Bircan, “20 yaş dişleri diş arkı dediğimiz diş dizisinin en sonunda yer alan ve 17-26 yaşlarında sürmesi gereken üçüncü büyük azı dişleridir. 20 yaş dişleri ağız içerisinde üç ayrı pozisyonda bulunabilir. Bunlardan ilki diğer dişler gibi sürmeye yer bulup ağız içerisinde konumlandıkları durumdur. İkincisi sürmeye yeterli yer bulamayıp yarı gömülü olarak kaldıkları durumlardır. Üçüncü ve son olarak ise sürmeye hiç yer bulamazlar ve tam gömülü olarak çene kemiği içerisinde kalırlar” dedi. 
20 yaş dişlerinin ağız içerisinde sürmeye yer bulup konumlandığı durumları değerlendiren Diş Hekimi A.Doğan Bircan, “Bu durumlarda 20 yaş dişlerinde herhangi bir sağlık problemi bulunmadığında çekime gerek yoktur. Fakat bu dişler ağız içerisinde çok geride konumlandıkları için genelde yeterli fırçalama işlemine tabii tutulamamaktadır ve bunun sonunda da çürük, kırık veya enfeksiyon tarzı durumlarla karşılaşılmaktadır. Bu hallerde dişin çekimi en idealidir çünkü; ekseriyetle 20 yaş dişleri ağızda sürseler bile fonksiyonel olarak görev yapmamaktadırlar. İkinci durum 20 yaş dişlerinin yarı gömülü olduğu durumlardır. Bu durumlar ağız içerisinde 20 yaş dişlerinin enfeksiyona en çok sebep olduğu durumlardır. Özellikle vücut direncinin düştüğü akut faranjit, tonsillit tarzı reaksiyonlarda enfeksiyon akut hale gelir ve hasta ağzını dahi açmakta zorlanır. Bu durumda diş etinden çıktıkları bölgede gıdaların sıkışmasına ve birikmesine yol açarak enfeksiyona neden olurlar. 20 yaş dişinin çevresindeki diş etinde şişlik ve kızarıklık, boyuna ve kulağa yayılan şiddetli ağrı, lenf bezlerinin şişmesi, ağız açma ve yutkunma sırasında ağrıya neden olan bu tabloya perikoronitis adı verilmektedir. Son durumda ise 20 yaş dişleri tam olarak gömülü halde çene kemiğinin içinde lokalize olurlar. Bu durumlarda öndeki ikinci büyük azı dişini itme, sıkıştırma vs. gibi problemlere yol açma ihtimalleri vardır. Bu tarz durumlarda lokal anestezi altında uygulanacak küçük bir cerrahi operasyonla 20 yaş dişi ağızdan uzaklaştırılmalıdır” diye konuştu. 

Çekim yapılan bölge üzerine yerleştirilen tamponun kanamayı durdurmak için yapıldığını belirten Diş Hekimi A.Doğan Bircan, “Dolayısıyla yarım saat süre ile tamponun ısırılması gerekmektedir ve tampon atıldıktan sonra ilk 24 saat ağızda kan tadı, sızıntı şeklinde kanama dahi hissedilse tükürülmemelidir. Ayrıca 24 saat süre ile sıcak yiyecek ve içecekler, alkol ve sigara kullanılmamasına özen gösterilmelidir. Çekim sonrasındaki gece yüksekçe bir yastıkta yatılmalı ve kesinlikle ağrı kesici olarak aspirin ve benzeri ilaçlar kullanılmamalı, doktorunuzun size önerdiği ilaçlar kullanılmalıdır. Eğer cerrahi bir çekim veya zor bir çekim yapıldı ise, çekim yapılan bölgeye dışarıdan aralıklı olarak buz uygulanmalıdır. Buz doğrudan cilde uygulanmamalıdır. Cerrahi olarak gerçekleştirilen çekimlerden sonra çekim bölgesinde hafif bir ödem olması normal kabul edilmektedir” diye konuştu.