Ziyneti Kocabıyık

Dünyaya yeni gelen bebeklerde gözün çapaklanması ve yaşarması sık rastlanan bir durumdur. Ancak uzun süren göz çapaklanmasının ciddiye alınması gerektiğini söyleyen uzmanlar, çocuğun görme kabiliyetinin gelişimini olumsuz etkileyecek bu durumun tedavi edilmesi gerektiği konusunda anne babaları uyarıyorlar. 

DOĞUŞTAN GELEN BİR HASTALIK

Bebeklerde kronik göz çapaklanmasının sebebinin çoğunlukla gözyaşı kanalının darlığı olduğunu söyleyen Türkiye Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. M. Kadir Egemenoğlu, “Göz kapaklarının iç tarafında bulunan deliklerden buruna kadar olan yola gözyaşı yolları denir. Bazı bebeklerde doğuştan bu kanallar tıkalıdır. Hastalığın ilk belirtisi, gözyaşının buruna akamamasına bağlı olarak gözde sulanma oluşmasıdır. Gözyaşı, gözyaşı kesesinde birikerek burada iltihaplanmaya sebep olur. Bu iltihap gözün iç tarafına bastırıldığında dışarıya çıkar. Bazen bu iltihaplanma tüm gözyaşı kesesini etkiler ve bu bölgede apse oluşturarak göz çevresinde şişme, kızarıklık ve ağrıya yol açar” dedi.

ENFEKSİYONU ÖNLEYİN

Gözün iltihaplanmaması için gözyaşı kanalı tıkanıklığının kendi haline bırakılmaması, tedavi edilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Egemenoğlu, “Bebeğe ilk olarak antibiyotikli göz damlaları verilir ve bebeğin gözyaşı kesesine masaj tavsiye edilir. Masaj anne tarafından burun köküne günde bir kaç kez basılarak yapılır. Sıklığı ve miktarı göz doktorunuz tarafından ayarlanır. Masaj ve damlalarla gözyaşı kesesinde biriken gözyaşı boşaltılır ve enfeksiyon önlenir. Bebeklerde görülen bu sulanma genellikle bebek 6 aylık olmadan kaybolur” diye konuştu. Sulanmanın devam etmesi durumunda gözyaşı kanallarının küçük bir operasyonla açılması gerektiğini ifade eden Dr. Egemenoğlu, bu işlemi şöyle anlatı:

“Bebeğe önce çok hafif genel anestezi verilir. Sonra çok ince, ucu künt bir metal tel gözyaşı kanallarından geçirilir ve gözyaşı kanalları sıvıyla yıkanır. Bebekler bu işlemden sonra ağrı duymazlar. Tıkalı olan gözyaşı kanalını açmak için sonda işlemi uygun yaşta ve uygun şekilde yapılırsa düzelme şansı yüzde 90’dan fazladır. Ender olarak sonda işlemi iki veya daha fazla tekrarlanır.”

GÖZ TANSİYONU BELİRTİSİ DE OLABİLİR

Aşırı sulanmanın rüzgar, duman, kimyevi maddeler ve yabancı cisimlerin yol açtığı rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkabileceği gibi çok ender olarak doğuştan göz tansiyonuna da bağlı olabileceğini hatırlatan Dr. Kadir Egemenoğlu, “Doğuştan göz tansiyonu hastalıklarında sulanmayla beraber göz bebeğinde büyüme, çok iri göz bebeği, ışık hassasiyeti, korneada bulanıklık gibi belirtiler de vardır. Bebeklerde ve çocuklarda gözyaşı kanalı tıkanıklığı durumunda sıklıkla göz sulanmasıyla birlikte göz çapaklanması görülür.  Eğer bebek uyandığında kirpikler birbirine yapışmışlarsa iltihaplı enfeksiyon var demektir. Bebeklerdeki bu tür göz sulanmasının nedeni genellikle gözyaşı kanalının doğuştan dar olmasıdır” dedi.

MAVİ IŞIK BİYOLOJİK SAATİ BOZUYOR

Öte yandan günde iki saatten fazla telefon, tablet, televizyon gibi elektronik cihazlara maruz kalmanın kuru göz ve odaklanma problemine yol açtığını dile getiren Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Banu Açıkalın, elektronik cihazlardan yayılan mavi ışığın aynı zamanda biyolojik saati de olumsuz etkilediğini belirterek,  “Gözümüzden içeri giren mavi ışık, beynimizde bazı bölgelere ulaşarak biyolojik saatimizi bozuyor. Biyolojik saatin bozulması vücuttaki dengeleri altüst ediyor. Bu yüzden kanser, obezite ve şeker hastalığı gibi hastalıklara davetiye çıkarıyor” dedi. Özellikle çocukların ciddi tehlike altında olduğuna işaret eden Dr. Açıkalın, “Son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile ampul ve floresan lambaların yerini mavi ışık ve fosfor içeren LED ışıklandırmalar aldı. Bu yüzden mavi ışık tehlikesi maalesef arttı. Özellikle gece uykusundan önce bu ışığa maruz kalmak vücudumuz için en önemli yenilenme dönemi olan uykuyu olumsuz etkilemektedir. Düzenli uyku sağlıklı yaşam için olmazsa olmazdır. Uykunun bozulması göz kuruluğunu, kişinin ruh halini ve gündüz performansını olumsuz etkiler” dedi.