ZİYNETİ KOCABIYIK

Amerikan Bilim İlerleme Derneği’nin yıllık kongresinde önceki gün açıklanan kanser tedavisi ile ilgili bir çalışma, herkesi çok heyecanlandırdı. Kongrede açıklanan yeni çalışmada, kan kanseri hastalarında vücudun bağışıklık hücreleri olan T hücrelerinin vücut dışına alınıp güçlendirildikten sonra tekrar vücuda geri verilmesi prensibine dayanan yeni yöntemle, kanser tedavisinde başarılı sonuçlar elde edildiği açıklandı. Açıklanan çalışma sonuçlarının “umut verici” olduğunu belirten uzmanlar, yine de temkinli olunması gerektiği konusunda uyarıda bulunuyorlar.
“TÜMÖR AVCISI” T HÜCRELERİ 
Amerika’daki kongrede duyurusu yapılan çalışmada, 5 aydan daha az yaşaması beklenen 35 hastanın T hücreleri toplanarak laboratuvar ortamında yeniden formatlandı. Vücudun bağışıklık hücreleri olan T hücreleri kanser hücrelerine karşı daha duyarlı hale getirildi. T hücreleri yeniden vücuda verildikten sonra 35 hastanın yüzde 90’ında tamamen iyileşme görüldü. 18 ay süren kontrollerde hastalığın yeniden ortaya çıkmadığı tespit edildi. Hodking dışı lenfoma ve kronik lenfositer lösemi (KLL) hastası olan bir başka grup hastada ise hastaların yüzde 80’ninden daha fazlası tedaviye olumlu cevap verdi. 
HERKES İLACINI KENDİ VÜCUDUNDA TAŞIYOR OLABİLİR
T hücrelerinin kanser hücrelerine karşı savaşan vücudun askerleri olduğunu söyleyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Çetiner, “Doğal süreçte tümör hücreleri vücutta sürekli olarak çoğalır ve kendisini avlayan T hücrelerinden kaçıp saklanmaya çalışır. T hücreleri ise bunları yakalayıp yok eder. Ancak T hücreleri saklanan kanser hücrelerini göremezlerse, tümör hücreleri kontrolsüz şekilde çoğalırlar ve kanser hastalığı meydana gelir. Amerika’da sunumu yapılan yöntemde, hasta kişilerde, T hücreleri vücudun dışına alınarak laboratuvarda güçlendirilerek kanser hücrelerine duyarlı hale getiriliyor. Yani vücudun kendi hücreleri kansere karşı çok güçlü bir ilaç haline geliyorlar. Böylece, T hücreleri daha önce gözden kaçırdıkları tümör hücrelerini yakalayıp yok ediyorlar” dedi.
Bu teknolojiye CARR teknolojisi adı verildiğini belirten Prof. Dr. Çetiner, “Eğer bu yöntem bir tedavi haline gelirse, herkes kendi ilacını kendi vücudunda taşıyor olacak” diye konuştu. 

Vücudun askerleri devreye giriyor

Akyuvarların bir alt hücresi olan T hücrelerinin, vücudun askerleri olduğunu söyleyen  Dünya Kanser Kontrol Örgütü Üyelik Komitesi Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, “T hücrelerinin kanser tedavisinde kullanılması, uzun süredir laboratuvar ortamında çalışılıyor. Bu çalışmada sonuçların olumlu çıkması konuyu birden bire dünya gündemine getirdi. Ancak hala bir çalışma niteliğinde bu araştırmanın tam raporunun yayınlanması, benzer çalışmaların değerlendirilmesi ondan sonra yaygın kullanımının tartışılması gerekir. Bu bir bilimsel çalışmadır. Olumlu bir şey var gibi görünüyor Ancak bu sonuçların defalarca tekrarlanarak, doğrulanması gereklidir” dedi.

İyileşen hasta sayısı artmalı

Sonuçları açıklanan çalışmanın yeni bir konu olmadığını belirten Prof. Dr. Mustafa Çetiner, bu konu ile ilgili yeniliğin vaka sayılarındaki artış olduğunu söyleyerek “Klinik çalışmaların ilk sonuçları yüz güldürücü. Ancak çalışmalar bugünden yarına hastaya ulaşabilecek bir aşamada değil henüz. Bunun bir kanser tedavisi olarak sunulabilmesi için daha fazla sayıda hastada başarı sağlamış olması gerekiyor. Vakalar sınırlı sayıda. Bu yöntem geçtiğimiz yılda kongrede sunulmuştu. Bu yıl veriler daha da olgunlaşmış. Umut vaat ediyor ama bunun için henüz bir tedavidir diyemeyiz” dedi.

SAĞLIK BAKANI MEHMET Müezzinoğlu: Kanser tedavisinde ilaca ulaşmada engel bırakmadık

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, SGK'nın sigara içen akciğer kanseri hastalarının tedavisini ödemediği yolundaki haberlerle ilgili olarak, “Kanser tedavisi gibi hayati bir tedavide yeri olan hiçbir ilacın vatandaşımıza ulaşmasında herhangi bir engel bırakmadık, bırakmayız. Zaman zaman bürokrasiden kaynaklanan bir uygulama sorunu olursa da onu aynı gün olmasa bile ertesi gün mutlaka çözeriz” dedi.  
Türk TORAKS Derneği’de konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Söz konusu ilacın, akciğer kanserinin bir türü olan “küçük hücreli akciğer kanseri”nin tedavisinde kullanılan erlotinib adlı hedefe yönelik bir etken madde olduğunu belirten Türk Toraks Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu, “Yeni jenerasyon bir ilaç olan Erlonitinib, akciğer kanseri hastalarının EGFR mutasyonu olan bölümünde etkili olmaktadır. EGFR mutasyonu pozitifliği ise genellikle sigara içmemiş akciğer kanseri hastalarında görülür. Şu andaki SGK uygulamalarında, EGFR mutasyonu pozitif hastalarda, ilk basamak kemoterapiye yanıt alınmaması halinde, uygun rapor düzenlenmesi ile (2.basamak) uygulamanın geri ödenmesinde problem bulunmamaktadır” dedi.
Yaşanan kafa karışıklığının giderilebilmesi için Sağlık Uygulama Tebliği'nde (SUT) yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini söyleyen Türk Toraks Derneği Akciğer ve Plevra Maligniteleri Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Tuncay Göksel, “Şu andaki SUT,  EGFR mutasyonu yaygın bakılamadığı zamanda hazırlanmış ve yakın zamanda güncellenmemiştir. Bu nedenle mevcut düzenlemenin ‘Erlotinib; EGFR pozitifliği saptanmış küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalarının tedavisinde; tıbbi onkoloji uzmanı veya göğüs hastalıkları uzmanı tarafından reçete edilir’ şeklinde değiştirilmesi gerekir” dedi.