Ziyneti Kocabıyık

Bilim dünyası kanser hücresiyle savaşan yan etkisi az, daha faydalı ve daha kalıcı sonuçların elde edildiği yeni tedaviler geliştirmek için çalışıyor. Kanser tedavisindeki en son gelişmelerden biri de vücudun virüslere karşı savaşçı hücreleri olan T hücrelerini vücut dışına alınarak kanser hücresine karşı eğittikten sonra geri verme esasına dayanan yaklaşım. CAR T hücre tedavisi olarak adlandırılan yeni tedavi yaklaşımı ile ilgili bilgi veren Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Muhlis Cem Ar “Kanser tedavisinde dışarıdan kemoterapi ya da radyoterapi vererek tüm vücut hücrelerini zarara uğratan tedavi yaklaşımlarından uzaklaşıldı. Bunun yerine vücudun kanser hücresini tanıyıp kendi imkanları ile ortadan kaldırdığı hücresel tedaviler gündeme geldi. Kanser hepimizin vücudunda bulunuyor. Ancak bağışıklık sistemimiz onu tanıyıp ortadan kaldırabiliyor. Ne zaman ki bu hücreler bağışıklık sisteminin dikkatinden kaçıyor ve çoğalmak için imkân buluyor o zaman kanser oluşuyor. Bu tedavi yönteminde, her hasta için, onun kendi T hücreleri, yani kansere karşı savaşacak bağışıklık hücreleri dışarıya alınıp, kanseri ona tanıtacak özel antijenlerle eğitiliyor. Kansere karşı duyarlı hâle gelen bağışıklık hücreleri, daha önce gözünden kaçan kansere karşı güçlendirildikten sonra tekrar hastaya geri veriliyor” dedi.

Günümüzde, Amerika Birleşik Devletleri’nde kan ve lenf kanserlerinde kullanımı onaylanmış iki CAR T hücre tedavisi bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ar, “Bu tedavilerin uzun süreli tam iyileşme sağlayıp sağlayamayacağı henüz aydınlığa kavuşturulamamış olsa da birçok hasta tedaviden fayda gördü. Ancak CAR T hücre tedavisine bağlı ölümcül olabilecek yan etkiler de gözleniyor. Bilim adamları bu tedavi türünün uzun dönem yan etkilerini de araştırıyorlar” diye konuştu.

"BİR DEFA KÖK HÜCRE VEREN TEKRAR GÖNÜLLÜ OLUYOR"

TÜRKÖK’ün verici sayısının 300 bin kişiye ulaştığını söyleyen Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Güner Hayri Özsan, “Bekleme süresi geçmişte 6-8 ay iken günümüzde yaklaşık 3 aya kadar kısaldı. Bu süre tanı konduktan sonra kök hücre nakline kadar geçecek yeterli bir süredir” dedi. Bu güne kadar TÜRKÖK’ten  yapılan nakil sayısının 600’e ulaştığını söyleyen Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Araştırma Sekreteri Prof. Dr. Meltem Kurt Yüksel, bunların 10 tanesi yurt dışına gönderildiğini belirterek, vericilerle yapılan anket çalışmasına göre bir defa kök hücre veren kişilernin tekrar bu konuda gönüllü olduğuna da dikkat çekti. Bağışçıların sadece yüzde 20’sinin vazgeçtiğini ifade eden Prof. Dr. Kurt, “ Verici olanların yüzde 98’i bir başka kişiye yüzde 95’i ise aynı kişiye tekrar donör olabileceğini söylemişler. Bu da geleceğe yönelik çok büyük şans. Türkiye de ki donör grubunu çoğunlukla 18 ile 40 yaş arasında ki donörler oluşturuyor” dedi.

KİŞİYE ÖZEL ÜRETİLİYOR

Hâlihazırda kan ve lenf kanserlerinin tedavisinde onaylanan organ kanserleri ile ilgili çalışmaların sürdürüldüğü CAR-T hücre tedavisini geliştiren bilim adamlarından İspanya Josep Carreras Lösemi Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Alvaro Urbano Ispizua, Antalya’da düzenlenen 10. Ulusal Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi’ne katılmak üzere ülkemize geldi. Dr. Ispizuakanserin tedavisinin yanında tekrarlamasının da önüne geçen bu tedavi yöntemini Türkiye Gazetesi okurları için anlattı: “İşlemi yapmak için hastadan kan alınıyor. Daha sonra hastanın kanından bağışıklık hücrelerini toplayıp o hücrelerin çekirdeklerinin içine 3 tane yeni gen yerleştiriliyor ve o hücreler milyonlarca hücre hâline gelecek şekilde kültürlerde çoğaltıyor. Bu çoğalan hücreler yeni genetik değişiklikle beraber tümörü algılayacak reseptörlere de sahip oluyorlar. 

HEDEFİ VİRÜSLE BULUYOR 

Yöntemin labarotuvar ortamında ki zorluğu genetik kodu oluşturma sürecidir. Genetik kodu oluşturduktan sonra bu bilgi bir virüs yardımıyla hücre çekirdeğine gönderiliyor. Bu şekilde DNA üzerindeki proteinler, kanser hücresini tanır hâle getiriliyor. Daha sonra o hücre topluluğu hastaya damardan geri veriliyor. Son derece zor ama kişinin kanserine özel bir tedavi yöntemidir. Yani her kişi için laboratuvarda ayrı ayrı üretim yapılıyor. Böyle olunca da dünyanın her tarafında üretilemiyor. ABD ve Çin de yapılabiliyor. Avrupa bu konuda biraz geri kalmış durumda. Barcelona da biz bunu başardık. Şimdiye kadar akut lösemi ve lenfoma tanısı alan ve çok ilaca dirençli olduğu bilinen 7 hastaya uyguladık ve hepsinde hastalığı ortadan kaldırdık.”