesi, cildim, seçtiğim saç rengi, giyimim kuşamım her şey çok olumlu yönde etkilenmiş. Artık daha dinamik ve daha genç bir Ece var. 37 yaşındayım ama 25-30 yaşındaki o ciddi Ece, çok daha büyük duruyor bu halimden. Pek makyaj yapmıyorum. Sadece nemlendirici sürüp çıkıyorum. Sağlıklı beslendiğim için de bu durum, saça, tırnağa, bütün bedene yansıyor.  Sağlıklı beslenmek, bununla birlikte ruhsal dünyamı güçlendirmek de enerjimi çok yükseltti.
Ruhsal dünya derken neyi kast ediyorsunuz? 
Nefes çalışmaları yapıyorum. Spor olarak da yoga yapıyorum. Manevi dünyam zengindir. Çünkü bedensel zindeliği ruhsal zindelikle desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde biri eksik kalır. Umreye de gittim, namaz da kılarım. Her sabah ve her akşam yatmadan önce duamı ederim. Tanıdığım birçok ünlü ve başarılı insanın zorluklar karşısında manevi değerlerini yüksek tutarak ayakta kaldığını gördüm. Kitaplarımda da bu kişilerle yaptığım söyleşiler var. Toplum önünde olan kişilere olumlu ya da olumsuz birçok yorumlar geliyor. Olumlu yorumlar bile yüksek enerji barındırıyor. Dolayısıyla bunlarla baş edebilmek için aile ilişkilerinizin ve manevi dünyanızın çok sağlam olması gerekiyor.
Türk kadını genelde yemesine içmesine, giymesine dikkat ediyor mu?
Maalesef hayır. Avrupa’da Türk kadınları obezite şampiyonu. Çok kötü bir şampiyonluk bu. Eğitim aileden ve kadından başlar. İnsan nasıl beslenmesi gerektiğini bilirse çocuğuna da onu öğretir. Eğitim seviyesi iyi veya merakı olan belirli bir kesim; bir şekilde sağlıklı yaşamı keşfetmiş insanlar bunu çok iyi yapıyor ama genele baktığımızda maalesef şişmanlık, yanlış beslenme ve hareketsizlik görüyoruz. Hareketsizlik de birçok hastalığın temeli.

TAKİPÇİLERİMLE KENDİM İLGİLENİYORUM

Instagram, facebook ve twitterda yaklaşık 1 milyon takipçim var. Başlangıçta bir sosyal medya şirketi yönetiyordu ama bunun çok samimi olmadığını düşünerek hepsi ile kendim ilgilenmeye başladım.

Tam bir sosyal medya fenomenisiniz. Birçok ünlüden daha fazla takipçiniz var ve bunlar gerçekten ne yapıyorsanız buna anında tepki veren sıcak bir kitle. Bunun sebebi nedir sizce?
Tek kelimeyle samimi buluyorlar herhalde. Hesaplarımı kendim yönetiyorum. Ben anlık yaşayan duygularıyla hareket eden bir insanım. O anda bir şey paylaşmak istiyorsam bunu birine yönettirmek istemem. Egosu olan bir ünlü değilim. O yüzden yaşamımı paylaşıyorum. Kendi yaşamımı paylaşırken insanların işine yarayacak çok fazla bilgi de paylaşıyorum.  Ünlülerin çoğuna baktığınız zaman selfiesini, saçını, başını paylaşıyor. Takipçiye ne veriyor bu? Hayranıysa, hayran olduğu kişiyi takip ediyor ama içi boş. Ben bilgi veriyorum. Ben de beni takip etmek isterdim. Çünkü ben de öyle insanları takip ediyorum. Sosyal medyada paylaştığım şey bana dokunuyor mu? Bana enerji veriyor mu? Beni pozitif hissettiriyor mu? diye düşünürüm. Pek olumsuz şeyler paylaşmam. Ölümde bile ışığı görerek paylaşırım. Markalarla da iş birliklerim oluyor ama reklamdan çok, kullanıcı deneyimlerimi paylaşıyorum.

Zihninizin kölesi değil efendisi olun

Nasıl Ece gibi hissedeceğiz?
Ece kraliçe demek… Kendi zihnimizin, efendisi, kraliçesi, kralı olduğumuzda her şeyi çözmüşüzdür. Kendi zihnimizde “bu zararlı bunu yeme diyemiyorsak” geçmiş olsun. Mutluluk da mutsuzluk da beynimizdedir. O kararı biz veriyoruz. Eğer “ben sağlıklı olacağım” diyorsam zihnin karar veriyor; bedenim ayak uyduruyor. Neyi yiyip neyi yiyemeyeceğini, içemeyeceğini karar verecek bir iradeye sahibim. Bana hep bu kadar çok şeyle ilgilenip nasıl bu kadar enerji dolu olduğumu sorarlar. Ben her gün 7 saat uyurum. Erken yatar erken kalkarım ama her işime de yetişirim. Ece Gibi Hisset’te bunu yansıtmak istedim.

Süslenmeyi bakım sanıyoruz

Türk kadını bakımlı mı sizce? 
Türk kadınlarının bir kısmı gerçekten çok bakımlı. Giyimi, kuşamı, masajı, cildi, yemesi içmesi çok iyi ama genele baktığımızda bakım kelimesi çok yanlış anlaşılıyor. Süslenmemizi bakım zannediyoruz. Bakım aslında süslenmeden, makyajsız, ojesiz, hiçbir şeysiz parlamaktır. Mesela batılı kadınlara baktığınızda aşırı süslenmezler. Çünkü öncelikle sağlıklarına dikkat ettikleri için fazla bir şey yapmalarına gerek kalmaz. İyi beslenen spor yapan kişi çuval giyse bile yakışır. Spor yapın, düz beyaz bir tişört giyin ayağınıza pantolon geçirin o bile yeter. O yüzden benim önerebileceğim en önemli şey hareket …

Fotoğraflar: Ali Çelik