Röportaj: Kübra Şafak
kubra.safak@tg.com.tr

 

Çocukluğundan beri hayatında öğrendiği en önemli ilke vatan sevdası, milli birlik, ülkenin ve bayrağının aşkıdır. İnsana ve topluma önem vererek milletine hizmet ilkesi ile büyümüş güçlü bir karakterdir.

Bu karakter değişim tasarımcısı olmaya ne zaman karar verdi?
Ülkeme daha yararlı nasıl olabilirim ile yola çıkarak karar verdim.14 yıl insan kaynakları ve personel özlük yöneticiliği yaptım. 23 yıllık bir çalışma sürecim var. 23 yıllık çalışma sürecime bütün gözlemlerimi öğrendiğim bütün deneyimleri tecrübelerimi okul hayatımı ve bununla beraber aldığım eğitimleri de katarak yeni bir hayata adım attım. Bu adım 3 yıl, 4 yıla yakın süren bir adım. Bu adımda kişisel ve kurumsal gelişim eğitimleri veriyorum. İnsanların daha kendilerini keşfetmeleri ve daha farkındalıklarını yükselterek hayata tutunmalarını daha başarılı olmalarını daha mutlu olmalarını sağlayacak etkenlerle çalışıyorum. Bu çalışmaları koçluk, danışmanlık ve terapilerle yapıyorum. Kozmik enerji terapistiyim. Ailemin her zaman desteğini görüyorum. Her zaman yanımdalar.

Hangi bölümü okudunuz?

Liseden sonra çalışmaya başladım ve Açık öğretim işletme bölümünü okudum. Hem okuyup hem çalışarak Aile yönetimi ve sorumluluğunu üstlendim.

Bu eğitimleri almadan önce öfkeli ve sinirli biri miydiniz?
Her insan gibi benimde yaşamış olduğum birçok durum var tabi. Stresiniz öfkeniz tepkileriniz olabiliyor. Yaşananlar birer öğreti aslında bunun için “Hayatı anlam olarak mana olarak daha anlamlı yaşamak istedim”. Ben bu dünyaya niye geldim? sorusu ile başladı benim sürecim. Bunu misyon edinerek bu konuda. İnsanlara nasıl faydalı olmalıyım? İnsanlar en çok nelerde sıkıntı yaşıyorlar? Farkındalıkları ile buraya kadar geldim.

NEFESİN ÖNEMİNİ BİLE UNUTUYORUZ

Sizin vermiş olduğunuz eğitimler insanlara ne yönde etkiliyor ve kazandırıyor?
İnsanların kendilerini öz değerlerini keşif etmelerini sağlıyor. Danışmanlıkta biz kişilere ne yapması gerektiğini söylemeyiz. Nasıl yaparlarsa kılavuzluk yaparız. Kişi yine kendi seçimlerini yapar. İnsan aslında tepeden tırnağa kadar bir muhteşemlikle oluşturukmuştur. İnsanlar yaşam alanlarındaki olan öğretilmiş çaresizlikler birçok alanda almış oldukları kodlamalarla öz benliklerini unutuyorlar farkına bile varmayacak duruma geliyorlar. Nefes almanın önemini, insanın kendini fark etmesini, değerini bilmesini, o değer noktasındaki muhteşemliği yeniden bulmasını sağlayarak ilerliyoruz. Bir insan şükür noktasına geldiğinde birçok şeyi aşmış oluyor. Günde kaç kere nefes aldığınızı biliyor musunuz? Bilmediğiniz ama sürekli nefes alıp vererek yaşadığınız bir anda nefesi keşfetmeye başladığınızda bambaşka bir dünya açılıyor size. Mesala çok öfkelendiğiniz sinirlendiğiniz ya da bir şeye odaklanamadığınızda nefes tekniğini kullandığınızda sizin alanınızda bambaşka bir alan açılıyor. Bunu davranışa dönüştürmek için sürekli tekrar ve farkındalık gerekiyor. Öfkeli insanların tahammül noktaları ince bir çizgidir, bunun temel sebebi çocuklukta yatar. Çok daha mükemmele doğru gitmek isteyen ama kendi içlerinde sürekli kendilerini suçlayan sürekli kendileri ile ilgili kavgalara olan insanlardır öfkeli insanlar. Onlara baktığınızda genelde özlerinde merhamet yatar ama onu kapatan, tamamen kamufle eden bir öfke durumu vardır. Beyin nöronlarımızı biz yönetebiliriz. Biz bunun farkında olmadığımız için onlar sanki nöronlar bizi yönetiyormuş sanarak kendimizi bırakıyoruz. Danışanlardan bazıları “Ben böyle bir şey yaşıyorum, patlama oluyor bir sigorta atıyor darmadağın oluyorum” diyor. Biz bunları yönetebiliyoruz aslında, Nasıl bununla baş edebileceğimizi alt sebeplere indiğimizde daha doğrusu sonuçlara ulaşabiliyoruz. Sizin iç makyajınızı yapmadan ruhunuzdaki güzelliği oluşturmadan dışarda istediğiniz bakımı yapın içerden yansıyan yine farklı olacaktır. Hepimiz birer enerjiyiz hepimiz birer titreşimiz vücudumuzun yüzde 75’i su ve suyun bir titreşimi var. Herkes bu yüzden birbirini etkiliyor.

Stresle baş etmek için neler yapmalıyız?
Birçok öneride bulunabiliriz. Fakat dibi temizlemeden yüzeyi temizleyebilmek zor. Gerçekten tortuyu ortadan kaldırmamız gerekiyor bunun içinde kişinin oturup biraz kendini o haliyle gözlemlemesi gerekiyor. Ben öfkelendiğimde neler oluyor? Kendimi nasıl ifade ediyorum? Bedenim de neler oluyor? İşte burada Nefes tekniği çok önemlidir. Burundan alınıp ağızdan verilen üçerli beşerli nefesler dengeye getirir. Sayının artırılması oksijenin bir anda artması ile baş dönmesi yapabilir. Bunlar uzmanlarla ve danışmanlarla yapılacak çalışma teknikleridir. Doğru nefes teknikleri sadece psikolojiyi değil bedensel olarak da katkı sağlıyor.

En temelden çözmenin yolu nedir?
Ailede Sevgi bu durumu çözer yani öncelikle Annelerimiz çözebilir. Dünyaya gelen her bebek bir birey olma adaylığı ile hayata başlıyor. 20 yıl sonra toplumu oluşturan bireyler olabiliyorlar. Biz nasıl bir toplum istiyorsak çocuklarımızı öyle yetiştiriyoruz. Benim çocuğum nasıl olmalı sevgi dolu mu olmalı? Vuran kıran biri mi olmalı? Aman hakkını savunsun diyerek bencil yapıda mı olmalı? Bu cevapları önce insan olmak olgusuyla verdiğinizde temel en güzel şekilde inşaa ediliyor.

Türkiye’deki insanlarda gördüğünüz en önemli sorun nedir? Türkiye’nin en önemli sorunu bizlik duygumuzdan uzaklaşmamız. İslamiyet bize bizliği getirmiştir. BİZLİK benlikten sıyırır. Benlik egoyu, nefsi ve hırsı getirir. Geniş aile yapısından daha çekirdek aile yapısı oluştu ki şu anda bireysel yaşam alanlarına yani Çekirdek ailenin çekirdeğine kadar indirmeye aile yapıları oluştu. Bizlik bilinci ile daha geniş, daha zengin, güçlü ve birbirine kenetlenen temelde yetişmemiz gerekiyor. Paylaşmayı öğrenmeli en önemlisi Sevgi temelinde Sevgiyi paylaşabilmemizdir. İslam dini bir insanın yaşaması için gerekli bütün her şeyi sunan bir dindir. İslam dini ne yazık ki modernleşme adı altında değişime uğramıştır, bu yüzden de şu an çok farklı bir şekilde algılanabiliyor. İslam dininde zorlama olmaz. Sevgi temelinde, anlayışlı ve hiçbir şekilde zorlama getirmeyen muazzam bir dindir. Dünya savaşlarında da hangi hedefi gösterirseniz gösterin asıl altında yatan sebep din savaşlarıdır.

Öfkesini dışa vuramayanlarla ilgili bir çalışmanız var mı?
Hastalıklarımızın hepsi zihin tarafından düşünce yapımızla oluşur ve Zihin tarafından üretiriz. Organlara yayarız organlarda üstüne düşeni alır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması ile ortaya çıkar. Uygun ve Mesleki deformasyonları ile geri dönüş yapar. Kişi bedeninde utanmaya başladığında kilo almaya başlar. Bedeni ile yargılanmaları, eleştiri ya da beğenmeme durumu ile ortaya çıkar. Örneğin, Çok zayıfsın veya çok şişmansın gibi. Kendisini ifade edemeyen, öfkesini ifade edemeyen veya öfkeyi dışa vurmayan insanlar da en çok boğaz ve tiroit hastalıkları görülür. Öfke duyduğumuz durum her ne ise bunu ifade etmek gerekir ki Sert bir şekilde olmak zorunda değildir. “Ben bundan hoşlanmıyorum” “hayır” diyebilmek. Bunlar söyleyemediğimiz takdirde tiroitlerimiz ve boğazımızda bu negatif duyguları besliyoruz. Ciddi hastalıklara doğru gidiyoruz. Teşekkür etmeyi, özür dilemeyi, affetmeyi hayatımıza yapmalıyız. İnsanlarımız çok şükürsüz. Mesala nasılsın diye soruyorum eh işte diyorlar. Halbuki hep iyiyim demek şükür noktasıdır, Başımıza kötü bir şey geldiğinde değil de en baştan şükür ederek başlamak gerekir. Allah’ın isteyip de oldurmadığı bir şey yok.

Şirketler neden kurumsal danışmanlık hizmeti almalıdır?
Kurumsallık hayatımızda ötelediğimiz ancak olmazsa olmazlardan birisidir. Kurumsallığın birey üzerinde olması gerektiğini söylüyorum hep. Biz önce birey olarak kurumsallaşmalıyız. Toplum bilincinde sorumluluk almayı bilen, toplum ahlakı noktasında sorumluluk almayı bilen, bireysel olarak sorumluluklarının altında durabilen bunu karşılıklı insan modellerine dönüştüren insanlara bir takım şeyleri gerçekten yapma noktasında kendini de sorumlu hisseden bilinçli bir topluma bizlik duygusuna ulaşabiliyoruz. İnsanlara Anı yaşamak kavramı öğretildi. Anı yaşamak demek şuanda ben sizinle konuşurken burada beynimle bedenimle ruhumla oluyor olmam. O anda olduğum anlamına gelir. Sizinle konuşurken beynimin arkasındaki bir şeyi düşünüyorsam, ben burada değilimdir. Anı yaşamayı şöyle bir duruma döktüler; Günü kurtar, anı yaşa. Gün kurtarılacak bir şey değildir, zaten yaşanıyordur. Geçmişinizden ders alır geleceğimize ışık tutan öğretilerle yola devam ederiz. Bu sürecin sonuçlarını Allah’ın takdiri ile yaşar görürüz. Size biri bir kötülük yaptığında ona teşekkür etmek! Evet aslında teşekkür etmeliyiz çok büyük bir öğretisi var.

Anlattıklarınızı kendi hayatınızda yüzde yüz uygulayabiliyor musunuz?
Evet çoğunlukla uyguluyorum deneyimleyerek aldığım sonuçları aktarıyorum.  Mesela bakış açısı için örnek vereyim herhangi gibi bir toplum içinde iken bile en güzel lisanla dile getirerek farkındalık oluşturmaya çalışıyorum. Toplu taşımada beyefendi ayakta duruyor, Eşi oturuyor. İkisi de birbirinden habersiz ücret ödemişler. Durumdan haberdar olduklarında ise eşinden “Ayakta olduğun için zorlanır tutunmakta diye verdim” cevabı geldi tabi niye veriyorsun ben veririm ile Eşler tam gerilecekken, “Birbirini düşünen eşler birbirini ne güzel destekler sevgi ve anlayış böyle muazzam yorumunu yaptım ve anında tebessümle farkındalık oluştu bakış açıları değişmiş oldu.

Siz şuan hedeflediğiniz noktada mısınız başka hayallerinizde var mı?
Geldiğim noktayı hedeflemiştim. Hayal etmeden hedefe gidilmez önce inanmak gerekir. Önümdeki süreçte kitaplarımı çıkarmayı planlıyorum. Asıl hedefim ise Türkiye’de bu toplum bilincini oluşturabilecek yapıda yer almak istiyorum. Çünkü Türkiye bizim bu bakış açısı ile büyüyen biri olarak Nasıl faydalı olabilirim? diye ilerliyorum. İnsanlığa hizmet etmek güçlü ve bilinçli bir ülke olma yolunda çalışmak. Düşünün ki dünyada mezarınız bile maksimum100 yıl kalabiliyor. Bu neden ile bırakacağınız miras insanlığa fayda olmalı. Bu yüzden ismim ve yaptıklarım fayda ve katkı sağlayan olarak kalsın istiyorum.