ZİYNETİ KOCABIYIK

Halk sağlığı uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral kansere karşı savaşta bağışıklığa destek veren besinleri gazetemize anlattı...

Kanser, vücutta normal bölünen hücrelerin, anormal ve kontrolsüz büyümesi sonucunda ortaya çıkan bir durum. Bu kontrolsüz büyümenin hastalığa dönüşmesi, genetik yatkın olmaya, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve bunun üzerine gelen olumsuz çevresel faktörlere bağlı. Çevresel faktörler içinde en çok dikkat çekeni ise değiştirilebilen ve kontrol edilebilen bir unsur olan beslenme.  
Ne yazık ki, gittikçe daha sağlıksız besleniyoruz; daha az hareket ediyoruz; sigara tüketimi maalesef tüm çabalara rağmen hâlâ çok yüksek... Bütün bunların üzerine günlük hayatta elektromanyetik alanların içinde yaşıyoruz. Sonuçta kanser görülme oranları her geçen yıl artıyor. En son rakam… Ülkemizde yılda 162 bin kişiye kanser teşhisi konuluyor. 
SİHİRLİ FORMÜL DİYE BİRŞEY YOK
Peki yiyeceklerle kanseri engellemek mümkün mü? Halk sağlığı uzmanı Doç. Dr. Oğuz Özyaral bu konuda, herkesin sihirli formüller peşinde olduğunu hatırlatarak, “Sihirli formül diye bir şey yok. Bir yiyeceği belirli bir dönemde çok tüketerek kanserin oluşumunu engelleyemezsiniz. Sadece egzersiz ve kilo kontrolünü sağladıktan sonra yiyip içtiklerinize dikkat ederek hücre bölünmesi aşamasında DNA hasarını yavaşlatabilir ya da engelleyebilirsiniz. İşte bu noktada size destek olabilecek bazı besinler var” diyor. Doç. Dr. Özyaral, bağışıklık sistemini güçlendiren yiyecekleri anlattı: 
KABAK ÇEKİRDEĞİ İLE GÜÇLENİN
Bizde çok tüketilmez ama kabak çekirdeği de önemli bir antioksidan. Kabak çekirdeğinde bulunan“mossadin” maddesi adeta bir kanser savaşçısıdır. Ciddi anlamda E vitamini içeren kabak çekirdeğinin kavrulmamış ve tuzlanmadan yenmesini öneriyorum. İçeriğindeki çinko da bağışıklık sistemini güçlendirir.
Tere: Keskin aromasıyla sevilir. Bu sebze de bağırsak kanseri oluşumunu engeller.
Mantar: D vitamini içerir. Meme kanserinden korur. D vitamini eksikliği ciddi bir kanser sebebidir.
Çiğ soğan, ezilmiş sarımsak: Soğan ve sarımsağın bilinen en önemli etkisi bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Soğan her salataya mutlaka eklenmelidir. Hatırlarsınız eskiden kuru fasulye pişirildiğinde yanına mutlaka soğan gelir ve çiğ yenirdi. Bugün de, ne pişirirseniz pişirin her akşam mutlaka sarımsaklı yoğurdu sofraya getirin. İçine taze nane, dereotu, fesleğen, sumak katabilirsiniz…

UNUTULAN SEBZE: HİNDİBA

Bugünler de pek yiyen kalmadı. Sorsanız adını bilmezler. Hâlbuki hindiba, vücutta sindirilemeyen bütün şeker moleküllerini sindirilebilir hale getiriyor. Bağırsaklardaki faydalı bakterileri beslerken, 
vücudun savunma mekanizmasını güçlendirip kansere karşı koruyor.

TAZE ZERDAÇAL DNA’YI KORUYOR

Yılda iki defa tükettiğimiz zerdeçal, günlük yemeklere katılmalı. Taze zerdeçalın etken maddesi yağda çözüldüğü için, kavurmadan yağda hafifçe ısıtarak yemeklere katılmalı. Taze çekilmiş ya da dövülmüş çörekotunun da günde 1 çorba kaşığı tüketilmesi gerekiyor. 

KADINLAR İÇİN SOYA FASÜLYESİ

Kadınlar her gün bir fincan pişmiş soya fasülyesi yemeyi alışkanlık haline getirsin. Meme kanserinden koruyucular arasında yer alan soya fasülyesini hafif haşlayıp salatasını yapabilirsiniz. 

BAHARATI BOL BOL KULLANIN

Baharat yemeğin tadı tuzu. Peki Türk mutfağında baharatları bol bol kullanıyormuyuz? Doç. Dr. Oğuz Özyaral bu soruya  “Öyle gibi gözüküyor ama baharatları günlük hayatımızda çok az kullanıyoruz ya da kullanmayı bilmiyoruz” diyor.
SUMAKSIZ YEMEK OLMASIN
 Geleneksel mutfağımızda yörelere göre değişmekle birlikte en çok kullanılan baharatların karabiber, kırmızı biber,  kimyon, tarçın, karanfil, biraz da sumakla sınırlı olduğunu belirten Doç. Dr. Özyaral, “DNA hasarını önleyen önde gelen besinlerden biri de baharatlardır. Örneğin Güneydoğu Anadolu Mutfağında çok kullanılan sumak harika bir kanser-savar yiyecektir. Hücre bölünmesi sırasında DNA kılıfını sararak korur. Her yemeğe özellikle de çorbalara katabiliriz. Her öğünde mutlaka 1 çorba kaşığı sumak tüketmeliyiz. Çayını bile yapıp içebiliriz ancak kaynatılmamalı, sıcak suya karıştırılarak içilmesine dikkat edilmelidir. Yemeklerde ise ateşten almak üzere iken veya sofrada üzerine eklenmelidir” dedi. Son yıllarda hayatımıza giren zencefilin de daha çok kış aylarında adeta bir “moda” gibi kullanıldığını belirten Doç. Dr. Özyaral, zencefilin yıl boyu kullanılması gereken bir baharat olduğunu söyledi.

RADYASYON SÜPÜRGESİ YİYECEKLER

Yeşil sebzeler: Hafif haşlanmış ve zeytinyağı ile hazırlanmış lahana, brokoli ve karnabahar karışımı bir kase salata radyasyonun olumsuz etkilerine karşı hücrelerinizi korur.
Yoğurt: Zengin kalsiyum ve mineral içeriği sayesinde vücudun direncini artıran yoğurt, radyasyonun oluşturacağı hücre hasarını azaltır ve bağırsak florasını korur. Mutlaka günde 1-2 kase yoğurt tüketilmelidir. 
Nane ve Melissa Çayı: Mesleğiniz gereği radyasyona maruz kalıyorsanız günde 2-3 fincan nane ve melissa çayını ayrı ayrı ya da karışım halinde tüketin. 
Siyah üzüm çekirdeği: Taze çekilerek hazırlanmış üzüm çekirdeği çayı güçlü bir radyasyon süpürücüsüdür. Ayrıca evde yapılacak ekmek, kek ya da kurabiyelerin hamuruna ilave edilebilir. Süt ya da meyve sularına katılıp içilebilir.
Kabuk tarçın: Kabuk tarçından hazırlanan çay da bir radyasyon süpürücüdür. Bu çayın içerisine dağ kişnişi ilavesi de yapılabilir. Hatta hazırlanırken sinameki de çaya katılabilir. Radyasyonun olumsuz etkilerinden korunmak için ayrıca tuz yerine potasyum iyodür kullanılmalıdır.