ZİYNETİ KOCABIYIK

Çin'in Wuhan şehrinde başlayan yeni bir virüs salgını, 28 Ocak itibariyle Çin dışında 17 yerde görüldü; yaklaşık 5 bin kişide virüs tespit edildi ve 106 kişinin ölümüne sebep oldu. ABD Hastalık Komuta ve Kontrol Merkezi CDC, gerekmedikçe Çin’e yapılacak seyahatleri sınırladı. Çin sağlık bakanı, insanların belirtiler göstermeden virüsü yayabileceğini belirtmesine rağmen ABD'li uzmanlar bunun açık bir kanıtı olmadığını ifade ettiler. 

SARS’TAN HIZLI YAYILIYOR

Virüsün ölüme yol açma riskinin yüzde 3 olduğunu söyleyen Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi İnfeksiyonları Çalışma Grubu Üyesi ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Sayıner “Sorumlu virüsün, insanda ilk kez saptanan yeni bir tür Coronavirus (2019-nCoV) olduğu belirlenmiştir. Salgın tüm çabalara karşın yayılmaya devam etmektedir. Halen mortalite oranı yüzde 3 dolayındadır. Bu oran yine bir tür koronavirüsün 2003 yılında neden olduğu SARS salgınına göre daha düşüktür; buna karşılık, virüs bu defa daha hızlı yayılmış, daha kısa sürede daha çok insanın infekte olmasına neden olmuştur. Bu nedenle tüm dünya için bir tehdit oluşturmuştur” dedi.  

1-Virüs infeksiyonlarından neden korkuyoruz?
Genel olarak, influenza (grip) virüsü dışında,  solunum yolu infeksiyonlarına yol açan virüslere yönelik etkin bir ilaç ya da aşı yoktur. Dolayısıyla, influenza dışındaki bu virüs infeksiyonlarından, genel önlemler dışında korunma imkânı ve genel sağlık desteği dışında tedavi seçenekleri bulunmuyor.

2- Antibiyotikler işe yaramıyor mu?
 Antibiyotikler yalnızca bakteri olarak adlandırılan infeksiyon etkenlerine karşı etkilidir; virüs infeksiyonlarında faydaları  yoktur.Benzer şekilde, influenza virüsüne etkili oseltamivir gibi sınırlı sayıdaki ilaç diğer virüs infeksiyonlarında herhangi bir fayda sağlamamaktadır.

BAĞIŞIKLIĞI DÜŞÜK OLANLAR RİSKTE

3-Nezle ve grip gibi solunum yolu hastalıklarını bazı insanlar daha geçirirken, neden bazılarında zatürre  gibi daha ağır infeksiyonlar ortaya çıkıyor?
Virüs infeksiyonlarının şiddeti iki etkene göre farklılık gösterebilir. Bunlardan birincisi, maruz kalınan virüsün saldırganlık gücü (insan vücudunun savunma sistemlerini alt etme kapasitesi) ve ne kadar virüsün solunum sistemine girdiğidir. Basit bir mantıkla, solunum yollarına giren virüs sayısı arttıkça (daha çok öksüren, daha fazla burun temizleyen hastalarla daha yakın temasta bulunulması), virüslerin savunma sistemlerimizi alt edip daha alt solunum yollarına (bronşlara ve akciğerlere) ulaşma ihtimalini artacağı ve bronşit (bronş infeksiyonu) ve zatürre (akciğer infeksiyonu) gibi ağır infeksiyonlara yol açabileceği anlaşılabilir.

İkinci etken, virüs ile karşılaşan kişinin savunma (bağışıklık) sisteminin gücüdür. Genel olarak, bağışıklık sistemimiz yaşlılarda, altta yatan kronik hastalığı olanlarda, iyi beslenmeyenlerde, bedensel ya da ruhsal olarak aşırı yorgun olan bireylerde daha zayıf olmaktadır ve bu bireylerde virüs infeksiyonları daha ağır seyretmektedir.

4-Neden virüs salgınları daha çok Uzak Doğu'dan kaynaklanıyor?
Bazı solunum virüslerinin kaynağı çeşitli hayvanlardır. Mesela influenza (grip) virüsünün kaynağı su kuşlarıdır. (2019-nCoV) salgınına yol açan koronavirüsün de ana kaynağının yarasalar olduğu düşünülmektedir. Çin mutfağında hem çok çeşitli kara, hava ve su hayvanları kullanılmakta hem de bu hayvanların etlerinin "taze" (olabildiğince yeni kesilmiş) olması tercih edilmektedir. Bu nedenle, yaygın olarak, çok çeşitli hayvanların bir arada olduğu, hem hayvanların birbirleriyle hem de insanların hayvanlarla çok yakın temasta bulunduğu büyük canlı hayvan pazarları kurulmaktadır. Bu pazaryerlerinde insanlar, aslında başka hayvanlarda konaklayan, ama geçirdikleri mutasyonlar (genetik değişimler) sonucu insan hücrelerini de infekte etme potansiyeli olan çok değişik virüslere yoğun düzeyde maruz kalmaktadır.

5-Hayvandan insana geçen her virüs dünya için tehdit oluşturur mu?
Genel olarak bir virüsün bir kaç insana geçmesi o kişiler dışında ciddi bir problem oluşturmaz, çünkü o hayvanlarla yakın temas kurulmadıkça, o hayvanların etleri çiğ olarak yenmedikçe infeksiyon riski yoktur. Tehdit düzeyi, virüsün insandan insana bulaşma kabiliyeti kazanmasıyla artar. Virüsler geçirdikleri bir dizi mutasyon sonucu bu yeteneği kazanabilirler. Günümüzdeki yoğun seyahat ve yakın sosyal ilişkiler ortamında insandan insana geçebilen virüsler kolaylıkla tüm dünyaya yayılabilmektedir.

6-Koronavirüs hangi hayvanlardan insana geçer?
Koronavirüsler, domuzlar, evcil ve evcil olmayan kuşlar, yarasalar, kediler, köpekler ve develerde yaşamaktadır. Yakın geçmişte koronavirüsler insanlarda üç salgına sebep olmuştur. 2003'te SARS olarak tanımlanan, Ağır Akut Solunum Hastalığına yol açan koronavirüs Uzak Doğu'da bir çeşit yabani kediden, 2012'de MERS olarak tanımlanan, Orta Doğu Solunum Hastalığına yol açan koronavirüs ise Suudi Arabistan'da develerden insana geçmiştir. Şu anda salgına sebep olan koronavirüsün önce yarasadan insana geçtiği ve ardından insandan insana geçmeye başladığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, halen ülkemizdeki kuş, kedi ya da köpekler sağlık açısından hiçbir tehdit oluşturmamaktadır.

BELİRTİLERİ NELER?

7-Koronavirüs infeksiyonunun belirtileri nelerdir?
Bu virüs infeksiyonu diğer solunum yolu infeksiyonlarına benzer belirtilere sebep olmaktadır. Temel olarak ateş, öksürük ve nefes darlığına yol açmaktadır. Kuluçka dönemi (virüsle karşılaştıktan ilk belirtilerin ortaya çıkmasına dek geçen süre) 2-14 gün arasındadır.

Bu belirtileri olan ve infeksiyonun saptandığı ülkelerden gelen (son bir ay içinde o ülkelerde bulunmuş) ya da bu tür kişilerle teması bulunan kişiler bu infeksiyon açısından değerlendirilmelidir. Söz konusu ülkeler (26 Ocak itibariyle) şunlardır: Çin, Macau, Taiwan, Avustralya, Fransa, Japonya, Malezya, Nepal, Singapur, Tayland, Güney Kore, A.B.D., Vietnam. Hastaların %98'den çoğu Çin'de saptanmıştır.

8-Virüs nasıl bulaşır?
Tüm solunum virüsleri gibi, Coronavirus’un da temel olarak hasta kişinin öksürmesi, hapşırması ya da burnunu temizlemesi sırasında saçılan parçacıkların solunması ile bulaştığı bilinmektedir. Bu yolla bulaş, genellikle hasta kişiyle 1 metreden daha yakın mesafeli temas sonucu gelişmektedir. Ayrıca, hasta bir kişinin temas ettiği yüzeylere (kapı kolu vb.) dokunma ve daha sonra dokunan el ile ağız, burun ya da göze temas yoluyla da bulaşma riski bulunmaktadır.

9-Nasıl korunabilirim?
Tüm solunum yolu infeksiyonlarından korunmada benzer önlemler geçerlidir:
Eller sabunla en az 20 saniye boyunca düzenli olarak yıkanmalıdır. Eğer su ve sabun yoksa dezenfektan solüsyonlar kullanılabilir.
Her durumda, yıkanmamış ellerle gözlere, buruna ya da ağıza dokunmaktan kaçınılmalıdır.
İnfeksiyonu olan kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.
Hastaların mümkün olduğunca evden çıkmamaları, öksürürken ya da hapşırırken ağız ve burunlarını mümkünse kâğıt mendille kapatıp, mendili çöp kutusuna atmaları gereklidir. Kâğıt mendil yoksa ağız ve burunlarını kollarının iç yüzüyle örtmeleri önerilir (bu şekilde ellerinin temiz kalması ve virüsün el teması yoluyla yayılmasının önlenmesi amaçlanır). Hasta kişilerin maske takması da virüsün saçılmasını ve bulaşmayı azaltmaktadır.
Hasta kişinin elle temas ettiği yüzeylerin düzenli olarak temizlenmesi önerilir.
Koronavirüslere yönelik bir aşı bulunmamaktadır. Ancak, Çin hükümeti, salgının erken döneminde etken virüsün genetik yapısını belirlemiş ve dünyadaki bilim merkezleriyle paylaşmıştır. Dolayısıyla, bir aşı geliştirme çabaları en az üç ülkede (Çin, A.B.D. ve İngiltere) başlamıştır. Ancak herhangi bir aşının en acil koşullarda insanların kullanımına sunulması en az 6 aylık bir süre gerektirmektedir.

TEDAVİSİ VAR MI?

10-İnfeksiyona yakalanırsam nasıl tedavi olabilirim?
Önceki soruların yanıtlarında da belirtildiği gibi, influenza virüsü dışındaki solunum virüslerine etkili herhangi bir ilaç bulunmamaktadır. Bu nedenle yalnızca yakınmalarını hafifletmeye yönelik ağrı kesici, ateş düşürücü gibi ilaçlar kullanılabilir.
Ateşi 48 saat içinde düşmeyen  ya da solunum sıkıntısı (nefes darlığı) olan kişilerin bir sağlık merkezine başvurması gereklidir.