ZİYNETİ KOCABIYIK

Kadınların korkulu rüyası olan meme kanserinin tekrarlama ihtimalini belirleyen genetik test, ameliyattan sonra gereksiz yere kemoterapi alma riskini büyük oranda ortadan kaldırıyor. Meme kanserinin, genetik mutasyonların büyük oranda ortaya konduğu kanser türlerinden biri olduğunu söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Medical Park Göztepe Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Deniz Arslan “Son yıllarda dünyada kullanılmaya başlanan yeni gen testinde, meme kanseriyle ilişkili 70 asıl, 465 kontrol geni değerlendirilerek hastanın kanserinin tekrarlayıp tekrarlamayacağı büyük oranda belirlenebiliyor” dedi.

KİŞİSELLEŞMİŞ TEDAVİ

Meme kanserinin ameliyattan sonra uzak organlarda ya da meme dokusunda tekrarlama riskinin bulunduğunu belirten Doç. Dr. Arslan “Bu sebeple meme kanseri hastalarının birçoğuna ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlamasını önlemek amacıyla koruyucu amaçlı kemoterapi başlanıyor. Ancak kemoterapi sancılı bir süreç. Yan etkileri sebebiyle kişinin hayat kalitesini düşürüyor. Üstelik genetik özelliklerine bağlı olarak hastaların hepsinde ameliyattan sonra kemoterapi verilmesi gerekmiyor. Tüm kanser tedavi ve çalışmalarında artık kişiselleştirilmiş, kişiye özel tedaviler öne çıkıyor” dedi.

70 GEN NÜKS TESTİ

Yakın dönemde geliştirilen, Avrupa’da 112 merkezde 7 bin hastaya uygulanan ve tümörün biyolojisini tam olarak ortaya koyan “70 gen meme kanseri nüks testi”nin hastalara fayda sağladığını belirten Doç. Dr. Arslan “Bu kapsamlı gen analizi testi, tümörün en temel 7 gelişme yöntemi (büyüme/çoğalma, damarlanma, bölgesel yayılım, damar içine girme, kan dolaşımında yaşama, damar dışına çıkma, kaynak aldığı bölge dışındaki bir çevreye uyum genleri) ile ilişkili olan 70 asıl ve 465 kontrol geni, bağımsız olarak değerlendiriliyor” diye açıkladı.

Testin 5 yıl boyunca 7 bin hasta üzerinde çalışıldığını anlatan Doç. Dr. Arslan, sonuçların başarılı olduğunu belirterek “Yapılan çalışmada cerrahi uygulanmış erken evre meme kanserli 7 bin hastanın yüzde 64’ünde düşük tekrarlama oranı saptanmış ve bu kişilerde kemoterapinin gereksiz olduğu, uygulanmayabileceği gösterilmiştir. Bu sebeple ülkemizde de “erken evre, hormona duyarlı ve koltuk altı tutulumu olmayan ya da 1-3 lenf bezi tutulumu olan meme kanserli hastalara”, onkologlar olarak meme kanseri nüks testini tavsiye ediyoruz. Ülkemizde de bazı onkologlarca uygulanan bu test sayesinde, erken evredeki hastaların sonuçları Hollanda’da değerlendirilerek, ameliyat sonrasındaki süreç kemoterapi uygulanmadan da sürdürülebiliyor” dedi.

AĞRILI AĞRISIZ KİTLELERE DİKKAT!

Meme kanserinde en sık karşılaşılan belirti, ağrılı veya ağrısız ele gelen kitledir. Bunun dışında, meme başında kanlı veya şeffaf akıntı, içeri doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu, derisinde soyulma, kabuklaşma, meme cildinde yara, kızarıklık veya içeri doğru çekilme, portakal kabuğu görünümü benzeri ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması, memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklikler diğer önemli belirtilerdir.

AİLEDE KANSER OLMASI, RİSKİ ARTIRIYOR

Dünyada her yıl 1 milyon 700 binden fazla kadını etkileyen meme kanseri, ülkemizde her 8 kadından birini tehdit ediyor. Aileden geçen bozuk genler, obezite, alkol-sigara, çocuk doğurmamış olmak, 55 yaşından sonra menopoza girmek meme kanserine yakalanma riskini artırıyor.

Genlerin yapıtaşı olan DNA molekülünde meydana gelen değişiklikler, aralarında kanser de olmak üzere birçok hastalığa sebep oluyor. Meme kanseri, genetik mutasyonların en belirgin olduğu kanser türlerinden biri. Öyle ki, en bilinen gen bozukluklarından BRCA1 ve BRCA2 geni mutasyonu taşıyan bir kadının meme kanserine yakalanma riski yüzde 10’lardan yüzde 70’lere çıkıyor.