ZİYNETİ KOCABIYIK

Kanser tedavisinde son yıllardaki en önemli başarılardan biri “kişiye özel kanser tedavisi”… Hedefe yönelik akıllı ilaçlar olarak adlandırılan yeni nesil kanser ilaçlarıyla yapılan kişiselleştirilmiş kanser tedavisi için, tümörün genetik yapısının ortaya konması gerekiyor. Bugüne kadar kansere ait genetik değişimler gibi kritik bilgilere tümör dokusundan cerrahi yöntemlerle alınan klasik biyopsilerle ulaşılırken, artık bunları kandan öğrenmenin mümkün hâle geldiği bildiriliyor.
DOĞRU TEDAVİ SEÇİMİ
Amerikan Klinik Onkoloji Derneği tarafından düzenlenen ve kanser alanındaki en önemli kongre olan Ulusal Kanser Kongresi’nde yayınlanan son veriler, hastalığın klinik olarak belirti vermeden önceki dönemde, kandan teşhis edilebileceğini ortaya koydu. Yeni açıklanan bu araştırma sonuçları, hem tedavi planlaması için tümöre ait bilgilere hastaya acı veren cerrahi bir müdahaleye gerek kalmadan ulaşılabileceğini hem de kanserin henüz klinik belirti vermediği çok erken dönemde kandan teşhis edilebileceğini gösteriyor.
LİKİT BİYOPSİ
Haziran ayı başında Amerika’da gerçekleştirilen Ulusal Kanser Kongresi’ne katılamayan Türk onkologlar için İstanbul’da düzenlenen “Best of ASCO” toplantısında yaptığı konuşmada, ASCO’da bu yıl açıklanan en çarpıcı araştırmalardan birinin “Likit Biyopsi” olarak ifade edilen kandan kanser teşhisi olduğunu söyleyen Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özet, “Kanser tedavisinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri hastadan hastaya, hatta aynı hastada zaman içinde farklılıklar gösterebilen tümörün genetik yapısında meydana gelen değişimlerdir. Hedefe yönelik akıllı ilaçlar olarak adlandırılan yeni nesil kanser ilaçlarının birçoğu, bu mutasyonları hedef alır ve bu mutasyonların tesbiti tedavi kararında önemli bir yer tutar. Bugüne kadar bu bilgilere cerrahi yolla tümör dokusundan parça alarak ulaşılmaya çalışıldı. 2016 yılında ASCO toplantısında yer alan 15 bin kişi ve 50 farklı tümör tipine ait hastada yapılmış bir çalışma likit biyopsilerin hastaya en doğru tedaviyi seçmede önemli bir seçenek olabileceğini gösterdi. Bu hastalardan alınan kanda dolaşan tümör DNA parçalarında bulunan tümör büyümesini destekleyen genetik mutasyonların tümör dokularından alınan biyopsilerde de aynı oranda olduğu görüldü. Bu çalışma tümörün bütün genetik bilgilerinin kandan öğrenilebileceğini kanıtlamış oldu” dedi.
Likit biyopsiler aracılığıyla tümördeki genetik değişikliklerin takip edilerek hastaya en doğru tedaviler uygulanabildiğini söyleyen Prof. Dr. Özet, “ Bu yöntemle tedavinin etkinliği de takip edilebilir. Örneğin, yapılan genetik analizlerde uygulanan ilaca direnç kazanmış tümör hücreleri tespit edilirse, farklı bir ilaç uygulanmasına başlanabilir. Tümör doku biyopsilerinde tümörün sadece belli bir bölümü alındığından, kısıtlı bir bilgiye sahip olunur. Likit biyopsiler bir tümördeki tüm genetik değişiklikler hakkında bilgi sunar” dedi.

Geç belirti veren kanserlerin erken teşhisinde yeni umut

Kanserin erken teşhisi ve tedaviye erken dönemde başlanması hayat kurtarıyor. Ancak bazı kanserler, geç belirti verdiği için hastalık ileri evrede yakalanabiliyor. Kanserin erken dönemdeki teşhisine yönelik yapılan çalışmalar meyvesini vermeye başladı ve geç belirti veren yaygın kanserlerin erken teşhisinde yeni bir umut ışığı doğdu.  52. Ulusal Kanser Kongresi’nde yayınlanan son veriler, bazı kanserlerde hastalığın klinik olarak belirti vermeden önceki dönemde kandan teşhis edilebileceğini ortaya koydu. Basit bir kan testi ile kanda dolaşan  tümör hücreleri kanserin çok erken dönemde yakalanmasını sağlıyor.  Özellikle akciğer, yumurtalık ve pankreas kanseri gibi 3. ya da 4. Evrede yakalanabiliyor. Bu da tedavi başarısını düşürüyor. Kalın bağırsak kanseri, böbrek  kanseri gibi hastalıkların erken dönemdeki teşhisi hastaya tamamen iyileşme şansı veriyor. Kan testi bu kanserlerin erken yakalanmasını sağlayacak.