ZİYNETİ KOCABIYIK

Kanser tanımlamasında 18 yaşından önce görülen kanserler çocukluk çağı kanserleri olarak değerlendiriliyor. Çocukluk çağı kanserlerini bu konudaki en yetkin isimlerden biri olan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatrik Hematoloji ve Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Pediatrik Onkoloji Grubu Başkanı Prof. Dr. Emel Ünal’a sorduk. Prof. Dr. Ünal ayrıca Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Onkolojik İlaçlar Komisyonunda görev yapıyor. Çocukluk çağı kanserlerinin erişkin kanserlerine oranla çok daha az görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Ünal, tedavide başarı oranlarının ise oldukça yüksek olduğu müjdesini veriyor.

* Çocukluk çağı kanserlerinin kendine özgü bir durumu var mı?
En belirgin özellik erişkinlerde organ kanserlerinin, çocuklarda ise doku kanserlerinin sık görülmesi.

* Türkiye’de çocukluk çağı kanserlerinin kendine özel bir görülme sıklığı var mı?
Çocuklarda en sık görülen kanser türü lösemiler. Bunu lenfomalar ve santral sinir sistemi kanserleri diyebileceğimiz beyin tümörleri, ondan sonra nöroblastoma dediğimiz ve kök hücre nakli yaptığımız bir hastalık grubu geliyor. Nöroblastomalar doğuştan da gelebiliyor. Tamamen metastatik olduğu için eskiden 10 çocuğun biri yaşayabiliyordu, şimdi kök hücre nakli yapıyoruz ve kalıntı hücreler için ilaçlar kullanıyoruz, bu hastalarda sağ kalım oranı yüzde 60’lara çıktı. Sıralamada kemik kanseri daha aşağılarda ama görüldüğü anda yaygın hastalık olduğu için çocuklar maalesef kollarını bacaklarını kaybediyorlar ya da hayatlarını kaybediyorlar. Türkiye lenfomaların sık görüldüğü bir bölgede. Epstein Barr Virüsü dediğimiz birtakım virüslerle geçiyor. 

ÇOCUKLARI AĞIZ ÇEVRESİNDEN ÖPMEYİN
Ebstein Barr virüsü bu öpüşme hastalığına yol açan bulaşıcı bir virüs. Çocuklarda çok önemli bir kanser risk faktörü.Çocuklarda hodking lenfoma gibi, boğaz kanseri gibi dokularda bu virüse ait proteinler tespit edildiği için Türkiye bu açıdan Afrika’ya benzer özellikler taşıyor. Virüs kanserin ortaya çıkışında rol oynuyor. Ben her zaman çocukları ağız çevresinden öpmeyin diyorum. Çünkü bu virüs damlacık enfeksiyonu ile bulaştığı için öpüşme ile geçiyor. Çocukların ağıza yakın yerlerden öpülmesi problem oluşturuyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde Öğretim Üyesi Gülsen Yavuz Hoca’nın yaptığı bir çalışmada 1,5 yaşındaki küçük bebeklerin nerede yüzde 77’sinin bu virüsle seropozitif olduğu görüldü. Çocuk virüsü aldığında lenf bezleri, karaciğeri, dalağı büyüyor.  Bu çocuklar erkenden bu virüsle karşılaşıyorlar; vücutta virüsü taşıyorlar; kortizon kullanımı veya araya giren başka olaylarla kanser aktive oluyor.

ON ÇOCUKTAN YEDİSİ İYİLEŞİYOR
* Tedavide başarı oranları nedir?
Kanser tedavileri dendiğinde, çocuklar açısından iyileşme oranı çok yüksek.  Çocukların yüzde 65,8’i yani ortalama 10 çocuğun yedisi iyileşebiliyor ama bazı kanserlerinde örneğin lenf kanserlerinde bu oran yüzde 80-90’lara ulaşıyor. Yani on çocuğun dokuzunu iyileştirebiliyoruz. Çocukluk çağı kanserlerini uluslararası protokollerle izliyoruz. Sağlık bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda onkolojik ilaçlar komisyonundayım. On senedir danışman öğretim üyesiyim. Her merkezdeki hekim hastasıyla ilgili dosya başvurusunu yapabiliyor. Her salı günü toplantı yapılıyor ve komisyon olarak bu hastaları değerlendiriyoruz. Kök hücre tedavileri akıllı moleküller, hedefe yönelik tedaviler, monoklonal antikorlar 2018 Nobel Ödülü’nü alan immünoterapi tedavileri de dâhil dünyadaki tüm ilaçlara erişebilme şansımız olduğu için tedavide başarı oranlarımız yüksek. 

* Başka virüs hastalığı var mı?
Yine rahim ağzı kanserine değinmek istiyorum. Rahim ağzı kanseri human papilloma virüs dediğimiz bir virüsle ortaya çıkıyor. Rahim ağzı kanserinin Türkiye de görülme sıklığı sekizinci sırada ama öldürücülüğü üçüncü sırada. Bu sebeple çocukların 11 yaş civarında aşılanmalarını çok önemsiyorum. Çünkü öldürücülüğü yüksek bir kanser.Polonya’da dokuz yaşında hem kızları hem de erkekleri aşılıyorlar. Aşıyı şu anda Sağlık Bakanlığı ödemiyor. Altı ayda üç doz aşı yapılması gerekiyor.

 

BÜYÜME AĞRISINI HAFİFE ALMAYINÇocukluk çağı kanserleri arasında kemik kanserlerinin alt sıralarda bulunmasına rağmen geç teşhis edildiği için hayatta kalma oranlarının düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Emel Ünal “İnsan vücudu bir hayatın ilk yılında hızlı büyüme gösteriyor bir de buluğ çağında. O zaman uzayan kemiklerde, mesela diz çevresinde en çok osteosarkom, yassı kemiklerde yine sarkom gibi kemik kanserlerini görüyoruz. Kemik dışında yumuşak dokuda da bulunabiliyor. Artı akciğer metastazları da olduğu için bu hastalarda ölüm oranı yüksek oluyor metastatik kanserlerde. O sebeple özellikle büyüme çağındaki çocuklarda özellikle diz bölgesinde başlayan şişlik, ağrı şikayetlerini hafife almamak gerekiyor” dedi.
Türkiye’nin güneş ülkesi olduğunu belirten ve çocukları güneşten korumaya özen gösterilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ünal “Ege ve Akdeniz Bölgelerinden 2-3 yaşında malign melanom adı verilen son derece öldürücü cilt kanseri vakaları geliyor” şeklinde konuştu.

 

SİGARA ÇOCUK KANSERLERİNDE RİSK FAKTÖRÜ
Prof. Dr. Emel Ünal sigaranın çocuklarda çok önemli bir risk faktörü olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Ünal anne babanın içtiği sigaranın dumanı ile çocuğun kanser riskini artırmanın yanında içerdiği radyasyonun da risk faktörü olduğunu söylüyor. Sigaranın içinde öldürücü polonyum 210 radyoaktif maddesi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ünal “Çocuklarınızın yanında içmeseniz de dışarıda içip hemen ardından çocuğunuzun yanına geldiğinizde, ona sarıldığınızda radyasyon bulaştırıyorsunuz. En basitinden sokaklara atılan sigara izmaritleri var. Bunlar yağmur sularıyla toprağa ve sulara karışıyor. Sulardaki arsenik oranının yüksekliği yine akciğer kanserini artıran faktör olarak karşımıza çıkıyor. Onun için sigara, çocuk kanserleri, çocukların bronşitini artırdığı gibi, dumana maruz kalmaları da çok önemli bir risk faktörü” dedi.