ZİYNETİ KOCABIYIK

KKTC’nin Bafra bölgesinde düzenlenen 2. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde kan kanserleri ve diğer nadir hastalıklarla ilgili son bilimsel bilgiler paylaşıldı. Çocuklarda şişmanlığın kansere yakalanma riskini artırdığını söyleyen Dünya Aferez Birliği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş “Obezitenin  kalın bağırsak, meme, pankreas, böbrek ve rahim kanseri başta olmak üzere 12 kanser türüyle bağlantılı olduğunu biliyoruz. Ancak dünyaca ünlü saygın tıp dergisi Lancet’te geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir makalede erken yaştaki obezitenin lösemi riskini iki kat artırdığını ve diğer kanserlere yakalanma yaşını da daha erkene çektiğini ortaya koydu” dedi. 

Kanser riskini azaltmak için obezite ile mücadeleye erken yaşta başlamak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Altuntaş, “Epidemiyolojik çalışmalar aşırı kilolu ve obez kişilerde lösemi riskinin yüzde 13, lenfoma gelişimini de yüzde 20 artırıyor. Son Lancet çalışması ise tehlikenin daha ciddi olduğunu ortaya koydu. Obezite çocukluk çağında başlıyorsa risk daha da yükseliyor ve iki katına çıkıyor. Erken obezite ileri yaşlarda görülen bütün kanserleri daha genç yaşlara çekiyor” dedi.

TEDAVİ BAŞARISI DÜŞÜYOR

Aşırı kilonun kemik iliği ve lenf bezi kanserlerinde tedaviye cevap ve tedavi başarısı üzerinde de olumsuz etki oluşturduğuna işaret eden Prof. Dr. Altuntaş, “Obez kanser hastalarında sağ kalım ihtimali daha düşüktür. Myeloma da kemik kırıkları, omurilik sıkışmaları ve kemik ağrısı, hastalığın doğal sürecinde yaşanabilen problemlerdendir. Eğer hasta şişmansa kemik problemleri daha ağır yaşanır” diye konuştu.

DİYABET DE RİSK FAKTÖRÜ

Bağışıklık sistemi ile ilgili bütün hastalıkların kanser gelişim riskini artırdığını söyleyen Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, toplumda sık görülen diyabetin de bir otoimmün hastalık olarak kanser riskini artırdığını belirterek, “Şeker hastalığının lenfoma, lösemi ve myelom gibi lenf bezi, kan ve kemik iliği kanserlerinin gelişimini artırdığı bilinmektedir. Diyabette kan şekeri kontrolünün iyi yapılması bu açıdan da önemlidir” dedi.

KLİNİK ÇALIŞMA ARTMALI

Türkiye’nin klinik çalışmalardan hedeflenen payı alamadığını da ifade eden Prof. Dr. Altuntaş, “Türkiye ilaç pazarı büyüklüğü açısından ilk 15 ülke içinde yer almasına rağmen klinik çalışmalardan aldığı pay yüzde 1’dir. Toplumun doğru bilgilendirilmesi sayesinde şu anda 150 milyon dolar olan klinik çalışmalardan alacağı payın 4 milyar dolara çıkarılması söz konusu” dedi. 

 

YERLİ VE MİLLÎ İLAÇ İÇİN ALTYAPI HAZIR
Faz-1 kanser araştırma merkezi kuruldu

 

Türkiye’nin yerli ve millî ilaç üretimi için düğmeye bastığını söyleyen Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, üretimin alt yapısı için klinik araştırmaların önemli olduğunu belirterek “Klinik araştırmalarda ilk adım Faz-1 çalışmaların yapıldığı merkezlerdir. Türkiye’nin ilk Faz-I Kanser İlaç Araştırmalar Merkezini AnkaraOnkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmete açtık. Diğer tedavi alanlarında birkaç Faz-1 merkezi var ancak onkoloji alanında ilk” dedi. Günümüzde kanser hastalarının yarısından fazlasının standart tedavi yöntemleriyle tedavi edilebilir durumda olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş “Faz-1 araştırma, laboratuvar şartlarında belirli kanser türlerinde etkin olduğu ispatlanmış bir molekülün standart tedavi seçenekleri tamamlanmış hastalarda güvenlik, doz ve yan etki çalışmalarının değerlendirildiği bir bilimsel çalışma yöntemidir. Hastalarımızın bu araştırmalara katılması yeni ilaçlara erken erişmeleri açısından da faydalıdır. Açtığımız merkez, yerli ve millî kanser ilaçlarının klinik çalışmaları için bir alt yapı hazırlamaktadır. Merkezimiz uluslararası ilaç çalışmalarının da parçası olabilecek nitelikte” dedi.