ZİYNETİ KOCABIYIK

an yoluyla bulaşan ve erken teşhis edilmezse karaciğer kanserine yol açan hepatit C hastalığının yaygınlaşmasını önlemek için teşhiş almış ancak tedaviye girmemiş hastalara yeniden ulaşılmaya çalışılıyor. Türkiye’de hepatit C tedavisi yapılan merkezlerdeki uzmanlar, geriye dönük laboratuvar kayıtlarını inceleyerek tıp literatüründe “Kayıp Hasta” olarak tarif edilen hastaları tedavi etmeyi hedefliyorlar.

TAMAMEN TEDAVİ EDİLİYOR

Hepatit C’nin kan testi yapılana kadar sessiz giden bir hastalık olduğunu söyleyen Viral Hepatitle Savaşım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak, ‘Kayıp Hasta’ grubunun önemine değinerek, “Karaciğer sirozunun ve kanserinin en önemli sebebi olan hepatit C ülkemizde yüzde 0,5-1 civarında görülüyor. Bütün dünyada hastaların sadece yüzde 20’si tesadüfen teşhis edilebiliyor. Virüsü taşıyan ancak tedavi olmayan kişiler bulaştırmaya devam ediyorlar. Ülkemizde de ameliyat, evlilik öncesi kan testleri, check-up ya da kan verme gibi sebeplerle tesadüfen teşhis almış ancak tedaviye ulaşamamış ya da geçmiş dönemdeki ilaçlarla tedavi almasına rağmen başarı elde edilememiş kişilerin tedavi edilmesi için geriye dönük laboratuvar kayıtlarının incelenmesi hedefleniyor. 2016’dan önceki ilaçlarla hastalık yüzde 50 oranında tedavi edilebiliyordu. Yeni ilaçlarla yüzde yüze yakın oranda tedavi edilebiliyor ve tedavi olanlar artık hastalığı bulaştırmıyorlar” dedi. 

YETER Kİ TEŞHİS EDELİM

Hepatit C ile ilgili  farkındalık oluşturmanın önemine değinen Prof. Dr. Tabak “İki ya da üç aylık tedavilerle hastalık tamamen ortadan kalkabiliyor. Bunu toplumun tamamının bilmesi gerekiyor. Geçmiş yıllardan farklı olarak hepatit C’yi teşhis ettikten sonra artık problem yok. Çünkü dünyanın birçok ülkesinden farklı olarak yeni hepatit C tedavilerinin ücreti devletimiz tarafından tamamen ödeniyor” dedi.

BAKANLIĞIN KONTROL PROGRAMI

Türkiye’nin, viral hepatit ile ilgili ulusal önleme ve kontrol programı ile halk sağlığı açısından çok büyük ve önemli bir adım atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Tabak “2018-2023 yıllarına yönelik program sayesinde viral hepatitlere karşı ülkemizdeki mücadele daha planlı, daha ölçülebilir ve daha izlenebilir hâle geldi. Çok kapsamlı bu programın bir bölümünde de eğitim ve bilgilendirme çalışmaları var. Özellikle aile hekimleri işin içine dâhil ediliyor. Aile hekimlerinin eğitimine başlandı. Buna göre kan yoluyla bulaşma riski olan hastalar, yaşı 50’nin üzerinde olanlar, daha önce kan transfüzyonu olan hastalar, damar yolu ilaç kullanıcıları, ameliyat olanlar, ailede hepatit C’si olanlar gibi risk grupları belirlendi. Aile hekimleri bunları tarayacaklar ve pozitif bulduklarını ilgili kliniklere gönderecekler” dedi.

AVRUPA KARACİĞER HASTALARI BİRLİĞİ BAŞKAN YARDIMCISI:
Hepatit C tedavisinde Türkiye örnek olabilir

Dünya Sağlık Örgütü, hepatit C hastalığını 2030 yılında tamamen dünyadan silmeyi hedefliyor. Bu hedef çerçevesinde 25 ülkede çalışmalar sürdüren Avrupa Karaciğer Hastaları Birliği (ELPA) Başkan yardımcısı ve ELPA@home Projesi yöneticisi Julio Burman, Türkiye’nin hepatit C’ye karşı geliştirdiği sağlık politikalarının Avrupa’nın birçok ülkesinden daha iyi olduğunu belirterek “Dünyanın birçok ülkesinde olmayan ilaçlara engelsiz erişim, Türkiye’deki hastaların en büyük avantajı. Türkiye yüksek riskli gruplarda tarama ve teşhisle ilgili çalışmalarına hız verirse Dünya Sağlık Örgütünün hedeflerine ulaşarak lider konuma geçebilir” dedi. Karaciğer hastalarını desteklemek ve farkındalık oluşturmak için kurulan ELPA’nın Dünya Sağlık Örgütünün hepatit C hedeflerini gerçekleştirmesine yardımcı olabilmek için uygulamaya koyduğu ELPA@home programı bu yıl İstanbul’da yapıldı. İki gün süren toplantıda ELPA yetkilileri ve Hepatitle Yaşam Derneği,  karar vericiler, Türkiye’nin önde gelen fikir liderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. 

UYUŞTURUCU RİSK FAKTÖRÜ

Hepatit C’nin en önemli bulaşma yollarının başında damar içi uyuşturucu kullanımı ve hapishaneler olduğunu söyleyen Burman “Türkiye, tedavinin tamamen devlet karşılanması ve hepatitlerle mücadele konusunda atılan adımlar açısından birçok ülkeden ileride. Ancak hastalığın yayılmaması için uyuşturucu kullananlar, mahkûmlar ve göçmenler üzerinde çalışmalar yapılması gerekir” dedi.

Kimler risk grubunda?

Hepatit C’nin ülkemizdeki en önemli bulaşma yolunun kanla kişiden kişiye bulaşma olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fehmi Tabak “Hepatit C virüsü taşıyan kişinin kanının bulaşabileceği steril olmayan ortamlar risklidir. Mesela manikür, pedikür, dövme, piercing işlemleri, diş tedavileri ve berberler… Anneden bebeğe bulaşma, hapishaneler ve damar içi uyuşturucu kullanıcıları, ailesinde hepatit C hastalığı olanlar ra  risk grubunda. Damar içi uyuşturucu kullananlarda yüzde 50 oranında hepatit C pozitifliği tespit ediliyor” dedi. 

 

Sessiz katil işbaşında

Dünya Sağlık Örgütünün hepatit C hastalığını, teşhis edilene kadar hiçbir belirti vermediği için “Sessiz Katil” olarak tarif ettiğini söyleyen Prof. Dr. Fehmi Tabak “Hepatit C virüsü alanlarda hastalık yüzde 85 oranında kronikleşiyor. Bunların yüzde 20-30’u, 10-20 yıl içinde siroza gidiyor. Siroz hastalarında da tek çaresi karaciğer nakli olan karaciğer kanseri gelişiyor. Ancak hangi hastalarda gelişeceği bilinmiyor. Ülkemizdeki karaciğer nakillerinin önemli bölümü hepatit C virüsüne bağlı olarak ortaya çıkıyor” dedi.