ZİYNETİ KOCABIYIK

Doğuştan ya da sonradan olan çene bozukluklarının tedavisi ile uğraşan çene cerrahisi, diş hekimliğinin en zor alanlarından biri… Eksik dişleri tamamlamak, çocuklardaki doğuştan gelen dudak damak yarıklarının cerrahisi, trafik kazası, kanser gibi sebeplerle çene kemiğinde oluşan hasarları tamir etmek, kısacası ağızı yeniden şekillendirmek, çene cerrahisinin işi. Zor bir alan yani… Bu nedenle bu alanın en başarılı cerrahlarını say deseniz bir elin parmaklarını geçmez. Prof. Dr. Selçuk Basa da bunlardan biri. Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi’nde çene cerrahisi ihtisasını yapan Prof. Dr. Basa’nın 100’den fazla bilimsel yayını, kendi adıyla anılan cerrahi teknikleri var. Bir dönem Marmara Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi’nin dekanlığını da yürüten Prof. Dr. Basa, şu anda aynı üniversitede öğretim üyesi olarak görev yapıyor. 
MERAKLISINA SÖYLÜYOR
Başarılı çene cerrahı Prof. Dr. Basa, aynı zamanda iyi bir müzisyen… Üniversite öğrenciliği sırasında “steteskop” adını taşıyan orkestrada müzik yapmaya başlayan ünlü cerrah, müzikten hiçbir zaman kopmamış. 25 yıldır söz yazan, beste yapan Prof. Dr. Basa, ilk albümünü bundan 4 yıl önce çıkarmış. Şimdi ikinci albümü “Amorf”la müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Dijital platformlarda piyasaya çıkan albüm, bu hafta sonu müzik marketlerde de yerini alacak. Prof. Dr. Basa, “meraklısına” hitap ediyor. Pek öyle ünlü olmak gibi bir niyeti de yok. Belirli bir dinleyici kitlesi var. Bilen dinliyor. Yeni albümünün kamuoyunu ilgilendiren tarafı ise bir şarkıda Süperstar Ajda Pekkan’la mikrofon karşısına geçmiş olması… Belki de sırf bu sebepten müzisyen Selçuk Basa, cerrah Selçuk Basa’nın önüne geçecek. Prof. Dr. Selçuk Basa ile sanatçıyla birlikte söyleme hikâyesini ve bundan sonraki planlarını konuştuk…

DOKTOR OLMASAYDIM MÜZİSYEN OLURDUM
Biz sizi bugüne kadar tıbbın zor alanlarından biri olan çene cerrahisinde yaptıklarınızla tanıdık. Biraz klasik olacak ama müzikle ne zamandan beri ilgileniyorsunuz?

Benim müzikle en güçlü ilişkim “üretim” kısmında aslında. Yeni bir şeyler oluşturmak beni cezbediyor. Aslında yaptığım işle çok paralel giden şeyler bunlar. Çene cerrahisinde de, ağızdaki ve çenedeki, kısacası yüzdeki deformasyonları yapılandırıyorum. Müzikte de söz yazarak ya da beste yaparak yeni bir şeyleri hayata geçiriyorum. Albümlerde de ürettiğimi sesimle aktarıyorum. Müziğimle doktorluğumun kesiştiği nokta “üretim”… Küçüklüğümden beri müzikle ilgileniyorum ama asıl üniversite yıllarında başladı. Dört yıl önce Kürşat Başar’ın kardeşi Yağmur Başar’la eski parçalarımızı toplayıp ilk albümü yaptık. Eğer doktor olmasaydım profesyonel müzisyen olurdum…
POPSTAR OLMAK İSTEMİYORUM
Albümü yaparken hedefiniz neydi? Sadece ses sanatçısı olan, söz yazarı olan, müzik yapan kişi, bundan para kazanmak ister, şöhret olmak ister ama siz çok iyi bir çene cerrahısınız. Sizin beklentiniz ne? 

Aslında benim de kendime sormam gereken bir soru bu. Bildiğim tek şey var para kazanmak gibi bir hedefim yok. Evet istesem çene cerrahisinde çok büyük paralar kazanabilirim. Ama sanırım beğenerek yaptığım bir işi daha büyük bir kitle dinlesin, benim keyif alığım şeylerden onlar da keyif alsınlar istiyorum. 
Beğenilmek istiyorsunuz anladığım kadarıyla?
Aslında bir konuda ünlü olayım diye bir derdim yok. Evet beğenilmek istiyorum ama popstar olmak istemiyorum. Bu saatten sonra istesem de olamam zaten. Eskisi gibi yine beni bilenler dinlesin yeter…

ALBÜME SÜPER VOKAL

Albümdeki “Yasak Aşk” şarkısını Ajda Pekkan’la birlikte söylediniz. Pekkan, albüme nasıl dahil oldu?
Aslında tamamen bir tesadüf.  Albüm hazırlıkları yapılırken dişlerindeki bir problem sebebiyle hastam oldu. Şarkıları dinleyince çok etkilendi. Yasak Aşk şarkısını dinlerken ‘buna vokal yapmayı çok isterdim’ dedi. Bugüne kadar birkaç sanatçıya düet yapmıştı ama hiç vokal yapmamış. Bu konuşmadan sonra aradan vakit geçti. Biz albümü yaptık. Şirkete gönderdik. Ajda hanım aradı ‘ne oldu?’ diye. Gönderdiğimizi duyunca, biraz üzüldü. Ben de hemen şirketi arayıp albümü geri çektim ve Ajda hanım da hayatındaki ilk “back vokali”ni bu albümde yapmış oldu.
Biz dinleyici olarak yeni şarkıcıları takip edemiyoruz. Siz şu andaki müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada ortaya çıkıp kaybolan, çabuk tüketilen bir müzik var. Kolayca dinlenebilen müzik, daha fazla insana ulaşıyor. Korelilerin yaptığı “Gum gum style” gibi… Büyük bir ticari başarı aslında bunlar. Ancak benim ve benim gibi adamların avantajı, star olmak, milyonlarca kişiye ulaşmak gibi bir hedefimizin olmaması. Bunun yerine yaptığım müziği iyi yapıp, ne kadar dinleyici olursa onlara sunmak istiyorum. Dünyada Sting, Türkiye’de Bülent Ortaçgil gibi, yaptığınız müziği beğenenlere ulaşıp onlara dinletmek yeterli…

Fotoğraf: Bünyamin ÇELİK