ZİYNETİ KOCABIYIK

Diyabeti teşhis edildiğinde henüz 20 yaşındaydı. Tam 26 yıl önce. Tip 1 diyabet olduğunu söylemişti doktorlar. Pankreası, hayatını sürdürmesini sağlayacak hormonlardan birini yani insülini üretmiyordu. Bundan sonraki hayatını günde birkaç defa şeker ölçerek ve insülin yaparak sürdürecekti. Yakınları hemen onu korumaya aldılar. Çevresindekiler hemen harekete geçti: “Onu yapma, bunu yeme”, “Kendini yorma”, “Aman şekerin düşmesin”, “Aman şekerin çıkmasın” uzun bir yasaklar listesi… Oysa hareket yaşamak demekti Gürkan Açıkgöz için. Zaten rehberlik ve su altı rehberliği yapıyordu. Dalıyor, koşuyor, bisiklet, rafting yapıyordu. Bu hastalık da nereden çıkmıştı şimdi?  Ya hayatı rölantiye alıp evde oturacak ya da her şeyi göze alıp eskisi gibi yaşamaya devam edecekti. O ikinci şıkkı tercih etti… Bugün en çetin spor dallarından biri olan ultra maratonda ülkemizi başarıyla temsil eden örnek bir sporcu oldu. Daha da önemlisi dünyanın en önemli maratonlarından biri olan ve 5 kıtada 5 ayrı ultramaraton koşulan, uluslararası Roadsign Continental Challenge’ı bitirecek ilk Tip 1 diyabetli olmaya aday… Ultra beşlinin ilk koşusu 4 etaplı 160 kilometrelik Vietnam Maratonu’nu erkeklerde birinci bitirdi. Siz bu röportajı okurken o “5 Kıtada 5 Maraton”un ikincisi olan 140 kilometrelik ve tek etaplı Norveç Maratonu’nu koşuyor. Gelin maraton koşma macerasını Gürkan Açıkgöz’ün kendisinden dinleyelim…



3 YILDIR HAZIRLANIYOR
Açıkgöz, 5 Kıtada 5 Maraton yarışına 3 yıldır hazırlanıyor. Likya Yolu Ultra Maratonlarında önemli dereceler elde eden Açıkgöz, bu başarılardan aldığı cesaretle 5 Kıta Maratonu’na katılmaya karar vermiş.

KOŞMAK ŞEKERİME İYİ GELDİ
Hemen akla şu soru geliyor: “Maratonlar sırasında diyabetiyle ilgili problem yaşadı mı?” Gürkan Açıkgöz hastalığı kontrol altında tutmayı deneye yanıla öğrendiğini anlatıyor: Başlangıçta bana koşarsan şekerin düşer dediler. Koştum ve şekerim düştü. O zaman demek ki, karbonhidrat almam gerekirmiş dedim. Fazla karbonhidrat aldığımda da şekerim yükseliyordu. Sonra bunların ayarını bulmaya çalıştım. Gördüm ki, spor diyabetimi olumlu etkiliyor. Bugüne kadar insülin direnci yaşamadım. Çünkü koşu, spor, fiziksel aktivete bunun önüne geçiyor. İnsülin dışında fiziksel aktivite ile harekete geçen ve glikozu hücre içine alan bir sistem daha var. 26 senedir diyabetliyim ve diyabete bağlı herhangi bir komplikasyon gelişmedi. Spor yaptığım için kontrollerimi tahlillerimi düzenli olarak yaptırıyorum ve kendime çok bakıyorum.

TEAM1 TAKIMI BAŞARILARA YELKEN AÇTI
Gürkan Açıkgöz, Türk Diabet Cemiyeti bünyesinde kurulan ve NovoNordisk’in desteklediği tamamı diyabetlilerden oluşan Team1 takımının da kaptanı. Geçtiğimiz ocak ayında kurulan takım, 6 kişiden oluşuyor. 2 antrenör yönetiminde haftada 2 antreman yapan takım, ilk kez Antalya’da düzenlenen Runatolia’da koşmuş. 10 kilometreyi başarıyla tamamlayan koşucular, 27-29 Temmuz’da Tuz Gölü’ndeki Runfire Maratonu’na hazırlanıyor. Eylül ayında açılacak yeni başvurularla takımın daha da büyümesi hedefleniyor. 

5 KITADA KOŞAN İLK TİP 1’Lİ OLACAK
5 Kıtada 5 Maraton serisinin ilki olan Vietnam’da erkekler arasında birinci gelen Açıkgöz, şu sıralarda Norveç Maratonu’nda yarışıyor… Her yıl en az 3.500 kilometre koşan Açıkgöz bugüne kadar neredeyse dünyanın çevresinde bir tur atacak kadar koşmuş… Norveç’ten sonra sırada 6 etaplı 240 kilometrelik Bolivya, kasım ayında 6 etaplı ve 140 kilometrelik Mozambik, son olarak da 2019 yılı Mayıs’ında Avustralya’da 522 kilometre uzunluğundaki 9 etaplı en uzun yarış var. Gürkan Açıkgöz bu yarışları bitirdiğinde dünyada 5 kıtada maraton koşmuş ilk Tip 1 Diyabet hastası olarak tarihe geçecek.

MARATONCU PROFESÖR
Gürkan Açıkgöz’ü koşmak konusunda yüreklendiren kişi ise kendisi de başarılı bir maraton koşucusu olan İç Hastalıkları ve Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Damcı… Çöl maratonlarında koşarak önemli başarılara imza atan Prof. Dr. Damcı, Türkiye’ye ultra maraton kavramını getiren kişi. 2010 yılından bu yana  Likya Yolu Ultra Maratonu’nu organize eden Prof. Dr. Damcı, Runfire Kapadokya Maratonu’nu da düzenliyor.

Hedefe varmaktan çok yolda olmayı seviyorum
Gürkan Açıkgöz ilk gençlik yıllarından itibaren ekstrem sporlar yapmış ama maraton koşmaya 2012 yılında başlamış. “İlk maratonumu 2013 yılında Antalya’da 42 kilometre koştum. İlk defa Türkiye’de bir Tip 1 diyabetli maraton koşmuştu. Ben bu kadar abartılacak bir şey olmadığını düşünüyordum. Ama sonra bu haber birçok kişiye ulaşınca diyabetliler tarafından çok ilgi gördüm. Maraton belki sporun uç noktası olabilir ama yeterince isterse ve yeterince antreman yaparsa bence herkes yapabilir diye düşünüyorum” diyor.
“Koşmak ne ifade ediyor” diye sorduğumda ise şu cevabı veriyor: Koşmak aslında hayatın kendisi gibi. Güzel olan yolda olma fikri. Yani illa bir yere ulaşmak değil de, yolculuğun kendisi benim için önemli oldu. Bu yolda çok güzel insanları tanıdım, asla göremeyeceğim yerleri gördüm ve görüyorum.
Tamamen yeterlilik ve güç esasına dayanan bir spor olan maraton koşmak, kolay bir aktivite değil. Son derece çetin koşullarda ve günlerce sürüyor. Peki nasıl yapıyor bunu Gürkan Açıkgöz?
“Tek etaplı koşularda şöyle oluyor: Aslında günün neredeyse en az 6-7 saati koşarak geçiyor. Sabah kahvaltı yaparak çıkıyorum. Bütün yiyeceklerimi de çantama alıyorum. Gün boyunca karbonhidrat almam gerekiyor.  Onlar da çantamın daha kolay ulaşabileceğim yerlerinde. Koşarken yiyorum. Çünkü zaman işlemeye devam ediyor.  Koşarken insüline daha az ihtiyaç oluyor. Bazen hiç ihtiyaç olmuyor. Onun denkliğini aslında sabah çıkmadan önce ve akşam kampa geldikten sonra yapıyorum. Ama onun haricinde hep çantamda taşıyorum. Özellikle de şeker ölçme cihazım en kolay yerde. Neredeyse 40 dakikada bir şekerimi kontrol ediyorum. Çünkü şeker düştüğünde koşu performansı da düşüyor. Benim ondan önce yakalayıp gerekli karbonhidratı almam gerekiyor.”