Hisar Intercontinental Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Prof. Dr. Kadir Tahta bel fıtığı hakkında bilgi verdi. Uygarlığın her zaman olumlu sonuçlar doğurmayacağını belirten Tahta, “Toplumların edindiği bilgi ve görgü, sorgucu olma, iletişimin toplumu fazlaca baskı altına alması normal yürüyen işlemleri de etkiler. İnsan omurgasına uygarlığın yüklediği yükün getirdiği bir hastalık olarak bel fıtığı ortaya çıkabilir” dedi.

“MMPI testi fayda değerlendirmede önemlidir”
Hastaya bağlı endikasyonlar, hastanın nörolojik bulguları, siyatik sinir germe testi, kişisel faktörler, MR görüntüleme bulguları mikrocerrahi girişimin başarısı gibi etkenlerin bel fıtığı ameliyatındaki başarıyı etkilediğini aktaran Prof. Dr. Tahta, “MMPI testi (çok yönlü kişilik testi) bazı vakalarda cerrahi işlemin getireceği faydayı değerlendirmede önemlidir. Bu testte ameliyat öncesi değerlendirmede 86 ve üzeri ise 47 vakada iyilik, 73 puan alan 4 kişide başarısız sonuç, 62 puan ve altı puanda ise tam başarısızlık tespit edilmiştir” diye konuştu.

En önemli öngörüyü yüzde 26’lık etkinliği ile MR görüntülemesinin verdiğini dile getiren Tahta, “ Nörolojik bulgular ve siyatik sinir germe testi yüzde 5-8 etkinlik sağlar. Cerrahi iyilik öngörüsünde kişilik özellikleri yüzde 40’lık bir bölümü kapsar. Cerrahi işlem uygulamalarında en ön planda hasta, hastanın MR, tomografi gibi tetkikleri, doktorun elde ettiği tecrübe ve yetenek, yapılacak işlemlerin sigortaca karşılanması veya kişinin ekonomisini zorlaması sonucu etkiler” ifadelerini kullandı.

“Bel fıtığının cerrahi tedavisinde birçok yöntem var”
Bel fıtığının cerrahi tedavisinde birçok yöntem olduğunu bildiren Tahta, “Cerrahi tedavisi vardır. Bu cerrahi tedavide var olan durumu cerrahi ile idame ettirebilmek için mikro ve endoskopik yöntemler olduğu gibi; var olan durumu dolgu maddeleri ve vida plak ile sabitleme yöntemleri de bulunur. Bu yöntemler birbirinin alternatifi değil; oluşan tabloya göre yöneltilen metotlardır” şeklinde konuştu.Cerrahi işlem görmüş hastalarda fıtığın aynı yerden nüksetmesi, yeni fıtığın oluşumu, omurlarda oynaklığın artması korkusu kişilerin hareketlerini kısıtlamaya yönlendirdiğini dile getiren Prof. Dr. Tahta şunları söyledi:

“Bazı cerrahlarca ameliyat sonrası kısıtlama gereksiz görülmektedir. Erken dönemde fizik aktiviteye tam olarak döndürmektedir. Vakaların yüzde 25 i ertesi gün göreve başlarlar. Ortalama dönüş süresi 1,7 haftadır. Vakaların yüzde 97’si, 8 haftada tam kapasite işlerini yönetirler. İki yıl içinde hiçbir hasta görev değişikliği yapmamıştır. Bunu doğuracak bel ve bacak ağrısı olmamıştır. Yüzde 6 vakada tekrarlama görülmüştür. Nüks olan üç vakadan birisinde cerrahi işlem gerekmiştir. Bel fıtığı cerrahisi 6-8 haftalık sonrasında rehabilitasyon yapılması nörolojik fonksiyonlarının gelişiminde fayda sağlamıştır. Ev programına göre aktif rehabilitasyonun daha fazla gelişim sağlamadığı tespit edilmiştir. Aynı gün tetkikleri yapılıp mikrocerrahi işlem yapılır ve ertesi günü hastaneden taburcu edilir”.