Ziyneti Kocabıyık

Yeni konuşmaya başlayan çocukların bazı kelimeleri ya da harfleri söyleyememesi herkese çok sevimli gelir. Yanlış telaffuz ettiği kelimeleri düzeltmek yerine çoğunlukla aynı onun gibi konuşarak biz de bu sevimliliğe katılmak isteriz. Çoğunlukla bu durum geçicidir. Ancak 3 yaşına geldiğinde hâlâ t, n, d, r, s, z harflerini söylemekte zorlanıyorsa ya da hiç çıkaramıyorsa dil bağı bozukluklarından şüphelenmek gerekir. Dili ağız tabanına bağlayan ve geriye kaçmasını engelleyen bağ dokusunun normalden daha kısa ve kalın olmasının konuşma problemlerine yol açtığını söyleyen Türkiye Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şükrü Cido “Dil bağının kısalığı sadece konuşmayı değil uzun süreçte çocuğun gelişimini de olumsuz etkiler. Bazı bozukluklara müdahale etmek gerekebilir. Bu yüzden doğru vakalarda erken dönemde ve doğru teşhis konulup, cerrahi müdahale yapılması çok önemlidir” dedi.

TEŞHİSİ BASİT

Doğuştan gelen ve genetik altyapısı bulunan dil bağı bozukluğunun yüz çocuktan 2 ya da 3’ünde görüldüğünü vurgulayan Dr. Cido, bu yapısal bozukluğun teşhisinin basit olduğunu belirterek “Ailenin şüphelenmesi ya da çocuğun genel fizik muayenesi sırasında teşhis konulabilir. Dil bağı kısa olan çocuğun dili “V” şeklini almıştır. Konuşamayan bebeklerin teşhisi hekimin fizik muayenesi ile konulur. Konuşan ve söylenileni anlayabilecek yaştaki çocukların ise dilini damağına değdirmesi istenir. Problem olan çocuk zaten bunu yapamaz. Dil bağı kısalığı konuşmayı engellemez; düzgün konuşmayı engeller. Burada bütün mesele konuşma gecikmesine değil, konuşma kalitesine etki edebileceğini bilmek gerekir” dedi.   

AĞIZ YAPISI BOZULUYOR

Dil bağı kısalığının belirtilerinden birinin de ağız kokusu olduğunu ifade eden Dr. Şükrü Cido “Daha büyük çocuklarda diş çürükleri, ağız kokusu ve yutma koordinasyon bozuklukları ortaya çıkabilir. Uzun vadede ağız, diş, dil ve çene bozukluğu yapabilir. Estetik olarak da kişinin psikolojisinde ciddi etkilenmelere yol açabilir. Konuşmada bazı harfler çıkartılamıyorsa ya da dişlerde geçmeyen dirençli çürükler veya ağız kokusu varsa bir an önce müdahale edilmelidir” dedi.

OPERASYON KARARI ALIRKEN...

Uzm. Dr. Şükrü Cido, operasyon kararı alınırken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle açıkladı: Dil bağı problemine yaşa göre belirtilere bakıp müdahale düşünülmelidir. Bebeklik döneminde müdahale gerektirmeyip, daha sonra konuşma problemi fark edildiği zaman operasyon ihtiyacı olabilir. Her zaman ve her yaşta müdahale edilebilir ama genellikle erken bebeklik döneminde veya 2-3 yaşlar arasında yapılmalıdır.

EMME PROBLEMİ VARSA DİLİNE BAKTIRIN

Dil bağı anormalliklerinin aslında annenin dikkati sayesinde bebeklik döneminde teşhis edilebileceğini söyleyen Dr. Şükrü Cido “Dilin yaşa göre birçok fonksiyonları vardır. Bunlar emme, yutma, yalama, besinleri yemek borusuna yönlendirme, dişler çıktıktan sonra diş temizliği, konuşma olarak sayılabilir. Dil bağında problem olan bir bebek emerken ya da biberonla beslenirken zorlanır. Emerken aşırı terler. Yeterince süt alamayacağı için karnı doymaz. Yeterince beslenemeyen çocukta gelişme ve büyüme gerilikleri görülebilir” dedi. Dil bağı kısa olan çocuğun dilini damağına değdiremeyeceğini de hatırlatan Dr. Cido, bu çocukların çok sevdikleri yalama hareketini yapamadıkları için dondurma yiyemediğine de dikkat çekti. 

TEDAVİSİ CERRAHİ

Dil bağı probleminin tedavisinin çocuğun yaşına ve dil bağının kalınlığına göre değiştiğini söyleyen Dr. Şükrü Cido “Bu operasyon muayenehane şartlarında basit bir kesi olabildiği gibi genel anestezi ile ameliyathane şartlarında cerrahi de olabilir. Yaş ne kadar küçükse müdahale o kadar basit ve iyileşme süreci o derece hızlıdır. Müdahale KKB uzmanı veya çocuk cerrahisi uzmanı tarafından yapılabilir. Hastanede kalınmasına gerek yoktur. Erken bebeklik döneminde müdahale sonrası hemen anne sütü ile beslenebilirken, büyük çocuklarda daha yavaş bir yara iyileşme süreci beklenir” diye anlattı.