"Yaşam boyu devam eden bir tür gıda alerjisi olarak tanımlanan ve bazı gıdalarda bulunan glutene hassasiyet" şeklinde kendini gösteren çölyak konusunda, Mecliste kurulan Araştırma Komisyonu toplantısına katılan Aydoğdu, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Çölyak hastalarının glutensiz gıdalarla beslenmesi gerektiğini belirten Aydoğdu, bu gıdalara ulaşım konusunda Türkiye'de önemli bir aşama kaydedildiğini belirtti.

Aynı zamanda Ege Çölyakla Yaşam Derneği Kurucusu olan Aydoğdu, "Türkiye glutensiz beslenme açısından her türlü olanağa sahip. 2001 yılındaki dernekleşmeden önce bu insanların yiyecek ekmekleri dahi bulunmuyordu. O zaman Uzakdoğu'dan pirinç makarnası gibi bir şeyler gelirdi. Marketlerde başka hiçbir şey yoktu. Gelinen 20 yıl içinde hem yerli sanayinin katkısı hem ülkedeki farkındalığın artmasıyla alternatif her türlü yiyecekleri var." diye konuştu.

Aydoğdu, 2003 yılında AB ile entegrasyon çalışmaları kapsamında çıkarılan glutensiz gıdalar tebliğine işaret ederek, bunun Türkiye'de çölyaklıların beslenmesine yönelik ilk önemli yaklaşım olduğunu, böylece AB standartlarında glutensiz gıda tanımının yürürlüğe girdiğini aktardı.

"Çölyak görülme sıklığı artıyor"

Buğday tüketiminin yıllar itibarıyla giderek yükseldiğini, modern global mutfağın marketlerde hazır olarak satılan paketli, unlu gıdaların tüketimine artırdığını kaydeden Aydoğdu, "Teknoloji ilerliyor. Gıda teknolojimiz değişiyor. Gluten tüketimimiz artıyor ve dolayısıyla çölyak görülme sıklığı da artıyor." dedi.

Çölyaklıların mutlaka glutensiz beslenmeleri gerektiğini anlatan Aydoğdu, bu kişilerin normal beslenenlere oranla belirgin bir eksikliklerinin bulunmadığını vurguladı. 

"Devlet desteği farkındalık açısından önemli"

Teknolojik gelişmelerin sosyal medya kullanımını artırdığını, bu mecranın toplumun bilinçlenmesi açısından da son derece etkili olduğunu kaydeden Aydoğdu, kendisinin de bu alanları kullandığını ve çölyak konusunda farkındalığı artırmaya çalıştığını vurguladı.

Ancak Mecliste kurulan araştırma komisyonu ya da doğrudan bakanlığın öncülüğünde yapılacak çalışmaların daha etkili olabileceğine işaret eden Aydoğdu, "Biz hekimler sosyal medya alanlarında yer alıp bilgi vermeye çalışıyorum ama bunun Meclis komisyonu ya da bakanlık üzerinden yapılmış olması çok önemli. Devletin sağlıkla ilgili en üst kurulunun sosyal medyayı bu anlamda yönlendirmesi gerekir. Tabii biz hekimler bilimsel danışmanlık yapabilir, dernekler ve sivil toplum örgütleri de kendi birikim ve gözlemlerini paylaşabilirler. Böylece devlet, dernekler, sivil toplum örgütleri ve üniversiteler aynı zeminde çölyakla ilgili sosyal medyada iş birliği yapabilir, toplumsal bilincin artmasına katkı sunabiliriz. Bu tür çalışmalarda kurum, devlet desteğinin alınması farkındalık açısından çok önemli. Devletle iş birliği içinde sosyal medya üzerinden bir yönlendirme yapılabilir." diye konuştu.